Aday adayı olduğum temsilcilik.
Netanyahu’nun açıklamaları sonrası Bitcoin yükselişe geçti
Kripto para piyasalarında günün ilk saatlerinde görülen düşüş havası, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kabinesine Lübnan ile müzakerelere başlama talimatı verdiğini açıklamasıyla tersine döndü. Netanyahu’nun bu adımı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Lübnan’da ilan edilen ateşkese yönelik bombardımanın azaltılması yönünde istekte bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından geldi. Bitcoin, bu gelişmelerin ardından yaklaşık yüzde 3 değer kazandı. Fiyat 72.300 dolara ulaşırken, son 24 saatte yüzde 2’lik bir artışla işlem görüyor. ABD borsalarında da ilk işlemlerdeki kayıplar geri alındı. Nasdaq endeksinde yüzde 0,65’lik yükseliş gözlendi. Petrol tarafında, WTI türü ham petrol fiyatı gün içinde 103 dolar seviyesine kadar çıktığı halde, kısa süre sonra 98,60 dolara geriledi. Piyasalarda anlık tepki Bitcoin, açıklamanın ardından ana akım kripto paralara göre daha güçlü performans sergiledi. Ethereum (ETH), Solana (SOL) ve XRP ise yüzde 1’in altında yükselişlerle hafif bir tepki verdi. Böylece Bitcoin, piyasa geneline kıyasla öne çıktı. Teknoloji hisseleriyle Bitcoin arasındaki yakın hareket etme eğilimi son dönemde zayıflıyor. Yazılım sektörüne odaklanan iShares Expanded Tech-Software ETF’si (IGV) yüzde 4 düşerken, 76 dolar seviyesindeki önemli destek noktasına yaklaştı. Bu bölge, ETF’nin daha önce de birkaç kez test edip toparlandığı bir seviye olarak dikkat çekiyor. Fiyatlar ve korelasyonda son durum Son bir ayda Bitcoin yüzde 9 değer kazanırken, IGV yüzde 12 oranında geriledi. Fiyat hareketlerindeki bu ayrışma Korelasyon katsayısına da yansıdı. 20 günlük ortalamaya göre Bitcoin ile IGV arasındaki korelasyon katsayısı 0,34’e gerileyerek önceki yakın etkileşimin azaldığını gösterdi. Piyasalardaki bu hareket, jeopolitik gerilimlerin ve liderlerden gelen açıklamaların kripto para ve geleneksel varlık fiyatlamalarını kısa sürede etkileyebileceğini bir kez daha ortaya koydu. İsrail Başbakanı Netanyahu, Lübnan’la müzakerelerin bir an önce başlatılması için bakanlar kuruluna talimat verdiğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ise Netanyahu’dan askeri eylemlerin azaltılması yönünde talepte bulunmuştu. Bu açıklamaların hemen ardından hem kripto para piyasalarında hem de geleneksel finansal enstrümanlarda yukarı yönlü hareketler izlendi. Bitcoin’in piyasa genelinin önüne geçmesi dikkat çekiyor. Kripto para piyasası ile teknoloji hisseleri arasındaki korelasyonun zayıflamasıyla beraber fiyat hareketlerinde geçmişe göre daha bağımsız bir seyir öne çıkıyor. Dalgalanmanın etkisiyle yatırımcı ilgisinin kısa vadeli olarak farklı alanlara kaydığı görülüyor.
Bitmine Immersion Technologies New York Borsası’na Geçiş Yaptı, Hisse Geri Alım Programını Büyüttü
Kripto para odaklı bilanço yönetimi stratejisiyle öne çıkan Bitmine Immersion Technologies, New York Borsası’na geçiş yaptı. Daha önce NYSE American listesinde yer alan şirket, ana borsada işlem görmeye başladı. Bu adımla birlikte hisse geri alım programının da büyütüldüğü duyuruldu. Hisse Geri Alım Programında Artış Bitmine, hisse geri alım programını 1 milyar dolardan 4 milyar dolara yükseltti. Bu yeni miktar, şirketin yıl içinde açıkladığı geri alım hamleleri içinde öne çıkıyor. Firmanın hisseleri, geçen yaz dijital varlıkların şirket bilançolarında sıkça yer almaya başladığı dönemde görülen zirveden bu yana yaklaşık yüzde 90 geriledi. Perşembe günü erken işlemlerde hissede yüzde 2,8’lik bir düşüş yaşandı. Bitmine, merkezi ABD’de olan ve kripto varlık temalı portföy yönetimiyle bilinen bir teknoloji şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin yenilikçi yaklaşımı, özellikle Ethereum yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Ethereum Portföyünde Hedef 5% Bitmine şu anda yaklaşık 4,8 milyon adet Ethereum’a sahip. Bu miktar, Ethereum’un toplam arzının yüzde 3,98’ine karşılık geliyor. Şirket, portföyde yüzde 5 lik paya ulaşmayı hedefliyor ve bu hedefi “5%’in Simyası” olarak tanımlıyor. Şirket yönetiminde yer alan ve aynı zamanda Fundstrat’ın kurucuları arasında bulunan Tom Lee, piyasadaki son gelişmelerin ardından ABD hisse piyasalarında düşüşün son bulmuş olabileceğini öne sürdü. Özellikle İran ile ilgili tansiyonun ardından yaşanan ateşkes, finansal piyasalarda önemli hareketlere neden oldu. Söz konusu gelişmelerin hisse, petrol ve volatilite piyasalarını etkilediği, benzer bir hareketin kripto varlıklara da yansıdığı belirtildi. Son dönemde Bitcoin’in 72.000 dolar sınırının üzerine çıkması ve hisse senedi vadeli işlemlerinde yaşanan yükseliş, piyasada risk iştahının arttığına işaret etti. Tom Lee, spot tabanlı ETF’lere gelen yeni fon girişleri ve artan Ethereum staking faaliyetlerinin Ether üzerindeki satış baskısını azalttığını paylaştı. Bitmine için ise Ethereum fiyatındaki her yüzde 1’lik artış, şirketin elindeki varlıkların değerine yaklaşık 100 milyon dolarlık katkıda bulunuyor. Kripto piyasalarında kalıcı bir toparlanma, hem şirketin bilançosuna hem de hisse fiyatlarına destek olabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.
2 on-chain Bitcoin sinyali ve HYPE Coin tahminleri
Trump ateşkes için en istekli görünen taraf ancak ABD’den bugün gelen açıklamalar İran’ı sıkıştıracak gibi görünüyor. Hürmüz boğazının günlük sadece 15 gemi için açılması sembolik bir adım ve piyasaların istediği şey değil. Bu yüzden dünkü heyecanın yerini bugün “temkin” aldı. Bitcoin on-chain analist AB’nin Hürmüz Boğazında ABD’yi desteklemek için 2 günü kaldı ve ABD-İran müzakereleri başlıyor. 2 haftalık süreçte Lübnan’a saldırıların ateşkesi tehlikeye atmaya devam ettiğini göreceğiz, dün İran’ı misilleme planından son anda Pakistan’ın vazgeçirdiği öğrenildi. İsrail bu ateşkesi doğru bulmadığını zaten açıkladı ve Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi şaşırtıcı olmaz. Asıl önemli olan İran’ın misilleme için 2 hafta bekleyip beklemeyeceği. BTC son 24 saatteki gelişmeler risk piyasalarını temkinli olmaya ittiğinden (ateşkese güven azaldı) 71 bin doların altına indi. Petrol yeniden 100 dolar eşiğinde ve altcoinler güne yüzde 2’yi aşan kayıplarla devam ediyor. Tüm bunlar olurken 2 önemli on-chain sinyale göz atacağız. İlkine birkaç saat önce CryptoBullet dikkat çekti ve MVRV Z-Skorunun kesin biçimde Bitcoin’in daha fazla düşeceğini söylediğinden bahsetti. “60 bin doların ayı piyasası dibi olması imkansız. MVRV henüz yeşil dip bölgesine bile inmemiş! Ve zamanlama açısından, halen 6 aylık ayı piyasası kaldı. Başka bir büyük düşüş kaçınılmaz.” İkinci sinyal BTC Sharpe oranı. Grafik tarihsel birikim bölgesine inildiğini söylüyor yani yıkım gerçekleşti. Ancak halen alım baskısı geri dönmüş değil. Güncel tablo bize bir geçiş aşamasında olduğumuzu ve Bitcoin’in daha derin dip yapabileceği veya bu aralıkta oyalandıktan sonra geri dönüşe başlayabileceğini söylüyor. Hyperliquid (HYPE) HYPE Coin dün güzel bir fırsat yakalamıştı ve ateşkes gündeminden en çok faydalanan altcoinlerden biriydi. Ateşkese güven azaldığı için HYPE Coin’in de yakıtı azaldı. Şimdi 39 doların üzerinde ve 37,32 dolara kadar olası genel piyasa düşüşünde gerileyebilir. Tersi senaryoda 39.77 doları aşarak 42 dolara ulaşmalı. Önümüzdeki saatlerde ya ateşkes ihlallerine dair haberler göreceğiz ya da müzakerelere dair. Hangisi baskın olursa piyasa da ona göre yönünü belirleyecek. Sherpa HYPE Coin’in bu süreçte bile pozitif ayrışabileceğini düşünüyor.
Stablecoin işlemlerinde hızlı yükseliş: küresel finansın yeni altyapısı mı oluşuyor?
Blockchain analiz şirketi Chainalysis tarafından yayımlanan yeni bir raporda, stablecoin’lerin önümüzdeki on yılda küresel finansın temel taşlarından biri haline gelmesi bekleniyor. Araştırmaya göre 2035 yılına kadar stablecoin işlemlerinin uyarlanmış hacmi 719 trilyon dolara ulaşacak. Stablecoin büyümesinin nedenleri Chainalysis’in verilerine göre, stablecoin’lere olan ilginin temelinde doğal bir benimseme süreci yatıyor. Şirket, bu artışın sınır ötesi değer transferlerinde ve günlük ticarette köklü bir değişimin habercisi olduğunu ifade etti. Şu anda stablecoin’ler hem kripto ekosisteminin hem geleneksel finans kanallarının vazgeçilmez unsurları arasında yer almaya başladı. 2023 yılında stablecoin işlemleri 35 trilyon doları geçti. Ancak bu miktarın yalnızca yüzde 1’lik bir kısmı gerçek dünya ödemelerine yönelik kullanıldı. Blockchain veri şirketi Artemis Analytics ve danışmanlık firması McKinsey’in mart ayında yayımladığı bir rapora göre, geri kalan büyük bölüm ise ağ üzerinde transfer işlemlerine dayandı. Küresel çapta nesiller arası varlık transferi de stablecoin yaygınlaşmasını hızlandıran faktörler arasında yer alıyor. Uzmanlar, önümüzdeki on yıllar içinde Baby Boomer kuşağından Y kuşağı ve Z kuşağına toplam 100 trilyon dolara yakın bir servetin geçmesinin beklendiğini belirtmekte. Genç neslin finansal tercihlerinde dijital varlıklara olan ilgi, stablecoin’in finansal işlemlerde ön plana çıkmasına zemin hazırlıyor. Geleneksel ağlarla rekabet ve teknolojik avantajlar Chainalysis, raporunda stablecoin işlemlerinin Visa ve Mastercard gibi geleneksel ödeme ağlarının işlem hacmine, mevcut büyüme hızının sürmesi halinde, 2039’dan önce ulaşılabileceğini öngörüyor. Bu durum, uzun yıllardır aracı kurumlara ve işlem ücretlerine bağlı olan geleneksel altyapılar üzerinde doğrudan bir baskı yaratacak gibi görünüyor. Stablecoin’lerin öne çıkan özelliklerinden biri de, anlık transfer ve sürekli işlem yapabilme imkanı sunması. Kredi kartı ağlarının aksine, stablecoin altyapısı sayesinde ödemeler 7 gün 24 saat gerçekleşebiliyor ve işlem süreçleri programlanabilir hale geliyor. Bu yenilik, özellikle uluslararası para gönderimleri, ticari ödemeler ve şirket hazinesinin yönetimi gibi alanlarda işlemleri hızlandırıyor; maliyetleri azaltıyor. Raporda, işletmelerin stablecoin ile ödeme kabul etmesinin giderek daha yaygınlaştığı da belirtiliyor. Bu alanda yaşanan gelişmelerle birlikte, stablecoin ödemeleri artık kullanıcı tarafından bilinçli olarak seçilen bir yöntemden, arka planda görünmeyen bir altyapıya dönüşmeye başladı. Chainalysis ayrıca, dijital varlıkların finansal sistemin merkezine taşınırken kurumların bu geçiş sürecinde çalışma biçimlerini kolaylaştırmak amacıyla yeni bir blockchain istihbarat hizmeti duyurdu. Bu sistemle, kurumların onchain ödeme altyapısına entegre olmaları hedefleniyor. “Kriptolar, yeni nesil finansın varsayılan sistemi haline geldiğinde artık stablecoin’lerin geleneksel ödeme ağlarıyla rekabet edip etmeyeceği değil, bu değişimin ne kadar hızlı gerçekleşeceği konuşulmalı” ifadesi raporda yer aldı. Chainalysis ayrıca, “Şimdi onchain ödeme çözümleri geliştiren kurumlar küresel finansın yeni dönemine şekil verirken, bekleyenler başkalarının altyapısını kullanmak zorunda kalabilir” görüşüne de vurgu yaptı.
Sıcak Gelişme: ABD ateşkesin devam etmesini istiyor, Bitcoin tekrar 72 bin dolar
Ateşkesin kırılganlığını teyit eden haberlerin ardından Bitcoin fiyatı 70 bin dolara yaklaşmıştı ancak tekrar toparlanıyor. Trump birçok kez son tarihi erteledikten sonra bu hafta İran ile anlaşmaya vardı. 2 haftalık müzakere süreci başladı. Ancak İsrail’in Lübnan’a saldırıları İran’ı misillemeye zorluyordu. Bu noktada yeni bir gelişme yaşandı. Bitcoin yükseliyor NBC’nin ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre dün Trump, İran’la müzakerelerin başarılı olması için Netanyahu’dan Lübnan’daki bombardımanı hafifletmesini istedi. Netanyahu ise “Lübnan doğrudan görüşmeler istiyor ve İsrail de buna razı” açıklaması yaptı. Ardından BTC yönünü yukarı çevirdi ve son 24 saatin en yüksek seviyesine tırmandı. İsrail kaynakları henüz Lübnan ile ateşkes olmadığını ancak müzakerelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını açıkladı. İran bu hafta yapılan anlaşmaya Lübnan’ın dahil olduğunu iddia ediyordu. Sonuç olarak ateşkesin sona ermesine neden olabilecek Lübnan saldırıları durulacak ve bu durum bugünkü petrol yükselişini ve BTC düşüşünü telafi ediyor. Kripto paralar için olumlu bir gelişme.
BitMEX kurucu ortağından Reform UK partisine dikkat çeken bağış
BitMEX’in kurucu ortaklarından Ben Delo, İngiltere’de faaliyet gösteren Reform UK partisine toplamda 4 milyon sterlin bağışta bulunduğunu açıkladı. Finans teknolojileri ve dijital varlıklar alanında tanınan Delo, desteğini bir köşe yazısıyla kamuoyuna duyurdu. Bağışın biçimi ve yasal süreçler Ben Delo’nun açıklamasında, bu yıl başından itibaren yapılan bağışların Reform UK partisini önemli bir siyasi alternatif haline getirmeyi amaçladığı belirtildi. Bağışın hangi para birimiyle yapıldığı konusunda ise net bir bilgi paylaşılmadı. Delo, Birleşik Krallık hükümetinin kripto varlıklarla yapılan siyasi bağışlara getirmeyi planladığı kısıtlamalara desteğini dile getirdi. Bu görüşünü, karmaşık düzenleyici yapılar nedeniyle bağışların kontrolünün güç olabileceği düşüncesiyle gerekçelendirdi. İngiltere Seçim Komisyonu’nun güncel kılavuzlarına göre, kripto parayla yapılan bağışlar ülkedeki seçim kanunlarınca doğrudan yasaklanmış değil. Ancak bu tür bağışlar “para dışı katkı” olarak değerlendirilip, iletildiği andaki sterlin karşılığı üzerinden kayda geçiyor. Özellikle 500 sterlini aşan işlemlerde, partiler bağışçının kimliğini ve uygunluğunu tespit etmekle yükümlü tutuluyor. Siyasi kararlar ve sektör etkisi Geçtiğimiz ayın sonunda İngiltere Başbakanı Keir Starmer hükümeti, kripto varlıklarla siyasi partilere yapılacak yeni bağışların askıya alındığını duyurdu. Dijital varlıkların, bağışların kaynağı ve amacı konusunda şeffaflığı zorlaştırabileceği gerekçesiyle alınan bu karar, kripto ile bağlantılı tüm transferleri kapsıyor. Söz konusu düzenlemenin, dijital ödemeleri finansal riskten ziyade demokratik bir zafiyet olarak gören geniş bir müdahale planının parçası olduğu ifade ediliyor. Hükümetin planladığı moratoryum, geriye dönük olarak, 25 Mart 2026’dan sonraki katkılar için de geçerli olabilecek. Ancak şu ana kadar yürürlüğe giren yasal bir değişiklik bulunmuyor. Ele alınan bağışlar resmi kayıtlara henüz yansımamış durumda. Seçim Komisyonu verilerinde, Delo veya BitMEX ile bağlantılı herhangi bir bağış hareketi yer almıyor. Ben Delo, kamuoyunun detaylı sorularına ise yanıt vermedi. Öte yandan, partinin önde gelen isimlerinden Nigel Farage sosyal medya üzerinden teşekkür ederek, Ben Delo gibi kişilerin Reform UK’e olan ilgisinin her geçen gün arttığını ifade etti. Geçmiş dönemlerde kripto sektörüne yatırım yapan iş insanları da benzer şekilde Reform UK’e finansal destekte bulundu. Geçen yıl Aralık ayında, stabilcoin ihraççısı Tether ve kripto borsası Bitfinex’e yatırımlar gerçekleştiren ve Tayland merkezli faaliyet yürüten milyarder Christopher Harborne, partiye 9 milyon sterlin aktardı. Ben Delo, BitMEX borsasının kurucuları arasında yer alıyor ve uluslararası kripto para piyasalarında yaptığı girişimlerle tanınıyor. Özellikle finansal teknoloji alanındaki tecrübesi ve dijital varlık piyasasına katkılarıyla öne çıkıyor.
World Liberty Financial’in DeFi işlemleri büyük risk ve yoğunlaşma tartışmalarını gündeme taşıdı
World Liberty Financial, Donald Trump’ın ailesiyle bağlantılı olarak kurulan bir kripto girişimi olarak dikkat çekiyor. Şirketin merkeziyetsiz finans protokolü Dolomite üzerinden yaptığı işlemler, içeriden erişim avantajı ve sistemde yoğunlaşan riskler nedeniyle kripto topluluğunda geniş çapta sorgulanıyor. Dolomite protokolünde büyük ölçekli teminat ve borçlar Şubat ayı başlarında World Liberty Financial’in hazinesi, kendi çıkardığı dolar sabitli stabilcoin olan USD1’den 14 milyon dolar tutarında varlığı Dolomite protokolüne teminat olarak yatırdı ve buna karşılık 11,4 milyon USDC borç aldı. Kısa süre sonrasında bu kripto varlıklar Coinbase Prime’a transfer edildi. Devam eden işlemlerde iki gün sonra hazine tarafından 12,5 milyon USD1 daha doğrudan borsaya gönderildi; bu transfer herhangi bir borçlanma işlemine bağlı olmaksızın gerçekleşti. İlerleyen dönemde ise WLFI tokenleri devreye girdi. 20 Şubat’ta hazine, Dolomite’e 890 milyon adet WLFI yatırarak 20 milyon USD1 borç aldı. 24 Mart’ta ise 1,1 milyar WLFI daha teminat olarak eklendi. Böylece toplamda yaklaşık 2 milyar WLFI şu anda Dolomite’te teminat olarak bekletiliyor. Şirketin bu teminatlarla farklı zaman dilimlerinde toplamda yaklaşık 31,4 milyon değerde stabilcoin elde ettiği anlaşılmış durumda. Likidite yoğunlaşması ve piyasadaki potansiyel riskler World Liberty Financial’in tercih ettiği Dolomite protokolünün kurucuları arasında yer alan Corey Caplan’ın aynı zamanda şirkette danışman olarak faaliyet göstermesi dikkat çekiyor. Şu anda WLFI tokenleri Dolomite’teki arz edilen varlıklar arasında en büyük payı oluşturuyor ve toplam protokol likit varlıklarının yüzde 55’ine karşılık geliyor. Söz konusu oran, platformdaki likiditenin büyük kısmının tek bir projeye yoğunlaştığını gösteriyor. Dolomite protokolünde USD1 havuzunda 4,6 milyar dolarlık dolaşımdaki arz bulunurken, burada da önemli bir yoğunlaşma söz konusu. Teminat ve borçlanma rakamları arasında yüksek bir kullanım oranı oluştu. USD1’in havuzdaki arz oranı yüzde 93 olarak ölçüldü. Bu kadar yüksek oran, sıradan birikim sahiplerinin yatırımlarını istedikleri zaman çekmede zorluk yaşayabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle havuzdan toplu çıkışlar olması halinde işlemler beklenenden yavaş ilerleyebilir. USD1 faiz oranının yüzde 16,24, borçlanma oranının ise yüzde 9,18 olduğu belirtiliyor. Bu oranlar, organik ve yaygın bir piyasa hareketinden çok, dar bir likidite çevrimini yansıtıyor. WLFI teminatlı borç işlemlerinin arka planında ise başka riskler de göze çarpıyor. WLFI tokeninin piyasadaki işlem hacmi, teminat olarak kullanılan miktarın gerisinde kalıyor. Ani fiyat düşüşü yaşanması ve Dolomite’in teminat likidasyonu mekanizmasının devreye girmesi halinde, zorunlu satış işlemleri fiyatı aşağı çekerek platformun borcunu karşılayamama riskini ortaya çıkarabilir. Böyle bir durumda zararın platformdaki diğer yatırımcılar arasında paylaşılması gerekecek. Nisan ayında işlemler farklı bir yöntemle devam etti. Şirket hazinesi 2 Nisan’da Gnosis Safe üzerinde yer alan bir proxy cüzdan adresine iki milyar WLFI transfer etti. Ardından beş gün sonra aynı adrese ek olarak bir milyar token daha gönderildi. Bu transferlerin protokole ulaşıp ulaşmadığı ya da hangi amaçla gerçekleştiği henüz belirlenemedi. Söz konusu üç milyar ek tokenin mevcut piyasa değeri, WLFI fiyatı esas alındığında yaklaşık 266 milyon dolara karşılık geliyor. World Liberty Financial’in söz konusu işlemlere dair basının sorularına henüz bir dönüş yapmadığı kayda geçti.
Stablecoin piyasasında gelişmekte olan ülkelerde maliyetler ve kur farkları azalıyor
Borderless tarafından hazırlanan son rapora göre, stablecoin tabanlı döviz işlemleri Afrika ve Latin Amerika’daki bazı gelişmekte olan ülkelerde hızla yaygınlaşıyor. Raporda, stablecoin ile yerel para birimleri arasındaki kur farklarının keskin şekilde daraldığı ve bu alandaki işlemlerin geleneksel ödeme altyapılarına rakip olmaya başladığı vurgulandı. Kur farklarında belirgin düşüş yaşanıyor Yılın ilk çeyreğinde yapılan bir milyondan fazla fiyat gözlemi üzerinden hazırlanan veri setinde, izlenen 21 blokzincir tabanlı para biriminin 14’ünde, stablecoin ile yapılan işlemlerin interbank kuruna 100 baz puan veya daha yaklaştığı ortaya çıktı. Bunun anlamı, stablecoin ile yapılan döviz işlemlerinde fiyat farklılıkları yüzde 1’in altına indi. Latin Amerika, bu trendin en hızlı öne çıktığı bölgeler arasında bulunuyor. Özellikle çeyrek boyunca bölgede stablecoin işlemlerinin interbank kuruna yaklaşık 22 baz puan mesafede kaldığı, Şubat ayına gelindiğinde ise kur farkının neredeyse sıfıra indiği ortaya koyuldu. Brezilya’da ise bazı hizmet sağlayıcılar nezdinde stablecoin işlemlerinde sıfır baz puanlık işlem maliyetine ulaşıldı. Kurum, söz konusu seviyelerinin çoğunlukla kurumsal finans sektörüne özgü olduğunu paylaştı. Raporun ilgili bölümünde, “Bu tablo, kurumsal düzeyde stablecoin tabanlı döviz piyasasının geldiği noktayı gösteriyor,” değerlendirmesi yer aldı. Raporda, stablecoin üzerinden yapılan ödemelerin artık tanıtım amacıyla sunulan bir söylemin ötesine geçtiği ve somut olarak piyasalarda daha öngörülebilir fiyatlama, daralan spreadler ve arttırılmış rekabet ortamı getirdiği belirtildi. Afrika’da pazar yapısı değişiyor, dalgalanmalar devam ediyor Doğu Afrika’da da fiyatların hızlı şekilde birbirine yaklaşmaya başladığı gözlemlendi. Özellikle Kenya, Tanzanya ve Ruanda’da hizmet sağlayıcılar arasında kur farkları çeyrek boyunca yüzde 60 ile yüzde 80 arasında azaldı. Bu durum, geçmişte stablecoin tabanlı işlemlerde süregelen fiyat priminin önemli oranda eridiğine işaret ediyor. Afrika’nın diğer bazı pazarlarında, stablecoin kullanımı ile birlikte fiyat dalgalanmalarının bankacılık sistemine göre daha belirgin hale geldiği görülüyor. Özellikle Zambiya ve Malawi gibi ülkelerde, piyasada yeterli likidite olmaması kur farklarının yükselmesine yol açtı. Malawi’de işlem maliyetleri ay ortasında üç katına çıktı, Zambiya’da ise birkaç hafta içinde fark 700 baz puandan fazla genişledi. Borderless’ın değerlendirmesinde, “Stablecoin piyasasında gözlenen bu ani hareketler yalnızca geçici anormalliklerden ibaret değil. Aksine, bu süreçler geleneksel bankacılık sistemlerinde görünmeyen piyasa dinamiklerinin ve dar likiditenin halihazırda var olduğunu ortaya çıkarıyor,” ifadesine yer verildi. Raporda ayrıca stablecoin ile yapılan döviz işlemlerinin klasik bankacılık kanallarıyla neredeyse aynı seviyeye yaklaştığı belirtiliyor. Bununla birlikte, küresel düzeyde stablecoin kabulü ve düzenlemeler üzerindeki tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Geleceğe yönelik tahminlerde, stablecoin tabanlı ödeme hacimlerinin 2035’e kadar 1,5 katrilyon dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu rakamın, geleneksel kart sistemleri olan Visa ve Mastercard ile rekabet edebilecek seviyeye ulaşabileceği değerlendirmesi yapıldı. ABD’de ise, Beyaz Saray’dan ekonomistler stablecoin kabulünün banka kredileri açısından büyük risk oluşturmadığını ifade etti. Kongre’de devam eden potansiyel ödül ve faiz tartışmaları sürerken, ABD Hazine Bakanlığı’nın kara para aklama ve yaptırımlara uyum konularında yeni denetim düzenlemeleri hazırladığı kaydedildi.
Galaxy Digital, Nasdaq’ta Açıklanan İlk Yıllık Raporuyla Dönüşümünü Gözler Önüne Serdi
Kripto para ve dijital varlık sektörünün önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Galaxy Digital’in kurucusu ve CEO’su Mike Novogratz, şirketin 2025 yılına ait ilk 10-K yıllık raporunu Nasdaq’ta yayımladı. Bu adımla, şirketin ABD’deki büyük borsalardan birine kote edilen ilk yılı da resmen duyurulmuş oldu. Novogratz, şirketin bu borsaya taşınmasını sadece bir aşama olarak değil, aynı zamanda dijital ekonominin gerçek bir alan haline geldiğinin ilanı niteliğinde gördüğünü belirtti. Yeni Yatırımlar ve Dijital Altyapıya Odaklanma Galaxy Digital son yıllarda yalnızca dijital varlık odaklı pozisyonunu bırakmayıp, yönetilen varlıklar, kurumsal işlem hizmetleri ve yapay zeka tabanlı yüksek kapasiteli veri merkezi işletmeciliğini de hizmet portföyüne ekledi. Şirketin son dönemde en fazla dikkat çeken büyüme hamlesi, Teksas’ta kurduğu Helios adlı yapay zeka veri merkezi kampüsü oldu. ERCOT’tan alınan onaylarla burada toplam 1,6 gigavat elektrik kapasitesi oluşturulurken, ilk fazda sağlanan 800 megavatlık bölüm bulut bilişim hizmet sağlayıcısı CoreWeave’e kiralandı. Bu kiralama yaklaşık 7,5 milyar dolar sermaye yatırımını temsil ediyor. Helios’taki onaylı ek kapasiteyle birlikte tesisin toplam değeri 15 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Novogratz’ın uzun vadeli planı ise dünya genelinde, farklı bölgelerde ve teknolojilerde çeşitlenmiş çok büyük dijital altyapı yatırımlarını portföylerine eklemek. Novogratz, yüksek performanslı hesaplama talebinin dönemsel değil, önümüzdeki on yılı şekillendirecek yapısal bir dinamik olduğunu vurguladı. Kripto Varlık Yönetimi ve Finansal Genişleme Galaxy Digital’in dijital varlık platformundaki yönetilen varlık miktarı 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla yaklaşık 12,3 milyar dolara ulaştı. Şirket, tezgah üstü spot ve türev işlem olanağı, 11 farklı blok zinciri üzerinde staking, Ethereum ve Solana dahil olmak üzere çeşitli varlıklarda işlem, ETF ürünleri ve kurumsal saklama hizmetleri sunuyor. 2025 yılı Ekim ayında ise GalaxyOne adıyla yeni bir fintech platformu başlatıldı. Bu platformda, FDIC teminatlı yüksek getiri sağlayan hesaplar, hisse senedi ve kripto paralarda komisyonsuz alım satım ile getirilerin otomatik olarak Bitcoin’e yeniden yatırılması seçeneği sağlanıyor. Bu adım, şirketin bireysel kullanıcıları da hedefleyen yeni bir büyüme alanına adım attığını gösterdi. Yılın son çeyreğinde sektörde yaşanan daralmaya rağmen şirket 241 milyon dolar net zarar açıkladı. Buna karşın, Novogratz fırsatlara daha net odaklandıklarını ifade etti. Novogratz, gelişmelerle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Dijital varlık ekonomisinin geçmişte dar bir alan olarak görüldüğünü ancak şimdi anaakım bir sektör halini aldığını, ABD’nin bile bilançosunda Bitcoin bulundurduğunu ve bunun yakın zamana kadar düşünülemez olduğunu” aktardı.
Beyaz Saray açıklamaları ve Bitcoin (BTC)
BTC 71.219 dolarda alıcı buluyor ve ABD verileri ekonomide yavaşlama sinyalleri veriyor. Beyaz Saray Kıdemli Danışmanı Hassett ekonominin güncel durumuna dair önemli açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazının durumu da son haberlerle netleşiyor. Beyaz Saray ve İran Beyaz Saray Kıdemli Danışmanı Hassett savaşa rağmen ABD ekonomisinin %4-5 oranında büyüme kaydedeceğini söylüyor. IEEPA’nın verdiği yetkiye dayanarak Trump’ın İran’a silah veren ülkelere %50 gümrük vergisi uygulama hakkı olduğunu savunan Hassett enflasyona dair endişeleri besledi. Konuşmasının satırbaşları şöyle; “(%50 gümrük vergisi) Eğer ülkeler düşmanımıza yardım ediyorsa, Trump harekete geçecektir. Faiz oranları daha düşük olmalı. Fed’in bilançosunun küçülmesi kademeli olmalı. Hürmüz Boğazı’ndan gemiler geçiyor. Hürmüz Boğazı açılırsa petrol piyasasında yakında normalleşme göreceğim. Asya, petrolünün tükenmesi nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşıyor. ABD’de ise durum çok daha az sarsıcı oldu. Hürmüz Boğazı açıldığında, benzin fiyatları nispeten hızlı düşecek. ABD petrolünün garantili tedariki konusunda müttefiklerimizle görüşmeler yaptık.” Diplomatlara göre NATO Genel Sekreteri Rutte üye ülkelere Trump’ın önümüzdeki birkaç gün içinde Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamaya yönelik somut taahhütler istediğini bildirdi. Trump uzun süredir NATO konusunda ayrılıkçı açıklamalar yapıyor. AB Dışişleri Bakanı Kallas ABD ile İran arasındaki ateşkesin kırılgan olduğunu ancak diğer seçeneğin iç karartıcı olduğunu söyledi. TASS’ın üst düzey İranlı yetkililere dayandırdığı haberine göre ateşkes kapsamında Hürmüz Boğazından günde en fazla 15 geminin geçişine izin verilecek. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı şunları söyledi; “Heyetimiz İslamabad’daki barış görüşmelerine gidecek. ABD, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurmalı. Bölgedeki herhangi bir barışın Lübnan’ı da kapsaması gerekir, önümüzdeki saatler çok kritik. İran dün gece ateşkes ihlaline yanıt vermek üzereydi, ancak Pakistan müdahale etti.” Güncel durum özetle bu şekilde ve Bitcoin temkinli iyimserlikle 71 bin doların üzerinde. Bitcoin (BTC) Dün Bitcoin ETF’lerinden 93 milyon dolarlık çıkış oldu ve 7 Nisan tarihinde başlayan satışlar devam ediyor. Ateşkesin kırılganlığı nedeniyle bugün de çıkış görmemiz muhtemel ancak spot fiyat 71 bin doların üzerinde kalmaya devam ediyor. 67 gündür kanalın içinde oyalanan BTC fiyatı kırılmaya doğru ilerlese de bugüne kadar orta alanın üzerinde yeteri kadar kalamadı. Öncelikle 70 bin dolar üzerinde haftalık kapanışla 75.800 dolar testini gerçekleştirmesi gerek. Kanalın tabanı 2 kes test edilse de dirence 67 günde sadece 1 kere ulaşabildi. Şubat başında tetiklenen satışların hızla tersine dönebilmesi savaşın sona ermesi ve Warsh’ın önümüzdeki ay Powell’ın koltuğuna oturup QE’yi hızlandırmasıyla (piyasanın en azından bu beklentiye sokulmasıyla) mümkün olacak. Aksi taktirde BTC için 60 bin doların altında daha derin dipler mümkün. Önceki kanalı 79 günde kıran BTC’nin çok vakti kalmadı.
Bankaların stabilcoin piyasasına yaklaşımı temkinli kalıyor
Stabilcoin piyasasında hızlı büyüme devam ederken, bankalar bu alana yönelik stratejilerini şekillendirmekte temkinli davranıyor. S&P Global Market Intelligence tarafından hazırlanan rapor, finans kuruluşlarının stabilcoinlerle ilgili süreçlerinde henüz erken aşamada olduklarını ve yapısal risklere karşı dikkatli yaklaştıklarını gösteriyor. Stabilcoin piyasası hızla büyüyor Stabilcoinler, itibari para birimleri ya da emtialar gibi varlıklara dayalı dijital tokenlar olarak öne çıkıyor. Son yıllarda özellikle ödemeler ve mutabakat işlemlerinde kripto dünyasının önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Piyasada en çok kullanılan stabilcoinlerin başında, Tether’in USDT’si ve Circle Internet’in USDC’si yer alıyor. Toplam piyasa değeri 2026 başı itibarıyla 316 milyar doları aşan stabilcoin piyasası, 2023’ten bu yana neredeyse iki kat büyüdü. İşlem hacimleri ise yıllık bazda trilyonlarca dolara ulaştı. Kurumsal katılım arttıkça sektörün önümüzdeki dönemde 500 milyar dolar veya daha üzerinde büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor. Bankalar için yeni riskler ve rekabet ortamı S&P Global Market Intelligence’a göre, finans kuruluşlarının çoğu stabilcoin stratejilerinde halen bekle-gör yaklaşımı sergiliyor. 2026’nın ilk çeyreğinde ABD’de gerçekleştirilen bir ankete göre, çoğunluğu küçük ölçekli 100 bankadan sadece yüzde 7’si bu konuda bir çerçeve oluşturmaya başladı. Hiçbir banka ise henüz aktif bir pilot uygulama yürütmüyor. Jordan McKee, S&P Global Market Intelligence’ın fintech araştırma direktörü, çoğu finans kuruluşunun temkinli davrandığını belirterek, bankalar arasında stabilcoin stratejisinin halen araştırma ve hazırlık aşamasında olduğunu, aktif projelere ise rastlanmadığını ifade etti. Piyasanın büyümesiyle birlikte bankacılık sektöründe mevduat kaybı ve müşteri hareketliliği gibi endişeler güçleniyor. 2025 yılında yürürlüğe giren GENIUS Yasası sonrasında finansal kurumların bilanço toplantılarında stabilcoin konusu daha sık gündeme gelmeye başladı. Bankaların yanı sıra, düzenlemeye tabi olmayan çeşitli finans dışı kurumlar da stabilcoin ihraç, saklama ve mutabakat hizmetleri için yasal izin süreçlerine yöneliyor. Bu gelişmeler, geleneksel bankaların karşısına yeni rakiplerin çıkmasına yol açıyor. Ayrıca stabilcoin ekosistemlerinde kullanıcıları cezbetmek için sunulan getiri imkanları, mevduat ürünleriyle doğrudan rekabet edebilecek potansiyele sahip olsa da, şu an için doğrudan faiz ödemelerine izin verilmiyor. Gelecekte büyük ölçekli küresel bankaların, kendi dijital varlıklarını ya da tokenize mevduat ürünlerini piyasaya sürmesi gündemde. Buna karşılık, bölgesel ve orta ölçekli bankalar ise müşterilerine stabilcoin-fiat geçişlerinde kolaylık sağlayan çözümlere odaklanacak. Ancak hangi strateji izlenirse izlensin, bankaların dijital varlık ekosistemiyle uyum sağlamak için mevcut altyapılarını önemli ölçüde yenilemesi gerekecek.
CoreWeave ve Meta arasında 21 milyar dolarlık bulut altyapı anlaşması
CoreWeave ile Meta, daha önce 14,2 milyar dolara kadar ulaşan iş birliklerini yeni bir anlaşmayla önemli ölçüde genişletti. Anlaşmanın toplam değeri yaklaşık 21 milyar dolara ulaştı. Bu iş birliği kapsamında CoreWeave, 2032 yılına kadar Meta’ya özel bulut bilişim kapasitesi sunacak. Anlaşmanın kapsamı ve teknolojik yenilikler Her iki şirket arasındaki yeni iş birliği, Meta’nın yapay zeka tabanlı teknolojilerini geliştirmesi ve uygulamaya koymasına olanak sağlayacak şekilde tasarlandı. Altyapı farklı coğrafi bölgeleri kapsayacak ve NVIDIA’nın Vera Rubin platformunun erken aşama dağıtımlarını içerecek. Bu platform, yüksek verimlilik, güvenilirlik ve ölçekleme imkânı sunan yeni nesil yapay zeka süper bilgisayar mimarisi olarak öne çıkıyor. Vera Rubin platformu, basit üretici yapay zekâ sistemlerinden daha gelişmiş ‘agentic AI’ olarak adlandırılan, kendi hedefleri doğrultusunda daha bağımsız adımlar atabilen çözümlere geçişte önemli bir aşama olarak görülüyor. Bu değişim, yapay zekânın insan komutlarına doğrudan bağlı kalmadan kendi kararlarını oluşturabilmesini sağlamayı amaçlıyor. Anlaşmanın bir diğer dikkat çekici yanı ise odak noktalarından birinin “inference”, yani yapay zekâ sistemlerinin sürekli çalışır biçimde işletilmesi olması. Sektörde giderek daha fazla ağırlık kazanan bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin yalnızca eğitim için değil, sürekli olarak kullanımda tutulmasını hedefliyor. Uzun vadeli stratejik iş birliği ve etkileri CoreWeave bulut bilişim ve yapay zekâ altyapısı alanında öne çıkan bir teknoloji şirketi olarak son dönemde hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor. Şirket, başta yapay zekâ olmak üzere yüksek işlem gücü gerektiren alanlarda sunduğu çözümlerle büyük teknoloji şirketlerine hizmet veriyor. Meta ise sosyal medya ve metaverse alanlarındaki girişimlerinin yanı sıra, yapay zekâ yatırımlarını istikrarlı biçimde artırıyor. Şirketlerden yapılan açıklamada, CoreWeave’in üst düzey yöneticisi Michael Intrator, büyük çaplı teknoloji şirketlerinin en güçlü yapay zeka iş yükleri için CoreWeave’in bulut hizmetlerini tercih ettiğine vurgu yaptı. Bu gelişme, önde gelen firmaların, en yüksek düzeyde işlem gücü gerektiren yapay zekâ uygulamaları için bulut hizmetlerimizi seçtiğini bir kez daha göstermiş oldu. 2022’de başlatılan iş birliği kapsamında Meta, yapay zekâ tabanlı yeni ürünler geliştirmek amacıyla CoreWeave’in güçlü altyapısından faydalanmayı sürdürüyor. Eklenen yeni sözleşmeyle birlikte Meta’nın ileri yapay zekâ sistemleri için büyük çaplı bulut kaynaklarını güvence altına aldığı belirtiliyor. Meta, bu uzun vadeli stratejik hamlesiyle, yeni nesil yapay zeka tabanlı uygulamalarını daha güvenilir ve hızlı biçimde hayata geçirmeyi hedefliyor. CoreWeave ise bu iş birliğiyle sektörün önde gelen teknoloji devleriyle uzun soluklu çalışmalara imza atmayı sürdürebileceğini ortaya koymuş oldu.
Son Dakika: 9 Nisan ABD verileri açıklandı, kripto paralar için kritik 24 saat başladı
Bu hafta gündem fazlasıyla yoğun ve ateşkesin başlaması kripto paraların yükselmesine yardımcı oldu. Ateşkesin kırılganlığı risk piyasalarını endişelendirse de 2 haftalık müzakere süreci başladığından tarafların bunu sabote etmemesi bekleniyor. Yazı hazırlandığı sıradaysa kilit ABD verileri açıklandı ve yarın daha önemli raporlar gelecek. ABD Verileri Son Dakika Kişisel Tüketim Harcamaları, ABD GSYİH (GDP) Çeyreklik Final ve diğer veriler biraz önce açıklandı. Savaşın ilk etkilerini görmek açısından bu raporlar oldukça önemliydi. PCE Fed’in izlediği enflasyon göstergesi ve 2026 faiz beklentilerini şekillendirecek şeylerden. Diğeri ABD ekonomisinin belirli bir çeyrekteki büyüme oranının son revizesidir. Ekonomik büyümenin hızını gösterir. Beklenti %0.7. Beklentiden yüksek gelmesi ekonominin güçlü olduğunu kanıtlar ve “sıcak” bir ekonomi enflasyonist kabul edildiği için Doları destekler. Veriler aşağıdaki gibi açıklandı; ABD PCE Fiyat Endeksi (Aylık) Açıklanan: %0,4 (Beklenti: 0,4% Önceki: %0,3) GDP QoQ Final Açıklanan: %0,5 (Önceki ve Beklenti: 0,7%) ABD Tüketici Harcamaları (Aylık) 0,5% (Beklenti: 0,6% Önceki: 0,4%) 15:30 ABD Çekirdek PCE Fiyat Endeksi (Yıllık) Açıklanan: %2,96 (Beklenti: %3 Önceki: %3,1) PCE beklenti ile paralel ve önemli ölçüde artmadı. İşsizlik başvuruları 219K geldi ve 210K beklentisinin üzerinde olduğundan faiz indirimleri lehine. GSYİH (GDP) Final (%0.5) beklentinin 0,2 altında kaldı. ABD ekonomisi beklenenden daha az büyüdü Fed artık destekleyici olmayı düşünmeli ve tüketici harcamaları da yavaşlıyor. BTC raporların ardından bir miktar yükseldi.
Tokenize edilen geleneksel varlıklar kripto borsalarında rağbet görüyor
Yılın ilk çeyreğinde, geleneksel varlıkların tokenleştirilmiş versiyonlarına olan ilgi belirgin şekilde arttı. Özellikle emtia ve hisse senetlerine bağlı sürekli vadeli işlem sözleşmelerinde haftalık işlem hacmi yükselirken, bu gelişme 7/24 işlemin daha geniş piyasalara yayılmasını sağladı. Emtia tabanlı sözleşmelerde hacim artışı Kripto para borsası BitMEX tarafından yayımlanan raporda, bu tür varlıkların haftalık işlem hacminin mart sonunda 30,7 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtildi. Böylece, toplam kripto türev piyasası içindeki payı yüzde 1,72’ye yükselmiş oldu. Söz konusu oran, bir önceki yılın aralık ayında sadece yüzde 0,03 düzeyindeydi. Emtia varlıkları, özellikle de değerli metaller ve enerji piyasalarına dayalı sözleşmeler bu artışa öncülük etti. Gümüş, altın ve ham petrol gibi varlıklara bağlı sözleşmelerin hacmi hızla arttı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlatmasının ardından, 28 Şubat’tan itibaren özellikle petrol kontratlarının hacmi keskin bir şekilde artış gösterdi. Söz konusu haftalık hacim yalnızca petrolde 6,9 milyar dolara ulaştı. Çeyrek boyunca, emtialarda hacim yüzde 65.000 oranında yükseldi. Yıl başında değerli metallerde önemli bir yükseliş yaşandı ve gümüş fiyatı tarihinde ilk kez ons başına 100 doları gördü; altın ise yüzde 24 artış kaydetti. Ancak iki metal de bu kazançların neredeyse tamamını geri verdi. Hisse senetlerinde önemli hareketlilik Sürekli vadeli işlem sözleşmelerinde, hisse senetlerine bağlı ürünler de dikkat çekici bir artış yaşadı. Yılın ilk üç ayında, bu ürünlerin haftalık işlem hacmi 4,9 milyar dolara çıkarak yüzde 908’lik bir yükselişe ulaştı. Şubat ayındaki metal rallisinin zirvesinde, geleneksel yatırım araçlarına dayalı tüm sürekli vadeli işlemlerde işlem hacmi haftalık 54,5 milyar doları gördü. İran’la yaşanan gerilim sırasında, ülkenin dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik boğazı kontrol etmesi fiyatlara doğrudan etki etti. Bu durum, petrol piyasasında gece gündüz süren hareketliliği beraberinde getirdi. Sürekli vadeli işlemler, geleneksel vadeli kontratlardan vade sonu bulunmamasıyla ayrışıyor. Bu ürünler, fiyatları dayanak varlığa paralel tutmak için uzun ve kısa pozisyon sahipleri arasında fonlama oranı üzerinden düzenli ödemelerle fiyat dengesini koruyor ve böylece kesintisiz işlem imkanı sunuyor. BitMEX’in raporunda, geleneksel finans piyasalarına kesintisiz erişimin tokenize edilmiş sürekli vadeli işlemlerdeki büyümeyi desteklediği ifade edildi. Son dönemdeki küresel ekonomik belirsizlikler hacimlerde etkili olurken, borsalar da geleneksel finans ürünlerinin kripto versiyonlarını piyasaya sürmeye başladı.
Kuzey Kore bağlantılı IT ağı kripto para yoluyla milyonlarca dolar topladı
Blockchain alanında araştırmalarıyla bilinen ZachXBT, kripto ödemeleri ve sahte iş başvuruları yoluyla aylık yaklaşık 1 milyon dolar elde eden Kuzey Kore bağlantılı bir IT çalışanları ağını tespit etti. Onchain araştırmacısı, topladığı bilgileri X platformunda detaylı bir dizide paylaştı. İncelenen veriler, 390 hesaba bağlı dahili bir ödeme sunucusundan alınmış durumda. Ağın yapısı ve tespit edilen faaliyetler ZachXBT’nin analizine göre, söz konusu ağ kendini farklı kimliklerle gizleyip sahte belgeler kullanarak organize şekilde çalışıyor. Bu yöntemle geçen kasım ayından bu yana toplamda 3,5 milyon doların üzerinde gelir sağlandığı görülüyor. Kullanılan dahili ödeme sistemi, anlık mesajlaşma mantığında kurularak çalışanların kazançlarını bildirmesine ve merkezi hesaptan ödeme talimatı almasına imkân sunuyor. Elde edilen gelirler genellikle kripto para transferleriyle başka platformlara aktarılıyor ve buradan da Çin’deki banka hesapları veya Payoneer gibi hizmetler aracılığıyla fiat paraya çevriliyor. Tespit edilen ödeme adreslerinin bir kısmı, daha önce Kuzey Koreli IT çalışanlarına ait olduğu belirlenen adreslerle bağlantılı. Ağda tespit edilen Tron cüzdanlarından biri geçen yılın aralık ayında Tether tarafından donduruldu. Toplanan veri kapsamında, çalışanların kendi konumlarını gizlemek için VPN kullandıkları, başvurularında sahte kimlik bilgileri sundukları ve ekipler arasında dahili yazışmalar yürüttükleri bilgisi de yer alıyor. Yeni ortaya çıkan vakalar ve küresel ölçekte gelişmeler Ağ içerisinde bir cihazda yapılan incelemede, bir kripto oyun projesini hedef alma planlarının konuşulduğu da dikkati çekiyor; ancak saldırının hayata geçirilip geçirilmediği netleşmedi. Organizasyonun; Lazarus gibi daha bilinen ve gelişmiş gruplara göre daha basit yöntemlerle ilerlediği görülüyor. ZachXBT’nin araştırmasına göre, bu ağın gelir profili, daha önceki tahminlerle uyumlu. Benzer yapıların Kuzey Kore adına her ay yedi haneli tutarlara ulaşabilen gelirler elde ettiğini gösteren veriler mevcut. Son dönemde Stabble isimli Solana tabanlı bir projenin, sisteminde bir Kuzey Koreli eski çalışanın bulunduğunu tespit ederek likidite sağlayıcıların fonlarını çekmelerini istediği gündeme geldi. Drift adlı protokol ise, son dönemde yaşanan 280 milyon dolarlık büyük kaybı, Kuzey Kore bağlantılı aktörlere isnat edilen ve aylarca süren bir sosyal mühendislik faaliyetinin sonucu olarak açıkladı. Öte yandan Amerikan makamları da yaklaşık 800 milyon dolarlık bir kripto dolandırıcılık faaliyetine aracılık eden bazı kişilere yaptırım uyguladı. Bu adımlar, ülkeye atfedilen siber operasyonların ulaştığı boyutu öne çıkarıyor.
Kadim bir ekşi sözlük başlığı burada da dursun.
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
Geleneğine, görenegine bağlı kimseye verilen isim.
