Aday adayı olduğum temsilcilik.
Blockchain Association ile Citadel arasında DeFi düzenlemesi konusunda görüş ayrılığı
Kripto para sektöründe faaliyet gösteren Blockchain Association, finansal piyasalardaki tokenizasyon eğilimi hız kazanırken, küresel piyasa yapıcılarından Citadel Securities’in ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolleriyle ilgili yaklaşımını sorguladı. ABD merkezli Blockchain Association, aralarında Coinbase, Circle ve Mysten Labs gibi şirketlerin de bulunduğu 100’den fazla üyesiyle sektörde savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Citadel’in sıkı düzenleme çağrısı ve sektörel itirazlar Blockchain Association, hafta başında SEC’ye gönderdiği yazıda, Citadel Securities’in Aralık ayında ilettiği ve DeFi protokolleri üzerinde daha sıkı denetim talep eden mektubuna yanıt verdi. Citadel, merkeziyetsiz finans protokollerini, algoritmalar yoluyla alıcı ve satıcıları eşleştiren borsalarla benzer yapılar olarak tanımlamıştı. Bu gerekçeyle SEC’nin mevcut istisna düzenlemesi yerine daha kapsamlı ve kamu görüşüne açılan bir mevzuat yöntemi benimsemesini istedi. Blockchain Association ise bu görüşe katılmadığını belirtti. Kurum, DeFi protokol geliştiricilerinin aracı ya da borsa işletmecisi sayılmaması gerektiğini, bunun kanunen insan yönetimindeki aracı kurumlar için tasarlanmış kategorilere uymadığı görüşünü dile getirdi. Blockchain Association, açıklamasında, “Komisyonun Başkan Atkins’in personeline geliştirmelerini istediği inovasyon istisnası çerçevesinde ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Önceki finansal teknoloji yeniliklerinde olduğu gibi tokenlaştırılmış hisse senedi işlemlerine de istisna tanınmalı,” ifadelerini kullandı. SEC’den düzenleyici çerçeveye dair tartışmalar SEC Başkanı Paul Atkins, kurumun yakın zamanda yeni düzenleme çalışmaları kapsamında kamuoyu görüşlerini toplamayı planladığını açıklamıştı. Öne çıkan başlıklardan biri de zincir üstü varlıklar için inovasyon istisnası oluşturulmasını içeren ve bir tür düzenleyici test ortamı işlevi görebilecek öneri oldu. Son dönemde şirketler, hisse gibi finansal varlıkların blockchain üzerinden işlem görmesini sağlayan tokenizasyon teknolojisini daha yakından inceliyor. Bu yaklaşım, işlemlerin daha hızlı ve verimli yapılmasını mümkün kılabiliyor. SEC bugüne kadar Nasdaq gibi bazı platformların tokenlaştırılmış menkul kıymetlerle ilerlemesine onay verirken, bu tür varlıkların halen menkul kıymet olarak sınıflandırılması gerektiğini ve menkul kıymet yasalarına tabi olmaya devam edeceğini vurguladı. Blockchain Association, geleneksel menkul kıymet mevzuatının aracı kurumları düzenlediğini, ancak tarafsız altyapı sağlayıcılarına yönelik aynı yükümlülüklerin geçerli olmaması gerektiğini belirtti. Grup, yayımladığı açıklamada, “Doğrulayıcılar, akıllı sözleşmeler, aracı bulundurmayan yazılımlar ve diğer blockchain tabanlı araçlar yalnızca yeni bir finansal altyapı sağlıyor, bu yüzden düzenlenen aracı kurumlara dönüşmüyor,” ifadelerine yer verdi. DeFi alanındaki gelişmeler devam ederken, Blockchain Association SEC’nin önceki örneklerde olduğu gibi muafiyet uygulama yetkisi bulunduğunu vurguladı. Blockchain Association, Citadel’in prosedürel talebinin gerçekte bir erteleme stratejisine dönüştüğünü savundu. Dernek, bu kapsamlı düzenleme sürecinin yıllar süreceğini ve bu esnada hem yatırımcıların hem de sektör yeniliklerinin dezavantaj yaşayabileceğini öne sürdü.
Sıcak Gelişme: İran ateşkese cevap verdi, şartlarını açıkladı
45 günlük ateşkesle ilgili haberler son saatlerde kripto paraların da toparlanmasına yardımcı oldu. İran başta iletişimi reddetti sonrasında müzakere masasını inkar etti. Fakat süreç beklendiği gibi ilerliyor, İran müzakere pazarlığında ve gün geçtikçe inkarları artık kabule dönüyor. İran ateşkesi Cuma günü Pakistan ve bölge ülkelerinin çabasıyla yürütülen müzakere çabalarının başarısızlığı hakkında İran’dan açıklama gelmişti. Ancak IRNA dakikalar önce Pakistan aracılığıyla ABD’ye İran’ın cevap verdiğini açıkladı. İran’ın yanıtı 10 maddeden oluşuyor. IRNA şunları yazdı; “İran, savaşın sona erdirilmesine ilişkin ABD önerisine Pakistan aracılığıyla yanıtını iletti. İran’ın yanıtı 10 maddeden oluşuyor. İran, Pakistan aracılığıyla ABD’ye verdiği yanıtta ateşkesi reddetti. Yanıtta, bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş için bir protokol gibi talepler yer alıyor. İran, ABD’ye verdiği yanıtta savaşın kalıcı olarak sona ermesini talep ediyor. İran’ın talepleri arasında yeniden inşa ve yaptırımların kaldırılması da yer alıyor.” Axios kaynakları İran’ın ABD’ye yanıt verdiğini doğruladı, ABD’li kaynak şunları söyledi; “İran, savaşı sona erdirme önerisine Pazartesi günü 10 maddelik bir yanıt gönderdi. Yanıt maksimalistti ve diplomatik bir çözüme doğru ilerlemeye izin verip vermeyeceği belirsiz.” Trump ara seçimlere ilerlerken bu süreci noktalamak zorunda ve İran’a zaten büyük ölçüde zarar verdi. Bu aşamadan sonra savaşın noktalanması ve enflasyonist baskının kırılması için az vakti var. Yoksa Warsh bile faizleri indiremez. Peki son gelişmeler ne kadar ciddiye alındı? Bunu anlamak için her zamanki gibi petrol grafiğine bakıyoruz. Yukarıda gördüğünüz üzere bir miktar düşüşü tetiklese de petrol 108 dolar üzerinde kalmaya devam ediyor. Eğer ateşkes umutları artarsa kırmızı mumların hızla büyüdüğünü göreceğiz.
Onchain likidite yönlendirme süreçlerinde DEX toplayıcılarının artan rolü ve dönüşümü
Blokzincir tabanlı piyasalarda likidite, geçmişte yalnızca belirli birkaç havuzda toplanırken günümüzde binlerce havuza ve farklı merkeziyetsiz borsalara yayılmış durumda. Farklı ağlarda işlem gören varlıkların fiyat ve likidite düzeyleri değişkenlik gösterdiği için, “en iyi fiyat” arayışı geleneksel yöntemlerle zorlaştı. Toplayıcıların piyasa üzerindeki etkisi Bu parçalı yapı, basit gibi görünen takas işlemlerini karmaşık bir optimizasyon problemine dönüştürüyor. Merkeziyetsiz borsa toplayıcıları (DEX aggregators) kullanıcının birden fazla havuz ve borsa arasında manuel karşılaştırma yapmasına gerek kalmadan en uygun takas rotasını sunmayı amaçlıyor. Kullanıcılar, uçuş arama motorlarına benzetilebilecek bu sistemler sayesinde piyasanın en iyi takas olanaklarına daha hızlı ve güvenli ulaşabiliyor. Toplayıcılar artık yalnızca kolaylık sağlayan bir katman değil, likiditelerin daha da dağılmasıyla, verimli onchain işlemler için temel bir geçiş noktası haline geliyor. Bu sistemler, kullanıcı talimatlarını karmaşık bir eylem planına çeviriyor ve hem fiyat hem de güvenlik açısından işlemi optimize ediyor. Bu noktada, toplayıcıların altyapısı iki ana bileşenden oluşuyor: yönlendirme motoru ve işlem koruma katmanı. Yönlendirme motoru, piyasanın güncel durumunu analiz ederek en avantajlı işlem yollarını tespit ederken; işlem koruma katmanı ise işlem gerçekleşirken değer kaybı yaşamamak adına çeşitli koruma mekanizmaları uyguluyor. Teknolojik gelişmeler ve yeni modeller Yönlendirme motorunun görevi, bir işlemi en uygun şekilde birçok farklı havuza bölebilmek ve fiyat dalgalanmasını minimize etmek. Bu işlemde, hem en kısa ve avantajlı yolu bulmak hem de işlemi küçük parçalara bölerek fiyat kayıplarını azaltmak önem taşıyor. Özellikle yüksek hacimli işlemlerde, tek bir havuz kullanılması önemli bir fiyat etkisine neden olabileceğinden, sistemi uygun şekilde bölmek gerekliliği öne çıkıyor. Diğer yandan, işlem koruma katmanı piyasa değerinin korunmasına odaklanıyor. Blokzincir işlemleri gerçekleşmeden önce ağda kamuya açık olduğu için, kötü niyetli aktörlerin avantaj sağlamasına imkan tanıyor. Toplayıcılar bu tip saldırılara karşı çeşitli gizlilik ve koruma önlemleri geliştirerek, kullanıcının aldığı fiyat ile piyasadaki gerçek fiyat arasındaki farkı azaltmayı hedefliyor. Bugün DEX toplayıcıları, yalnızca fiyat avantajı sunmakla kalmıyor; işlem yönlendirmesi, gizlilik ve güvenlik alanlarında da kullanıcıya daha bütüncül bir hizmet sağlamaya yöneliyor. Toplayıcıların bu rolü, merkeziyetsiz borsalar üzerindeki dengeyi de değiştiriyor; piyasa gücü bireysel borsalardan çok toplayıcıların dağıtım ve yönetim kabiliyeti üzerinde yoğunlaşıyor. Erken dönem toplayıcılar, tek zincir üzerinde kısıtlı havuzları karşılaştıran basit sistemlerdi. Likiditenin daha fazla bölünmesiyle birlikte çoklu ağ desteği, ileri seviye yol bulma ve MEV (maksimum çıkarılabilir değer) gibi risklerin azaltılması gibi gelişmiş fonksiyonlar geliştirildi. Alanın yeni sınırı olarak “yetkili işlemler” modeli görülüyor. Kullanıcılar, klasik önceden belirlenmiş yolları seçmek yerine, en uygun sonucu sağlamak üzere çözümleyicilerin rekabet ettiği daha esnek bir modelde işlemlerini başlatabiliyor. Böylece yönlendirme ve yürütme yükünü piyasadaki çözümleyiciler üstleniyor, işlem kalitesini iyileştirmek mümkün hale geliyor.
Strategy’nin Bitcoin portföyünde büyük kayıp ve yeni alım adımı
Michael Saylor tarafından yönetilen ve özellikle Bitcoin yatırımlarıyla tanınan Strategy, 2026 yılının ilk çeyreğinde Bitcoin portföyünde gerçekleşmemiş 14,46 milyar dolarlık bir kayıp açıkladı. Bu zarar, son dönemde piyasadaki değer kaybından kaynaklanırken, şirket Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) sunduğu son 8-K raporunda, bu düşüş ve ilişkili vergi kaybı sayesinde 2,42 milyar dolarlık ertelenmiş vergi varlığı elde ettiğini duyurdu. Böylece, şirket bilançosunda oluşan kayıpların bir kısmını vergi yoluyla telafi etme imkanı buldu. Yeni alım süreci ve ortalama maliyet Zarar açıklamasına rağmen, Strategy ek Bitcoin alımlarına devam etti. Şirket, 1 Nisan ile 5 Nisan arasında toplamda 4.871 adet Bitcoin daha satın aldı. Yaklaşık 330 milyon dolarlık bu alımla birlikte firma toplam Bitcoin varlığını 766.970 adede taşıdı. Bu rakam güncel piyasa değeriyle 53 milyar dolara karşılık geliyor. Son alımlarla birlikte Strategy’nin Bitcoin başına ortalama maliyet fiyatı da bir miktar geriledi ve 75.694 dolardan 75.644 dolara düştü. Bitcoin alımlarının, şirketin halka arz edilen hisse satışlarından elde edilen gelirle finanse edildiği belirtildi. Strategy, sektörün en fazla Bitcoin’e sahip kurumsal aktörlerinden biri olarak biliniyor ve bu alımlar, piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalara rağmen şirketin uzun vadeli stratejisini koruduğu yönünde değerlendiriliyor. Sermaye artırımı ve uzun vadeli planlar Şirket, son dönemde gelişen Bitcoin fiyatlarına rağmen, portföyüne bugüne kadar ödediği ortalama bedelin üzerinde bir pozisyonda bulunuyor ve toplamda 4,7 milyar dolarlık gerçekleşmemiş kayıp tutuyor. Bu veriler SaylorTracker tarafından sağlandı. Geçen ay, Strategy halka arz edilen MSTR hisselerinde, STRC adlı imtiyazlı hisselerinde ve STRK kodlu diğer bir imtiyazlı hisse kaleminde ek satışa gitti ve toplamda 21 milyar dolarlık MSTR hisse, 21 milyar dolarlık STRC imtiyazlı hisse ve 2,1 milyar dolarlık STRK imtiyazlı hisse satışı gerçekleştirdi. Böylece şirket, tek seferde büyük bir fon toplamak yerine kademeli olarak kaynak yaratma yoluna gitti. Bu yeni atılan adımlar, firmanın önceden açıkladığı “42/42” planı kapsamında yer alıyor. Şirket, bu plan doğrultusunda 2027 yılına kadar hisse ve dönüştürülebilir tahviller yoluyla toplam 84 milyar dolarlık sermaye artışı hedefliyor. Amaç, fon sağlandıkça yeni Bitcoin alımlarını finanse edebilmek. Geçen aralık ayında ise Strategy uzun vadeli sermaye yapısını da değiştirdi. Portföyde ABD doları cinsinden rezerv eklenerek, şirketin düzenli temettü ödemelerini gerçekleştirme ve dijital varlık yönetiminde esneklik sağlama hedefi ortaya koyuldu. Strategy’nin en son güncellenen 8-K raporunda, dijital varlık portföyündeki değişimlere ek olarak, sermaye yapısında daha geniş finansal alternatifleri değerlendirmeye odaklandığı vurgulandı. Bu gelişmeler, Strategy’nin kripto piyasasındaki fiyat hareketlerine ve dalgalanmalara rağmen, uzun vadeli Bitcoin stratejisi doğrultusunda yeni adımlar atmaya devam ettiğini gösterdi.
Bitcoin ağında küçük ölçekli madenci, düşük hashrate ile blok ödülünü aldı
Küçük bir bitcoin madencisi, ağın toplam işlem gücüne göre oldukça düşük bir hashrate ile blok doğrulayarak 3,139 BTC tutarında ödül elde etti. Madenci, yaklaşık 230 terahash/saniye gücüyle blok 943,411’i doğruladı ve bu işlemden yaklaşık 210 bin dolar gelir sağladı. Bu oran, toplam bitcoin ağının saniyede bir zetahash’a yaklaşan üretim kapasitesi yanında yok denecek kadar küçük kabul ediliyor. Solo madencilik ve CKpool’un rolü Kazanan madenci, 2014 yılında faaliyete geçen ve madencilere ödülün tamamını, sadece yüzde 2’lik bir kesintiyle alma fırsatı sunan solo.ckpool.org havuzuna bağlıydı. CKpool’un geliştiricisi Con Kolivas, bu blok doğrulamasının gerçekleştiğini sosyal medya üzerinden açıkladı. Kolivas, söz konusu madencinin herhangi bir günde blok bulma olasılığının yaklaşık 1’de 28 bin olduğunu belirtti. Madencinin sahip olduğu güç, tek bir evde çalışabilecek birkaç ASIC cihazı kullanılarak ulaşılabilecek bir aralıkta kalıyor. Yani bu kazanç, büyük ölçekli veri merkezlerinin veya bulut kaynaklı bir operasyonun ürünü değil. Kıyaslama açısından, halka açık madencilik şirketlerinden Riot Platforms’un toplam işlem gücünün 30 exahash’ın üzerine çıktığı biliniyor. Bu miktar, bugün blok doğrulayan küçük madencinin gücünden yaklaşık 130 bin kat daha yüksek. Solo başarılar ve blok ödüllerindeki nadir örnekler Bugünkü başarı, CKpool üzerinde bugüne kadar kaydedilen 312’nci solo blok doğrulaması oldu. Bu arada, şubat ayı sonunda yaşanan son solo başarıdan sonra, 33 gün boyunca havuzda yeni bir blok bulunamamıştı. Son 12 ay içinde solo havuzlardaki madenciler toplamda yalnızca 20 bitcoin bloğu doğruladı ve bu doğrulamalar sonucunda 62,96 BTC’lik ödül dağıtıldı. Ortalama olarak, yaklaşık 19 günde bir solo blok elde edilebiliyor. Bu dönemde en uzun bloksuz geçen süre ise 58 gün olarak kayıtlara geçti. Bu tarz nadir başarıların son zamanlarda tekrarlandığı görülüyor. Aralık ayında yaklaşık 270 terahash hızla çalışan bir madencinin, benzer oranlarda düşük ihtimale rağmen 285 bin dolara yaklaşan ödül kazandığı aktarıldı. Kasımda ise yalnızca 6 terahash kapasiteli, eski model tek bir ASIC aygıtıyla çalışan bir madenci, 180 milyonda bir gibi son derece düşük bir şansla blok doğrulayıp ödüle ulaştı. O ödül ise 265 bin dolar civarında gerçekleşmişti. Yine şubat ayı sonlarında, sadece birkaç saatliğine kiralanan 1 petahash işlem gücüyle CKpool’a yönlenen bir cihaz, yaklaşık 75 dolarlık harcamayla 200 bin doları bulan blok ödülünü kazanmayı başardı.
Bitmine Immersion Technologies’in Ether Portföyü 4,8 Milyon Adede Ulaştı
Kripto varlık yönetiminde öne çıkan Bitmine Immersion Technologies, portföyündeki ether (ETH) miktarını 4,8 milyon adede yükseltti. Şirket bu seviyeyle toplam ether arzının yüzde 3,98’ine karşılık gelen bir varlık büyüklüğüne ulaşmış durumda. Varlıkların güncel değeri yaklaşık 10,2 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bitmine, ether birikimini artırarak piyasanın önemli oyuncularından biri olmayı hedefliyor. New York Borsası’nda İşlem Başlıyor Şirketin yaptığı açıklamaya göre Bitmine, 9 Nisan’dan itibaren New York Menkul Kıymetler Borsası’nda (NYSE) işlem görmeye başlayacak. Daha önce NYSE American’da listelenen hisse senetleri, bu tarihten itibaren ana borsada yatırımcılarla buluşacak. Bu gelişme, şirketin uluslararası yatırımcı tabanını genişletme ve görünürlüğünü artırma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bitmine’in elinde tuttuğu ether miktarı, sektörde sıkça karşılaştırılan Bitcoin depolamasında öne çıkan Strateji şirketiyle benzer bir yaklaşımı yansıtıyor. Strateji, toplam Bitcoin arzının yüzde 3,8’ini bulundururken, Bitmine ether tarafında daha büyük bir paya sahip oldu. Her iki şirket de portföylerini büyütmek için piyasa geri çekilmelerinde alım gerçekleştiriyor. Staking Gelir Modeli Ve Yatırım Hedefleri Geçtiğimiz bir hafta içinde Bitmine portföyüne 71.252 ether daha ekledi. Yönetim Kurulu Başkanı Tom Lee, bu alış sürecini kripto piyasasında yaşanan kısa vadeli düşüşlerden faydalanmak amacıyla gerçekleştirdiklerini aktarıyor. Lee, ether piyasasının ‘mini kripto kışı’ndan çıkış evresine girdiğine inandığını belirtiyor. Bitmine’in toplam kripto ve nakit varlıkları 11,4 milyar dolara ulaşırken, bu tutarın 864 milyon doları nakit varlıklardan, 198 adedi ise Bitcoin’den oluşuyor. Ayrıca Beast Industries ve Eightco Holdings gibi çeşitli şirket hisseleri de portföyde yer alıyor. Şirketin iş modeli, Strateji şirketinden farklı olarak staking (doğrulama için varlık kilitleme) geliri yaratma üzerine kurulu. Portföydeki 4,8 milyon ether’in 3,33 milyonu, yeni hizmete alınan Mavan adlı kurumsal doğrulama ağı üzerinden stake ediliyor. Bu pozisyonun değeri yaklaşık 7,1 milyar dolara denk gelirken, şirket bu varlıklar üzerinden yıllık 196 milyon dolar staking geliri elde ediyor. Sunulan yüzde 2,78’lik getiri sayesinde Bitmine, düzenli nakit akışı elde eden nadir büyük kripto şirketlerinden biri hâline geldi. Tüm ether’ler stake edildiğinde yıllık staking ödülünün 282 milyon dolara çıkacağı öngörülüyor. Açıklamada Tom Lee, son dönemde yaşanan İran geriliminin ardından ether’in değer artışı gösterdiğini ve buna paralel olarak S&P 500 ile altının getirilerini geride bıraktığını belirtiyor. Lee’nin değerlendirmesine göre, “ETH, kriz ortamlarında değer saklama aracı olarak öne çıkıyor.” Bitmine bugün ABD’de en çok işlem gören 96. şirket konumunda. Şirket hisselerinde günlük ortalama 987 milyon dolarlık işlem hacmi kaydedildiği görülüyor. Yatırımcı portföyünde ARK Invest, Founders Fund, Pantera, Galaxy Digital ve Kraken gibi alanında bilinen kurum ve fonlar yer alıyor.
6 Nisan QCP Capital kripto para raporu ve tahminler
Pazartesi klasiği olarak ateşkes, anlaşma potansiyeli yeniden gündemde ancak İran henüz bu yöndeki haberlere cevap vermedi. Cuma günü herhangi bir anlaşma olmadığı söylemişti. Şimdi Trump’ın yeni son tarihine ilerlerken piyasalar nispeten ılımlı. Çarşamba günü 03:00’a kadar ateşkes konusu netleşmiş olacak peki QCP analistleri ne diyor? QCP Capital kripto raporu Yeni Pazartesi raporunu yayınlayan QCP Capital gündemi meşgul eden ateşkes açıklamalarına odaklanıyor. Bunun blöf olmaya ihtimali ve ateşkes olmadığı senaryoda yaşanabilecekler odak noktasında. “Trump, İran konusunda kararını bir kez daha erteledi ve İran’ın enerji altyapısına yönelik olası saldırıların son tarihini Salı günü saat 20:00’ye (EST) uzattı; bu, dördüncü erteleme oldu. Son dönemdeki eğilime paralel olarak 45 günlük ateşkes önerisi piyasa açılışına eşlik etti. Gerginliğin tırmanmasının, özellikle enerji piyasasındaki aksaklıklar yoluyla, ekonomik ve insani sonuçları ağır olsa da, piyasalar bu riskin aciliyetini giderek daha az dikkate alıyor. Ham petrol, Cuma günkü seviyelerin altında işlem görüyor ve hisse senedi vadeli işlemleri genel olarak istikrarlı seyrediyor. Hafta sonu gerginliği tırmandıran söylemlerin ardından hafta başında gerginliği azaltan sinyallerin gelmesiyle geçen birkaç haftanın ardından, piyasalar bu eğilimi fark etmeye ve önemsememeye başlıyor.” Opsiyon piyasasındaki değişime dikkat çeken analistler 28 Şubat’ta başlayan ABD-İran çatışmasından bu yana en düşük seviyesine gerileyen zımni volatilitenin mantığa aykırı olduğunu yazdı. Hedge talebi azalırken belirsiz ortadan kalkmadığından bu eğilim bize sürprizlerin yolda olduğunu söylüyor. “Kurumsal talep olumlu seyrini sürdürüyor. Spot Bitcoin ETF’leri Mart ayında yaklaşık 1,32 milyar dolarlık net giriş kaydetti; bu, dört ay üst üste çıkışın ardından ilk pozitif ay oldu. Aynı zamanda, Strategy birikim yapmaya yeniden başladı ve geçen haftaki duraklamanın ardından mevcut seviyelerde alıcıları güçlendirdi; bu duraklama, kuantum ile ilgili yeni manşetler arasında talebin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratmıştı. Ethereum tarafında ise Bitmine alımlarına devam ediyor ve geçen haftaki ek alımların ardından varlıklarını yaklaşık 4,73 milyon ETH’ye çıkardı. Genel olarak, Asya seansı daha net bir risk iştahı havasıyla açıldı, ancak bu hareketin sürdürülebilirliği, Paskalya döneminin ardından ABD piyasalarının yeniden açılmasıyla test edilecek. Şu an için pozisyonlar, yatırımcıların Trump’ın “hepsi bir arada” başka bir küresel arz şoku, resesyon ve felaket niteliğinde bir insani krizi tetikleyeceği yakın bir tırmanma senaryosuna hazırlıklı olmadığını gösteriyor.” Çöküş senaryosu masada Bu hafta artık dananın kuyruğu kopacak. Trump daha önce çok defa ateşkes olacak, müzakereler sürüyor şeklinde açıklamalar yaptı. ABD kaynakları da bu yönde çok son dakika duyuruları geçti. Ancak bunların hepsi yalanlandı. Nitekim İran kaynakları da 45 günlük ateşkesi doğrulamıyor. O halde Çarşamba gününün ilk saatlerinde ateşkes başlamamış olursa risk piyasalarında çöküş görebiliriz. Daha önce açıkladığımız üzere Hürmüz Boğazının kapalı kalması enerjiden gıdaya kadar birçok şeyin fiyatını etkiliyor. Gübre, helyum, petrol, alüminyum derken birçok önemli maddenin ciddi oranda arzı kesintiye uğradı. Daha da kötüsü savaş uzarken Husiler İran’a destek için Kızıldeniz’i kapatabilir. Bu da petrol arzının daha da daralması, birçok hammaddenin daha kıt hale gelmesi anlamına gelir. Özetle gelecek haberleri takip edeceğiz ve Çarşamba günü Fed tutanakları geldikten sonraki saatlerde ateşkesin resmen ilanı için son an olacak.
Circle, Arc blokzincirinin kuantum dirençli yol haritasını açıkladı
USD Coin’in (USDC) arkasındaki şirket olan Circle, Arc adlı Layer 1 blokzincirinin kuantum teknolojisine karşı dayanıklılığa odaklanan yol haritasına dair yeni bir blog yazısı yayımladı. Circle, sektörde kurumların kuantum sonrası şifreleme standartlarını şimdiden dikkate alması gerektiğine dikkat çekti. Şirketin açıklamasında, halka açık anahtar şifrelemenin kuantum bilgisayarlar tarafından kırılabileceği dönemin 2030 yılı veya daha erken bir tarihte gelebileceği vurgulandı. Google’ın kuantum bilgisayarlarla ilgili blog yazısında da benzer kaygılar dile getirildi ve bitcoin’in düşünülen zamandan daha önce risk altında olabileceği ifade edildi. Circle’dan kuantum risklerine karşı uyarı Circle, günümüzde de riskin fiilen başladığını belirtti. Henüz kuantum teknolojisi geniş ölçekte kullanılmasa da kötü niyetli kişilerin bugünden itibaren verileri topladığı, gerektiğinde bu bilgileri güçlü kuantum bilgisayarlarla ileri tarihlerde çözebileceği aktarıldı. Circle’ın yönlendirmesine göre, bankalar, finansal teknoloji şirketleri, stabilcoin çıkarıcıları ve varlık tokenleştirme platformları için uzun vadeli kriptografik dayanıklılık bir gereklilik olarak ele alınmalı. Circle tarafından yapılan değerlendirmede, “Circle bu riskler için aktif önlem alıyor. Bankalar, fintech şirketleri, diğer stabilcoin sağlayıcıları ve küresel şirketler için uzun vadeli şifreleme sağlamak, bugünkü altyapı kararlarında temel gereksinim olarak yer alıyor,” ifadelerine yer verildi. Şirketin yayımladığı yol haritasında, Bitcoin’in UTXO’sunu kuantum sonrası cüzdanlara taşımak için yapılacak bir dönüşümün ideal koşullarda bile aylar alabileceği, ertelendiği takdirde ise uygulamada acele edilmesinin risk doğuracağı belirtildi. Arc blokzincirinin teknik stratejisi ve yeni adımlar Circle, EVM ile uyumlu yeni ağında kuantum dirençli özelliklerin hazır olacağı bilgisini verdi. Şirket ayrıca altyapılarını böylesi tehditlere karşı baştan sona dirençli kılacak net bir yol haritası üzerinde çalıştıklarının da altını çizdi. Arc’ın halka açık testnet’i Ekim 2025’te başlatıldı; ana ağ lansmanının ise bu yıl içinde gerçekleşmesi planlanıyor. Planlara göre ana ağın devreye alınmasıyla birlikte Arc, kullanıcılara kuantum teknolojisine karşı dayanıklı cüzdanlar oluşturmayı mümkün kılan yeni bir imza altyapısını sunacak. Bu özellik, kullanıcı isteğine bağlı olarak sunulacak ve zorunlu tutulmayacak. Circle, ileri dönemde ağın çevre altyapısının da kuantum dayanıklılığına kavuşturulacağını ve doğrulayıcı kimlik doğrulamanın güncellenerek, kuantum tabanlı saldırıların engelleneceğini aktardı. Ayrıca Arc’ın hem geliştiriciler hem de kurumsal kullanıcılar için, aşırı dağınıklık ya da kesinti yaratmadan kuantum sonrası sürece geçiş imkanı sağlaması amaçlanıyor. Circle tarafından yapılan paylaşımda, “Kuantum dayanıklılığı; sadece araştırma makalelerinde, örnek pilot projelerde ya da uzak geleceğe dair yol haritası sunumlarında kalmamalı. Bu özelliklerin, gerçek altyapıya da entegre edilmesi gerekiyor. Arc’ın hedefi, pratik, dirençli ve uyarlanabilir bir blokzincir altyapısı sunmak,” ifadeleri yer aldı.
On binlerce ETH ve binlerce BTC aldılar, neler oluyor? İran ile 45 günlük ateşkes
BTC ve ETH bugün kayda değer yükseliş yaşadı ve İran ile ateşkes gündemde. Fakat aynı anda İran’a saldırılar da devam ediyor. Kripto paralardaki yükseliş İran’ın ateşkesi yalanlamasıyla hızla tersine dönebilir ancak şimdilik bu yönde bir gelişme yok. BitMine ve Strategy birikim yapmaya devam ediyor. İran ile ateşkes Geçtiğimiz saatlerde İran’ın ateşkes istediğine dair haberler düştü. Yazı hazırlandığı sıradaysa Axios ateşkesin masada olduğunu ancak henüz bu aşamada Trump’ın planı onaylamadığını söylüyor. Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkiliye dayandırılan raporda şu detaylar var. “ABD ile İran arasında 45 günlük ateşkes planı, şu anda tartışılan birkaç öneriden biri. Trump henüz bunu onaylamadı. “Epic Fury” operasyonu devam ediyor.” Beyaz Saray sızıntısı gündeme düşerken Fars Haber Ajansı İran’ın Marvdasht kentindeki petrokimya kompleksinin saldırıya uğradığını açıkladı. Önümüzdeki saatlerde gelecek son dakika manşetleri kripto paralarda yönü belirleyecek. Petrol 110 doların altına indi ancak düşüşüne devam etmiyor. Gelecek haberlere bağlı olarak bu grafikte göreceğimiz değişim BTC ve altcoinlerde de büyük hareketleri tetikleyecek. 23 Mart tarihinde mutabakattan bahsedip petrol fiyatını hızla aşağı indiren Trump aynı gün yalanlanmıştı. Devamında başlatılan yeni saldırılar petrolü önceki zirvesine itiyor. BTC ve ETH alımları Michael Saylor’un şirketi alımlara devam ediyor. Strategy, ortalama 67.718 dolar maliyetle 329 milyon dolara 4.871 BTC daha satın aldı. Şirketin bugün itibariyle varlıkları 766.970’e yükseldi. Toplam ortalama maliyet 75.644 dolara geriledi ve tüm alımlar için harcanan nakit 58 milyar doları aştı. Bir Pazartesi klasiği olarak BitMine da alım yaptığını açıkladı. BitMine, geçtiğimiz hafta 71.252 ETH aldı. Tom Lee güncel durumla ilgili şunları söyledi; “İran savaşı 6. haftasına giriyor ve bu savaş, küresel piyasaların en önemli itici gücü olmaya devam ediyor. ETH, savaşın başlangıcından bu yana %6,8’lik bir kazançla en iyi performans gösteren ikinci varlık oldu ve S&P 500’ü geride bıraktı. Ayrıca ETH’nin altını 1.840 baz puan geride bırakması, ETH’nin savaş zamanında bir değer saklama aracı olduğunu gösteriyor. Şu anda, bu savaş riskli piyasalar üzerinde küresel merkez bankalarından daha fazla etki yaratıyor.”
Solana fiyatında sıkışma sürüyor: Kritik seviyeler ve on-chain veriler yakın vade için belirleyici olacak
Solana, son günlerde dar bir fiyat aralığında işlem görmeye devam ediyor. Kripto para piyasasında önemli bir yere sahip olan Solana, hız ve düşük maliyetli işlemler sunmasıyla biliniyor. Son dönemde yaşanan sıkışmada destek $78 olarak öne çıkarken, direnç seviyesi ise $85 sınırında yoğunlaşıyor. Alım ve satım baskısının bu seviyelerde sıklaşması, yakın vadede sert bir hareketin habercisi olarak değerlendiriliyor. Teknik görünüm: Destek ve direnç aralığında karar aşaması Fiyat hareketlerine bakıldığında, $85 seviyesi kısa vadede güçlü direnç olarak öne çıkıyor. Son girişimlerde bu bölgenin aşılması mümkün olmadı ve fiyat bu noktadan geri çevrildi. $78 ile $80 aralığı ise, aşağı yönlü baskılara rağmen fiyatın tutunduğu temel destek olarak çalışmaya devam ediyor. Güncel verilere göre Solana’nın değeri $81,64 seviyesinde yer alırken, son 24 saatte yaklaşık yüzde 2,6 oranında yükseliş yaşadı. Eğer fiyat $78’in altına inerse, teknik yapının zayıflaması ve $67 sınırına doğru yeni bir gerileme riskinin oluşması mümkün görünüyor. Tersi senaryoda, fiyat desteği korursa ve yukarı yönlü kırılım gelirse ilk hedef $85; bunun aşılması halinde ise $90 ile $95 aralığı gündeme gelebilir. Bu süreçte, mevcut fiyat aralığının korunması piyasanın kararsızlığını gösteriyor. Net bir yön alınmadıkça fiyatların bu iki ana seviye arasında hareket etmesi bekleniyor. On-chain veriler ve piyasa iştahı Son on-chain verilere bakıldığında piyasadaki pozisyonların karışık sinyaller verdiği görülüyor. Özellikle kimliği açıklanmayan büyük bir yatırımcı yaklaşık 114 milyon dolar değerinde SOL bakiyesini stake etti ve bu hamleyle ciddi bir miktarın dolaşımdan çekilmesi, piyasanın uzun vadeli beklentilerine dair olumlu bir işarete dönüştü. Ancak olumlu sinyallere karşılık, güncel veriler son günlerde yaklaşık 110 milyon dolar tutarındaki SOL miktarının borsalara taşındığını gösteriyor. Bu durum genellikle satış baskısı olarak kabul ediliyor ve bazı yatırımcıların pozisyonlarını azaltmaya hazırlandığına işaret ediyor. Ali Charts tarafından paylaşılan verilerde, büyük yatırımcıların son dönemde borsalara yüklü miktarda SOL aktardığı ve bunun kısa vadede satış baskısı yaratabileceği vurgulanıyor. Piyasa katılımcılarının bazıları uzun vadede yükseliş beklentisiyle hareket ederken, bir bölümü ise bu seviyelerde kar elde etmeyi tercih edebiliyor. Kararsızlığın devam ettiği şu süreçte fiyatlarda sert hareketler yaşanabileceği belirtiliyor. Momentumda toparlanma işareti Teknik göstergeler tarafında ise, öncü momentum sinyalleri yukarı yönlü hareket potansiyelini işaret etmeye başladı. DrBullZeus tarafından yapılan değerlendirmelere göre, 12 saatlik MACD göstergesi yukarı yönlü kesişme noktasına yaklaşırken, bu tür bir sinyal çoğunlukla kısa vadeli yükseliş beklentisini artırıyor. DrBullZeus, MACD göstergesindeki olası pozitif kesişmenin, fiyatın ilk aşamada $85 direncini tekrar test etmesinin önünü açabileceğine dikkat çekiyor. Bu kesişmenin teyit edilmesi halinde, Solana fiyatında yukarı yönlü ivmenin güç kazanması ve direnç seviyesinin aşılması beklenebilir. Ancak, hızlı bir kırılım görülmezse fiyatların sıkışık aralıkta hareketini sürdürmesi olası görünüyor.
Strategy şirketi son alımla birlikte Bitcoin portföyünü büyüttü
Michael Saylor’ın yönetimindeki Strategy şirketi, geçen hafta boyunca toplam 4.871 Bitcoin ekledi. Yapılan alımların ortalama birim fiyatı 67.718 dolar oldu. Şirket, bu yeni alımlar için yaklaşık 329,9 milyon dolar harcadı. Satın alma işlemlerinin ayrıntılarına ilişkin bilgi kamuoyuyla paylaşıldı. Alımın finansmanı ve mevcut portföy büyüklüğü Alımların büyük bölümü STRC imtiyazlı hisse senetlerinin 227,3 milyon dolarlık satışı ile finanse edildi. Kalan miktarın finansmanı ise 72 milyon dolar tutarındaki adi hisse satışıyla sağlandı. Bu süreçte şirketin farklı finansal enstrümanlarla kaynak yarattığı görüldü. Son eklemelerle birlikte Strategy’nin toplam Bitcoin portföyü 766.970 adede ulaştı. Söz konusu miktar, ortalamada 75.644 dolarlık maliyetle elde edildi. Firmanın Bitcoin varlıklarının toplam değeri 58,02 milyar dolara yaklaşmış durumda. Yazı hazırlandığı anda Bitcoin yaklaşık 69.120 dolardan işlem görüyor. Piyasa değeri ve kurumun sektördeki rolü Şirketin elindeki mevcut pozisyonda yaklaşık 5 milyar dolarlık gerçekleşmemiş zarar ortaya çıkıyor. Bu zarar oranı, toplam portföy büyüklüğünün yüzde 8’ine denk geliyor. Bitcoin’in mevcut piyasa fiyatında yaşanan dalgalanmalara rağmen, kurumun elindeki varlıklar uzun vadede stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Strategy, bugüne kadar piyasadaki dijital varlıkların yüzde 3,8’ini portföyüne katmış durumda. Şirket, toplam 20,01 milyon adetlik dolaşımdaki coin’in önemli bir bölümünü elinde bulunduruyor. Bu büyüklükle Strategy, Bitcoin alanındaki en büyük kurumsal yatırımcı olma konumunu koruyor. Kurumun son 30 günlük süreçte yaptığı yoğun alımlar, sektör analiz raporlarında da dikkat çekti. CryptoQuant tarafından yayınlanan değerlendirmeye göre, Strategy mart ayı sonuna dek 44.000 civarında Bitcoin toplamış durumda. Bu hacim, spot ETF’lerin aynı dönemde satın aldığı yaklaşık 50.000 Bitcoin’e oldukça yakın bir seviyede gerçekleşti. Şirketin geniş portföyü ve devam eden alımları, kurumsal alanda piyasa üzerindeki etkisini artırıyor. Kripto piyasasındaki bu büyüme, özellikle büyük yatırım fonlarının pozisyonlarıyla yakından ilişkilendiriliyor. Michael Saylor liderliğindeki kurum, ABD merkezli bir teknoloji şirketi olarak tanınıyor ve son yıllarda Bitcoin yatırımlarını artırarak dikkat çekti. Şirket, mevcut stratejisini teknoloji alanındaki faaliyetleriyle birlikte sürdürüyor.
6 Nisan kripto paralarda son durum ve bugün beklenenler
Bitcoin fiyatı güne 69 bin doların üzerinde devam ediyor ve altcoinler tekrar yeşile döndü. AVAX kazançlarını %5’in üzerine taşıdı ETH de nihayet 2.100 doları geri kazandı. Ethereum grafiğindeki kırılma 1.900 dolara düşüş endişelerini baskılarken altcoinlerde daha büyük kazanç potansiyelinin önünü açtı fakat riskler halen devam ediyor. Kripto paralarda son durum Ateşkes için vakit daralıyor ve umutlar halen sönmediğinden ABD vadelileri yükselirken petrol bir miktar geri çekildi. Özellikle ETH fiyatının bugün kilit eşiği aşmış olması umut verici. Ancak önümüzdeki günlerde kötü haber yağmuru görme potansiyelimiz yüksek. Çarşamba günü 03:00 (TSİ)’a kadar anlaşma olmazsa muhtemelen daha ağır saldırılar olacak. İran ufak uzlaşı sinyalleri verdiğinden eğer niyetleri varsa bu tarihten önce daha somut adımlar atmaları gerekiyor. Geride bıraktığımız saatlerde İran’ın ateşkes için baskı yaptığına dair bir haber servis edildiğinden hissiyat değildi. 65 gün önce 2.300 doları kaybeden ETH direnci aşmak için deneme yapsa da 20 gündür bu seviyeye geri dönememişti. Şimdi 2.100 dolar yeniden aşıldığından 2179 dolar üstü kapanışlar görmemiz halinde tekrar direncin hedeflenmesi mümkün. Bu senaryoda 2 aydan uzun süredir devam eden sıkıcı hareketin tersine dönmesi ve 2813 doların test edilmesi beklenebilir. Elbette ilk defa 2.100 doları (bu 65 günde) test etmedi daha önce de denemeler oldu yani bugünkü yükselişi “net bir geri dönüş” olarak görmemiz gerekiyor. Sevinmek için erken denilebilir. Trump’ın gündemi 17:00’da Trump Beyaz Saray’daki Paskalya etkinliğine katılacak. 20:00’da Trump’ın askerlerle basın toplantısı olacak. 22:30’daysa Pesach Bayramı kutlamalarına katılacak. Yani önümüzdeki saatlerde Trump’ın çok fazla şey söylediğini göreceğiz. Eğer gerçekten İran ateşkese yaklaştıysa ABD Başkanının açıklamalarının tonunda da bunu görmeliyiz. Yarın NY Fed’in enflasyon beklentisi yayınlanacak ve 1 yıllık beklentiyi içerdiğinden savaşın etkilerinin Fed nazarında ne ifade ettiğini göreceğiz. Çarşamba gününün ilk saatlerindeyse Trump ya anlaşma açıklayacak ya da İran’ın tüm altyapısı, üst yönetimi için büyük saldırıların başladığı açıklanacak. Hareketli saatler başladı diyebiliriz.
Herkes düşüş beklerken kripto paralar tersine gidiyor
Bitcoin fiyatı son 24 saatte 70 bin dolara kadar yükseldi ve yeni hafta için beklenenin tam tersi yönüne gidiyor. Kripto para yatırımcıları yaklaşan enflasyon raporu ve Trump’ın son tarih tehdidi nedeniyle düşüşün hızlanmasını bekliyordu. Peki yükselişine sebebi ne? Kripto paralar yükseliyor Pazar günü Santiment’in duyarlılık verilerini paylaşarak aşırı FUD sinyalinden bahsetmiştik. Genelde aşırı korku kripto paralar için yerel dibe işaret eder ve analistler de bu tahminde bulunuyordu. Ancak önümüzdeki günlerin haber akışı bu sefer durumun farklı olabileceği yorumlarına neden oldu. Bugün geldiğimiz noktada tarihi sinyal yine çalıştı ve BTC herkesin düşüşten emin olduğu ortamda tekrar 70 bin doları aştı. Kanalın tabanından uzaklaşan BTC yeniden orta alana yükseldi ve eğer 71.400 doları aşabilirse tekrar 75 bin dolar direnci test edilebilir. Aksi durumda beklenen senaryonun yaşanmasıyla fiyatın 62.500 dolara geri çekilmesi gerek. Coinglass verilerine göre son 24 saatte herkes düşüşten emin olduğu için 273 milyon dolarlık short pozisyon tasfiye edildi. Toplam tasfiye 325 milyon dolarda ve likidasyonlar düne göre %238 arttı. Açık pozisyonlar %6,5 yükselirken hacim %88 arttı. Cuma günü itibariyle tatil olan ABD piyasalarının ardından kripto paralar piyasa açılışını yükselişle karşılıyor. İran halen çözülmedi Trump dünkü paylaşımında Çarşamba günü 03:00’da (TSİ) son tarihin dolacağını yazdı. İkinci kez son tarih ertelendiği için Trump’ın belirttiği saate kadar anlaşma görememesi halinde çok büyük bir şey yapması gerekecek. Bu durum petrol fiyatının daha da artması anlamına geleceğinden kripto için düşüş vadediyor. Diğer yandan bu hafta enflasyonun aylıkta %1 artması bekleniyor. Manşet enflasyondaki artış önümüzdeki ay da devam edecek ve enerji fiyatlarının dolaylı etkileri enflasyonu sürekli yukarı taşıyacak. İstihdam verileri güçlü geldiğinden piyasalar da enflasyon gerçeğiyle bu hafta yüzleşeceği için Fed’in faiz artırım ihtimalinin yükselmesi bekleniyor. Dolayısıyla kripto paralar için haber akışı düşüş lehine. Bitcoin eğer büyük öncesi alıştığımız yükselişlerinden birini yapıyorsa bu çok bariz bir hareket olacak. Yatırımcıların önümüzdeki günlerde artacak volatiliteye karşı stop seviyelerini iyi değerlendirmesi gerekebilir.
Türkiye stablecoin kullanımında dünya lideri: Yerli model artık kaçınılmaz
Boğaziçi Üniversitesi Center for Applied Research in Finance (CARF) tarafından yayımlanan ve Doç. Dr. Cenk C. Karahan ile Prof. Dr. Vedat Akgiray imzasını taşıyan “Sermaye Çıkışından Dijital Egemenliğe: Türkiye İçin Yerli Stablecoin Gerekliliği” başlıklı çalışma, Türkiye’nin kripto ekosistemindeki konumunu ve buna bağlı riskleri kapsamlı şekilde ele alıyor. Çalışmaya göre Türkiye, stablecoin işlem hacminin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranında dünya lideri konumunda bulunuyor. Makalede yer verilen verilere göre Nisan 2023 – Mart 2024 döneminde stablecoin işlem hacmi GSYİH’nın %4,3’üne, yani yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı. 2024 yılı genelinde ise Türkiye kaynaklı sınır ötesi stablecoin transferlerinin 63 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyor. Araştırma, bu yüksek hacmin büyük ölçüde yabancı ihraççılara yöneldiğine dikkat çekiyor. Türkiye kripto kullanımında üst sıralarda Çalışmada Türkiye’nin kripto varlık benimsenme oranlarına da geniş yer veriliyor. Buna göre 2023-2024 döneminde nüfusun yaklaşık %20’si kripto varlıklara doğrudan erişim sağladı ve bu oran Türkiye’yi küresel ölçekte üçüncü sıraya taşıdı. Stablecoin’ler ise bu ekosistemin merkezinde yer aldı. Chainalysis ve Morgan Stanley verilerine atıf yapılan çalışmada, Temmuz 2024 – Haziran 2025 döneminde Türkiye’deki toplam zincir üstü kripto işlem hacminin yaklaşık 200 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Bu büyüklük Türkiye’yi MENA bölgesinin en büyük kripto piyasası haline getirirken, ikinci sıradaki Birleşik Arap Emirlikleri’nin yaklaşık dört katına işaret ediyor. Araştırmaya göre bu tablo yalnızca yatırım tercihlerinden kaynaklanmıyor. Türk lirasının uzun vadeli değer kaybı ve kur oynaklığı, hane halkını alternatif değer saklama araçlarına yönlendiriyor. 2008 yılında 1,10 seviyesinde olan TRY/USD kuru, Mart 2026 itibarıyla 44 seviyesinin üzerine çıktı. Bu süreçte stablecoin’ler hem değer koruma aracı hem de kripto piyasalarına giriş kapısı olarak öne çıktı. Stablecoin talebinde yapısal değişim Çalışma, 2025 yılında piyasa yapısında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını da ortaya koyuyor. 2024 sonunda günlük stablecoin işlem hacmi 200 milyon dolar seviyesinin üzerinde seyrederken, 2025 ortasında bu rakam yaklaşık 70 milyon dolara geriledi. Buna karşılık altcoin işlem hacmi 50 milyon dolardan 240 milyon dolara yükseldi. Bu değişim, araştırmaya göre daha riskli varlıklara yönelen sermayenin geri dönüş ihtimalini azaltıyor. Yani stablecoin üzerinden gerçekleşen sermaye çıkışı, zamanla daha kalıcı ve riskli yatırım araçlarına kayabiliyor. Sermaye çıkışı mekanizması nasıl işliyor? Makalede en kritik başlıklardan biri sermaye çıkışı mekanizması olarak öne çıkıyor. Türkiye’de kullanılan stablecoin’lerin neredeyse tamamı yabancı şirketler tarafından ihraç ediliyor. Özellikle USDT ve USDC gibi büyük stablecoin’lerin rezervlerinin önemli bölümü ABD Hazine tahvilleri gibi yabancı kamu borçlanma araçlarında tutuluyor. Çalışmaya göre USDT rezervlerinin %65,7’si ABD Hazine tahvillerinden oluşuyor. Bu durum, Türkiye’de yapılan stablecoin işlemlerinin dolaylı olarak yabancı devletlerin finansmanına katkı sağladığı anlamına geliyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2025 tarihli “Understanding Stablecoins” raporuna atıf yapılan çalışmada, bu yapının gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışını hızlandırabileceği vurgulanıyor. Türkiye ise bu mekanizmanın en belirgin görüldüğü ülkelerden biri olarak gösteriliyor. USDT ve USDC arasındaki farklar Araştırma, piyasadaki iki büyük stablecoin ihraççısı arasındaki farklara da dikkat çekiyor. USDC’nin ihraççısı Circle’ın aylık bağımsız denetim raporları yayımladığı ve rezervlerini yalnızca nakit ile kısa vadeli ABD tahvillerinde tuttuğu belirtiliyor. Ayrıca şirketin 2025 yılında New York Borsası’nda halka açıldığı ve Avrupa Birliği’nin MiCA düzenlemeleriyle uyumlu olduğu ifade ediliyor. Buna karşılık USDT ihraççısı Tether’ın daha büyük bir piyasa değerine sahip olmasına rağmen rezerv yapısında Bitcoin, altın ve teminatlı krediler gibi unsurların bulunmasının şeffaflık tartışmalarına yol açtığı vurgulanıyor. Avrupa’da MiCA kapsamında bazı platformların USDT’yi liste dışı bırakması da bu farkın bir göstergesi olarak sunuluyor. Türkiye’de düzenleyici çerçeve şekilleniyor Türkiye’de kripto varlıklara ilişkin düzenlemeler son dönemde hız kazandı. Temmuz 2024’te yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) denetimine alındı. Mart 2025’te yayımlanan tebliğlerle ise bu kurumların faaliyet esasları ve sermaye yeterliliği şartları netleştirildi. Ancak çalışma, kritik bir eksikliğe işaret ediyor: Stablecoin ihraç lisansına ve rezerv yönetimine ilişkin ikincil düzenlemeler henüz tamamlanmış değil. Bu durum hem bir boşluk hem de fırsat olarak değerlendiriliyor. Yerli stablecoin modeli öneriliyor Karahan ve Akgiray’ın çalışması, iki aşamalı bir yerli stablecoin modeli öneriyor. İlk aşamada dolar bazlı ancak Türkiye’de tutulan rezervlerle desteklenen bir stablecoin geliştirilmesi öngörülüyor. Bu modelde rezervlerin büyük kısmının Türk Hazinesi eurobondları ve likit dolar varlıklarından oluşması planlanıyor. Rezervlerin TCMB ve Takasbank gibi kurumlar tarafından saklanması ve aylık bağımsız denetimle raporlanması, güvenin temel unsurları olarak öne çıkıyor. Bu sayede hem yatırımcı güveninin artırılması hem de sermayenin yurtiçinde tutulması hedefleniyor. İkinci aşamada ise Türk lirasına dayalı bir stablecoin modelinin geliştirilmesi öneriliyor. Bu modelin, Merkez Bankası’nın dijital Türk lirası projesiyle uyumlu şekilde ilerlemesi ve onu tamamlayıcı bir rol üstlenmesi bekleniyor. Çalışma, yerli stablecoin modelinin yalnızca sermaye çıkışını önlemekle kalmayacağını, aynı zamanda Türkiye’ye yeni sermaye çekebileceğini savunuyor. Özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Orta Asya ve Afrika ile yapılacak ticarette stablecoin’lerin önemli bir rol oynayabileceği belirtiliyor. Bu çerçevede Türkiye’nin bölgesel bir dijital finans merkezi haline gelmesi ve daha geniş bir yatırımcı tabanına ulaşması mümkün görülüyor. Riskler ve kritik koşullar Raporda, stablecoin modellerinin çeşitli riskler içerdiği de vurgulanıyor. USDC’nin 2023 yılında geçici olarak sabit kurunu kaybetmesi ve USDT’nin zaman zaman yaşadığı değer sapmaları bu risklere örnek olarak gösteriliyor. Önerilen modelde bu risklerin azaltılması için rezervlerin kısa vadeli ve likit kamu borçlanma araçlarında tutulması, sıkı denetim mekanizmalarının kurulması ve likidite tamponlarının oluşturulması öneriliyor. Ayrıca uluslararası likidite havuzlarına erişim, modelin sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Muhabir bankacılık ilişkileri ve küresel finans altyapılarıyla entegrasyonun sağlanması gerektiği belirtiliyor. Sonuç: Dijital egemenlik için kritik adım Karahan ve Akgiray’ın çalışması, Türkiye’nin stablecoin kullanımında dünya lideri olmasına rağmen mevcut yapının sermaye kaybı ve dışa bağımlılık ürettiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre her kur baskısı dönemi bu çıkışı daha da hızlandırıyor. Yerli ve tam teminatlı bir stablecoin modelinin hayata geçirilmesi ise bu eğilimi tersine çevirebilecek stratejik bir adım olarak görülüyor. Çalışma, doğru düzenleyici adımlar ve kurumsal koordinasyon ile Türkiye’nin dijital finans alanında yeni bir merkez haline gelebileceğini vurguluyor.
IMF’den tokenizasyon uyarısı: Geleneksel finans ve kripto piyasaları için yeni riskler gündemde
Uluslararası Para Fonu (IMF), tokenizasyonun yalnızca teknik bir yenilikten ibaret olmadığına, finansal piyasaların yapısını kökten değiştirme potansiyeline sahip bulunduğuna dikkat çekti. Bu kavram, gerçek varlıkların blokzincir üzerinde temsil edilmesini ve anında yer değiştirebilmesini sağlıyor. IMF’ye göre, bu sayede hem kripto dünyasında hem de klasik finans sisteminde önemli gelişmeler yaşanabilir. Blokzincir tabanlı işlemler ve kolaylaşan piyasa süreçleri Tokenizasyon sayesinde para, tahvil ve fon gibi varlıklar paylaşımlı blokzincir platformlarına taşındığında, işlemler anlık olarak tamamlanabiliyor. Bu durum aracılara olan ihtiyacı azaltırken, geleneksel piyasalarda görülen gecikmelerin de önüne geçiyor. Finansal sistemde “atomik takas” olarak adlandırılan bu yaklaşım, likidite yönetimi süreçlerini gerçek zamanlı hale getiriyor. IMF, bu değişimin karşı taraf riskini düşürebileceğini savunurken, şirketlerin likiditeyi daha hızlı ve etkili şekilde düzenlemeye zorlanacağını ifade etti. Ancak bu alandaki yenilikler, yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle stresli piyasa dönemlerinde, beklenmedik satış dalgalarının ve fiyat hareketlerinin saniyeler içinde gerçekleşebileceği belirtiliyor. Düzenleme ihtiyacı ve potansiyel riskler IMF raporunda, blokzincir üstündeki varlıkların yönetilmesinin yasal olarak netleşmiş kurallara ve güçlü yönetişim mekanizmalarına dayalı olması gerektiğine vurgu yapıldı. Raporda görüşlere yer verilirken: “Piyasalarda yaşanacak stres olayları çok daha hızlı gelişebileceğinden, tokenizasyon döneminde istikrarın korunması için güçlü yasal ve yönetişim altyapısı oluşturulması büyük önem taşıyor.” Finansal dünya ile kripto ekosistemi arasındaki en önemli köprülerden biri olarak sabit coinler öne çıkıyor. Sabit coinler, itibari para birimlerine endeksli değerleriyle, tokenleşmiş platformlarda yaygın bir takas aracı olma potansiyeli taşıyor. Ancak, bu varlıkların güvenilirliği, rezervlerinde bulunan varlık ve hızlı geri ödeme sistemlerinin sağlamlığına bağlı. Baskı altında ise, ani talep artışlarında sorunlar yaşanabilir. Akıllı sözleşmelerin otomatik olarak marj çağrısı veya tasfiye süreçlerini başlatabilmesi de piyasadaki ani düşüşleri hızlandırabilir. Özellikle kripto piyasalarında kısa sürede yaşanan sert satışlar, bu teknolojik altyapının hızından kaynaklanabiliyor. Tokenize edilmiş varlıkların coğrafi sınır tanımadan hareket edebilmesi ise düzenleyici kurumların gözetimini güçleştiriyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, sermaye çıkışı ve para ikamesi gibi endişeler daha fazla gündeme geliyor. IMF, finansal altyapıda parçalanmanın derinleşmemesi adına daha net yasal düzenlemeler ve uluslararası işbirliği gerekliliğine işaret ediyor. Bu temel unsurlar sağlanmadığı sürece, tokenizasyonun beklenen verimlilik artışını getirmekten ziyade, sistemde dağınıklığa yol açabileceği ifade ediliyor. Blokzincir üzerine taşınan gerçek dünya varlıklarının toplam büyüklüğü son yıllarda hızla artış gösterdi. DeFiLlama’nın verilerine göre bu alandaki varlıkların toplam değeri 23 milyar doları aştı. Sabit coinler hariç tutulduğunda ise çoğunlukla tokenize altın ve para piyasası fonları öne çıkıyor.
Kadim bir ekşi sözlük başlığı burada da dursun.
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
Geleneğine, görenegine bağlı kimseye verilen isim.
