Ethereum, Solana, Base ve Avalanche 2026’nın ikinci yarısında büyük ağ güncellemelerine hazırlanıyorKripto para piyasasında uzun süredir fiyat hareketleri ön planda olsa da 2026’da ilgi giderek ağların teknik temellerine yöneliyor. Ethereum, Solana ve Avalanche son yılların en kapsamlı protokol güncellemelerine hazırlanırken, Coinbase’in katman 2 ağı Base de geçen cuma günü Beryl hard fork’unu devreye aldı. Buna karşılık Bitcoin tarafında geliştiriciler tartışmalı tekliflerde uzlaşmaya varabilmiş değil. Odak noktası hızdan çok dayanıklılık Hong Kong merkezli varlık yöneticisi HashKey Group’ta kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Tim Sun, geçmişte protokol güncellemelerinin daha çok yeni özellik, hız ve işlem kapasitesine odaklandığını söyledi. Sun’a göre 2026’da ağırlık merkezi daha öngörülebilir yönetişim, daha yüksek güvenilirlik ve büyük ölçekli finansal kullanım senaryolarını taşıyabilecek kurumsal düzeyde altyapıya kayıyor. Tim Sun, 2026’da önceliğin yalnızca daha fazla özellik eklemek olmadığını, güvenilirlik ve kurumsal ölçekte kullanılabilir altyapının öne çıktığını vurguluyor. Ethereum’da gözler Glamsterdam güncellemesinde Ethereum yol haritasında öne çıkan Glamsterdam güncellemesi, bu yılın en önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Geliştirici ağlarında test edilen yükseltmenin 2026’nın ikinci yarısında ana ağa gelmesi bekleniyor. Planlanan değişiklikler arasında ölçeklenebilirliğin artırılması, birinci katmanın daha sağlam hale getirilmesi ve ağ kullanımının sadeleştirilmesi bulunuyor. Sun, bu güncellemenin aynı anda daha fazla işlemin işlenmesine imkan tanıyabileceğini, veri kapasitesini genişletebileceğini ve veritabanı şişmesini azaltabileceğini belirtti. Bu çerçevenin Ethereum’u özellikle stabilcoin mutabakatı ve gerçek dünya varlıklarının zincir üstü kullanımı için daha elverişli hale getirmesi amaçlanıyor. 1inch ürün ve teknoloji şefi Holly Atkinson, Glamsterdam’ın birçok çevrede Eylül 2022’de gerçekleşen The Merge’den bu yana Ethereum’un en önemli güncellemesi olarak görüldüğünü söyledi. Atkinson’a göre öne çıkan başlıklardan biri ePBS olarak bilinen ve blok oluşturma ile blok teklif etme süreçlerini daha şeffaf hale getirmeyi hedefleyen yapı. Ancak RuleSpark kurucusu Pavan Kaur, bu adımın MEV sorununu tamamen ortadan kaldırmayacağını, bazı zararlı uygulamaların biçim değiştirerek sürebileceğini ifade etti. Mini sözlük: ePBS, İngilizce enshrined proposer builder separation ifadesinin kısaltmasıdır. Blokları öneren doğrulayıcılarla blok içeriğini oluşturan yapıları protokol içinde daha net ayırmayı hedefler; amaç, işlem sıralaması üzerindeki yoğunlaşmayı azaltmaktır. Solana ve Base daha kısa onay süresi hedefliyor Solana cephesinde yılın en büyük değişimi Alpenglow güncellemesi olarak öne çıkıyor. Eylül 2025’te yönetişim sürecinde güçlü destek alan bu yükseltme halen geliştirme aşamasında bulunuyor ve 2026’nın ilerleyen dönemlerinde Agave 4.1 doğrulayıcı istemcisiyle birlikte yayımlanması bekleniyor. Yeni yapı, mevcut TowerBFT tabanlı mekanizmanın yerine Votor adlı yeni bir oylama bileşeni etrafında kurgulanan bir sistem getiriyor. Bu değişikliğin en somut etkisinin işlem kesinleşme süresinde görülmesi bekleniyor. Hedef, uygun koşullarda kesinleşmeyi yaklaşık 100 ila 150 milisaniyeye indirmek. Mevcut sürenin ise yaklaşık 12,8 saniye olduğu belirtiliyor. Ayrıca zincir üzerindeki oy işlemlerinin kaldırılmasıyla ağ yükünün hafiflemesi ve doğrulayıcı iletişiminin daha verimli hale gelmesi amaçlanıyor. Ağ Güncelleme Öne çıkan hedef Ethereum Glamsterdam Ölçeklenebilirlik ve daha güçlü katman 1 Solana Alpenglow Kesinleşme süresini 100 ila 150 milisaniyeye indirmek Base Beryl Çekim süresini 7 günden 5 güne düşürmek Avalanche Etna sonrası L1 modeli Özel zincir kurulum maliyetini %99’dan fazla azaltmak Base ise kısa süreli bir sequencer kesintisinin ardından Beryl hard fork’unu devreye aldı. Geçersiz bir blok nedeniyle blok üretimi yaklaşık iki saat durmuştu. Base’in kurucu ortaklarından Jesse Pollak, kullanıcı varlıklarının bu olaydan etkilenmediğini söyledi ve yaşanan duraksamanın kabul edilebilir olmadığını belirterek çıkarılan derslerin platformu 7 gün 24 saat çalışan küresel finans altyapısı yönünde güçlendirmek için kullanılacağını kaydetti. Jesse Pollak, kullanıcı fonlarının güvende kaldığını vurgularken ağdaki duraksamanın kabul edilebilir olmadığını ve Base’in bu deneyimden teknik dersler çıkardığını aktarıyor. Base belgelerine göre Beryl, B20 yerel token standardını, çekim kesinleşme süresinin yedi günden beş güne indirilmesini ve Reth V2 entegrasyonunu içeriyor. Bu değişikliklerin düğüm depolama gereksinimini azaltması ve yürütme verimliliğini artırması bekleniyor. Avalanche kurumsal tarafta genişlerken Bitcoin tartışmaları sürüyor Avalanche tarafında tek bir markalı hard fork’tan çok, performansı yükseltmeye ve kurumsal kullanıcıları çekmeye dönük daha geniş bir dönüşüm öne çıkıyor. Sun, Etna hard fork’u ile eski subnet modelinin yerini egemen Avalanche L1 yapılarının aldığını, özel bir blokzincir başlatma maliyetinin %99’dan fazla düştüğünü söyledi. Sun ayrıca Japonya’nın güvenlik token pazarının yaklaşık %63’ünü temsil ettiğini belirttiği Progmat’ın 2 milyar doların üzerindeki tokenize varlığı özel bir Avalanche L1’e taşıdığına dikkat çekti. Bitcoin ise diğer ağlardan ayrışıyor. 2026’da öne çıkan başlıklar planlanmış bir yükseltmeden çok, protokolün daha programlanabilir hale gelip gelmemesi ve kuantum riskine karşı nasıl güçlendirileceği etrafında şekilleniyor. OP_CAT, CTV ve Lightning odaklı LNHANCE gibi covenant bağlantılı öneriler tartışılmaya devam ederken, bunların hiçbiri için etkinleştirme konusunda ortak bir yol oluşmuş değil. BIP 360 ve benzeri teklifler de kuantuma dayanıklı harcama yollarına geçişi kolaylaştırma amacıyla masada kalmayı sürdürüyor.
İngiltere ödeme sistemlerinde yeni dönemi hızlandırdı! Tokenizasyon ve dijital para planında neler var?İngiltere’de düzenleyici kurumlar, tokenizasyon ve yeni dijital para biçimlerinin ülkenin gelecekteki perakende ödeme altyapısının temel unsurları arasında yer almasını istiyor. HM Treasury, Ödemeler Vizyonu Teslim Komitesi adına yayımladığı güncellemede, bu adımların daha çeşitli bir çoklu para ekosistemi kurulmasına katkı sağlayacağını bildirdi. HM Treasury, Birleşik Krallık’ın ekonomi ve maliye politikalarını yürüten bakanlığı olarak finansal düzenleme sürecinde merkezi rol üstleniyor. Perakende ödemelerde yeni altyapı vurgusu Güncellenen yol haritasında, tokenizasyona dayalı programlanabilir ödemeler, ülkede ödeme alanındaki yeniliği destekleyebilecek ürün düzeyinde düzenlemeler arasında sıralandı. Yetkililer, ortaya çıkan dijital para türlerinin geleneksel ödeme sistemleriyle birlikte çalışabileceği bir altyapının kurulmasını hedefliyor. HM Treasury, tokenizasyon ve yeni dijital para biçimlerinin ödeme sistemlerinin modernizasyonunda daha çeşitli bir çoklu para ekosistemi oluşturma hedefini destekleyeceğini belirtti. Kasım ayında yayımlanan Ulusal Ödemeler Vizyonu belgesine yapılan son eklemeler, yalnızca mevcut sistemleri güncellemeyi değil, aynı zamanda yeni finansal araçların günlük ödeme akışına entegrasyonunu da kapsıyor. Bu yaklaşım, hem geleneksel para araçlarını hem de dijital varlık temelli çözümleri aynı çerçevede buluşturmayı amaçlıyor. FCA düzenleme takvimini netleştirdi İngiltere Finansal Davranış Otoritesi FCA, bu hafta kripto varlıklara yönelik kapsamlı düzenleme çerçevesini yayımladı. Kurum, kripto şirketleri için lisans başvuru döneminin eylülde başlayacağını ve 28 Şubat 2027’ye kadar süreceğini açıkladı. Yeni rejimin 25 Ekim 2027’de yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu çerçeve kapsamında alım satım platformları, saklama hizmeti sunan kuruluşlar, stabilcoin ihraççıları, stake şirketleri ve diğer aracılar, İngiltere’de faaliyet gösterebilmek için FCA onayı almak zorunda kalacak. Böylece sektör, daha açık kurallarla tanımlanmış tek bir denetim yapısına doğru ilerleyecek. Stabilcoin ve tokenize mevduat için ortak çerçeve İngiltere hükümeti nisanda, stabilcoinler ve tokenizasyon dahil yeni ödeme teknolojilerinin benimsenmesini desteklemek amacıyla ödeme kurallarını yeniden ele alacağını duyurmuştu. HM Treasury ile Hazine Ekonomi Sekreteri Lucy Rigby, 21 Nisan tarihli açıklamada, ödeme hizmetleri ve elektronik para kurallarında reform için istişare süreci yürütüleceğini bildirdi. Planlanan değişiklikler, geleneksel ödemeler ile tokenize ödemeleri tek bir çerçevede toplama hedefi taşıyor. Bu kapsamda stabilcoinler ve tokenize mevduatlar da yeni sistemin parçası olarak değerlendiriliyor. İngiltere Merkez Bankası çalışma saatlerini genişletmeyi değerlendiriyor İngiltere Merkez Bankası, mayısta temel mutabakat altyapısının çalışma saatlerini günün büyük bölümünü kapsayacak şekilde uzatmayı önerdi. Bu adım, FCA ile birlikte yürütülen ve toptan piyasalarda tokenize finans hazırlığını güçlendirmeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı çalışmanın parçası olarak öne çıktı. Merkez bankası, daha uzun çalışma saatlerinin sınır ötesi ödemeleri ve tokenizasyon geliştikçe ortaya çıkabilecek yeni ödeme ve mutabakat modellerini destekleyebileceğini belirtti. Kurum, öneriyle ilgili görüşleri 3 Temmuz’a kadar toplamayı planlıyor ve yaz aylarında geri bildirim raporu yayımlamayı hedefliyor. FCA ise kısa süre önce tokenizasyon ve dağıtık defter teknolojilerinin fon yönetiminde verimliliği artırabileceğini, ayrıca İngiltere varlık yönetimi sektöründeki yeniliği destekleyebileceğini kaydetti.
Binance Filipinler’de yeniden sahneye çıkıyor! Kritik 90 gün içinde neler yaşanacak?Binance, Filipinler pazarında yeniden yer almak için önemli bir adım attı. Filipinler Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, BlockShoals Technologies Inc. şirketine kriptoyla bağlantılı finansal ürün ve hizmetleri düzenleyici deneme alanında test etme izni verdi. Bu karar, Binance’in ülkedeki varlığını doğrudan ve tam kapsamlı biçimde geri kazandığı anlamına gelmese de, denetimli bir süreçte yeniden konumlanmasının önünü açtı. Düzenleyici deneme alanında 90 günlük teknik süreç Binance kurucu ortaklarından Yi He, X üzerinden yaptığı açıklamada borsanın Filipinler pazarına giriş yaptığını duyurdu. SEC tarafından yayımlanan ayrı bir belgede ise BlockShoals’un Komisyonun Stratejik Düzenleyici Deneme Alanı programına nihai onayla kabul edildiği doğrulandı. Yi He, Binance’in Filipinler pazarına giriş yaptığını açıklarken, SEC belgeleri BlockShoals’un denetimli test sürecine katılmasına kesin onay verildiğini ortaya koydu. Program kapsamında BlockShoals, sistemlerini 90 gün boyunca Binance altyapısıyla entegre edecek. Bu aşama tamamlanır ve düzenleyiciler sonraki safhaya onay verirse, Filipinler’deki kullanıcılar BlockShoals üzerinden kayıt oluşturabilecek ve seçili Binance hizmetlerine erişebilecek. Mini sözlük: Düzenleyici deneme alanı, yeni finansal ürün ve hizmetlerin sınırlı bir kullanıcı grubu ve yakın denetim altında test edilmesini sağlayan çerçevedir. Bu model, tam lisans verilmeden önce teknoloji, uyum ve müşteri koruması gibi alanlarda pratik sonuçların görülmesine imkan tanır. Hizmetlerin başlaması için ek onaylar gerekiyor Buna karşın mevcut onay, Binance’in Filipinler’de hemen normal faaliyetlere başlayabileceği anlamına gelmiyor. SEC daha önce ilk 90 günlük dönemin yalnızca teknik entegrasyon ve testlerle sınırlı olduğunu net biçimde belirtmişti. Kamunun sisteme dahil edilmesi ve alım satım işlemlerinin başlaması için ilave düzenleyici şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Test sürecinin bir başka şartı da BlockShoals’un, Filipin pesosu ödeme altyapısı için yerel lisansa sahip bir sanal varlık hizmet sağlayıcısıyla bağlantı kurması. Bu gereklilik, sistemin yalnızca teknik açıdan değil, yerel ödeme kanalları bakımından da uyumlu hale getirilmesini zorunlu kılıyor. Filipinler Merkez Bankası da Binance ve BlockShoals’un şu aşamada kendi nezdinde sanal varlık hizmet sağlayıcısı lisansına sahip olmadığını bildirdi. Bu nedenle ticari operasyonların başlamasından önce başka izinlerin de gündeme gelmesi olası görünüyor. Neden tam lisans yerine kontrollü test modeli tercih ediliyor? Düzenleyici kurumlar, yeni finansal ürünleri ilk günden tüm kamuya açmak yerine giderek daha sık denetimli test modeline yöneliyor. Bu yaklaşımda kurumlar, bir şirketin teknoloji altyapısını, mevzuata uyum kapasitesini, müşteri koruma mekanizmalarını ve operasyonel risklerini kontrollü bir ortamda izliyor. Kripto borsaları açısından bu yöntem, test aşamasında ortaya çıkabilecek sorunların geniş çaplı etki yaratma riskini azaltıyor. Düzenleyiciler ise sahadan gelen verilerle bir platformun daha geniş çaplı onaya hazır olup olmadığını değerlendirebiliyor. Filipinler, dijital varlıklar ve finansal teknoloji alanında son dönemde bu modeli daha görünür biçimde kullanıyor. Böylece düzenleyiciler, tam yasak ile ülke çapında anında onay arasında bir tercih yapmak yerine, yeni hizmetlerin yerel standartları karşılayıp karşılamadığını aşamalı olarak ölçebiliyor.
Kripto kart yatırımları 2026 haziran ortasında $10 milyarı aşarak yıllık bazda %250 yükseldiKripto varlıklarla bağlantılı kartlara yapılan yatırımlar ilk kez 10 milyar doların üzerine çıktı. Veriler, bu alandaki büyümenin özellikle dolar endeksli stabilcoinlerin yaygınlaşmasıyla hızlandığını gösteriyor. Yılbaşından bu yana artış %82 olurken, yıllık bazda yükseliş %250 seviyesine ulaştı. Stabilcoinler büyümenin merkezine yerleşti Pazardaki genişlemenin büyük bölümü, ABD dolarına sabitlenmiş stabilcoinlerin kullanımındaki artıştan kaynaklandı. Bu varlıklar, geleneksel ödeme sistemlerine kıyasla daha hızlı, daha düşük maliyetli ve daha pratik işlem imkanı sunduğu için hem yurt içi hem de sınır ötesi ödemelerde daha fazla tercih ediliyor. AlphaWire verilerine göre 10 milyar dolarlık eşik, Visa, Mastercard ve 140’tan fazla şirketin destek verdiği Open USD stabilcoin girişiminin devreye girdiği dönemde aşıldı. Girişim, ödeme altyapısını güçlendirmeyi, farklı sistemler arasındaki uyumu artırmayı ve stabilcoinlerin kullanım alanını genişletmeyi hedefliyor. Mini sözlük: Open USD, ödeme şirketleri ve farklı sektörlerden kurumların desteklediği, dolar sabitli dijital varlık kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan bir stabilcoin girişimidir. Interoperability ise farklı ödeme ve blokzincir sistemlerinin birbiriyle uyumlu çalışabilmesini ifade eder. Zincir üstü ödeme hizmeti sunan şirketler de kullanıcı etkinliğinde belirgin artış gördü. Jupiter Mobile, kripto kart kullanıcı sayısının aylık bazda %65 arttığını ve hizmet ağının 60’tan fazla ülkeye yayıldığını açıkladı. Yerelleştirilmiş ödeme çözümleri ile QR kod kullanımının, ödeme sürecini daha erişilebilir hale getirdiği kaydedildi. Kripto kart harcamaları 2023’te ayda 100 milyon dolar seviyesindeyken 2025 sonlarına doğru aylık 1,5 milyar doların üzerine çıktı. Yıllık bileşik büyüme oranı %106’ya ulaştı ve bu alan artık niş bir ürün kategorisi olarak görülmüyor. Büyüme ani sıçramadan değil, istikrarlı artıştan geldi 10 milyar dolarlık seviye tek seferlik sert bir yükselişle değil, birkaç aya yayılan düzenli büyüme sonucunda görüldü. Kripto kart yatırımları 2026 haziran ortasında 9,9 milyar dolara yaklaşmıştı. Zincir üstü kart işlemleri martta 607 milyon dolar düzeyindeyken mayısta 833 milyon dolara çıktı. Yıllıklandırılmış harcama tutarı ise 18 milyar dolara yaklaştı. Gösterge Düzey Yılbaşından bu yana artış %82 Yıllık artış %250 Mart 2026 zincir üstü kart işlemleri $607 milyon Mayıs 2026 zincir üstü kart işlemleri $833 milyon Yıllıklandırılmış harcama $18 milyara yakın Kripto analisti Donnie, 2023 yılında aylık yaklaşık 100 milyon dolar olan kripto kart harcamasının 2025 sonlarına gelindiğinde 1,5 milyar doların üzerine çıktığını paylaştı. Bu tablo, sektörde yıllık bileşik büyüme oranının %106 seviyesine ulaştığına işaret ediyor. Dijital ödeme kullanımında daha geniş bir dönüşüm izleniyor Sektör analistleri, son verilerin stabilcoinlerin yalnızca alım satım aracı olmaktan çıkarak doğrudan ödeme aracı haline gelmeye başladığını gösterdiğini değerlendiriyor. Fiyatı sert dalgalanan kripto varlıklardan farklı olarak stabilcoinler daha dengeli bir değer sunduğu için kullanıcılar harcama yaparken ani fiyat değişimlerinden daha az etkileniyor. İşletmeler de mevcut Visa ve Mastercard altyapısı üzerinden ödeme kabul etmeyi sürdürebiliyor. Analistler, bu verilerin finans kuruluşları, işletmeler, düzenleyiciler ve ödeme hizmeti sağlayıcıları arasında stabilcoin kullanımının genişlediğine işaret ettiğini vurguluyor. İşlem hacminin ve ödeme altyapısının büyümeyi sürdürmesi halinde, dijital varlık ödemelerinin küresel ticarette daha görünür bir rol üstlenebileceği değerlendiriliyor. Son dönemdeki tablo, kripto kartların ve stabilcoin tabanlı ödeme çözümlerinin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmaya başladığını ortaya koyuyor.
Taiko, 21 Haziran saldırısının ardından köprüsünü 11 gün sonra yeniden açtıEthereum katman 2 ağı Taiko, güvenlik ihlalinin ardından durdurduğu köprü hizmetini yeniden devreye aldı. Proje ekibi, Ethereum ile Taiko ağı arasında varlık transferlerinin tekrar başladığını açıkladı. Yeniden açılış, saldırı sonrası başlatılan toparlanma sürecinin tamamlanmasının ardından gerçekleşti. Köprü hizmeti yeniden başladı Taiko, saldırıdan etkilenen tüm kullanıcıların zararının tamamen karşılandığını bildirdi. Ekip ayrıca köprünün yeniden tam 1:1 teminatla çalıştığını duyurdu. Bu yapı, Taiko ağındaki her varlığın Ethereum üzerinde kilitli tutulan karşılığı bulunduğu anlamına geliyor. Taiko ekibi, etkilenen tüm kullanıcıların zararının karşılandığını ve köprünün Ethereum tarafında yeniden tam 1:1 varlık desteğiyle faaliyete geçtiğini açıkladı. Taiko, Ethereum üzerinde çalışan bir katman 2 ölçekleme ağı olarak işlemleri daha düşük maliyetle ve daha hızlı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Proje, köprünün açılmasıyla birlikte ağın tam operasyonel duruma döndüğünü belirtti. Mini sözlük: 1:1 teminat, ağ üzerindeki her bir tokenin başka bir zincirde aynı miktarda kilitli varlıkla bire bir desteklenmesi anlamına gelir. Köprülerde bu denge, kullanıcıların varlıklarını güvenli şekilde taşıyabilmesi için temel unsurlardan biri kabul edilir. Saldırı nasıl gerçekleşti Saldırı 21 Haziran’da gerçekleşti. Taiko, saldırganın zincir durumunu doğrulayan mekanizmayı ele geçirdiğini ve doğrulama sürecine sahte kanıtlar sokabildiğini aktardı. Protokol bu sahte kanıtları geçerli kabul edince Ethereum kasasından yetkisiz çekimler yapılabildi. Blokzincir güvenlik şirketleri, olay sırasında en fazla 1,7 milyon dolar değerinde kripto varlığın çalındığını hesapladı. Bu gelişmenin ardından ekip, köprü faaliyetlerini durdurdu ve ağ güvenliğini yeniden tesis etmeye odaklandı. Proje ekibi, kesinleştirilen zincir durumunun gözden geçirildiğini ve sistemde sahte kontrol noktaları ya da sonradan işletilebilecek saldırgan talepleri kalmadığını vurguladı. Dört aşamalı toparlanma planı tamamlandı Taiko daha önce ağı güvenli biçimde yeniden devreye almak için dört aşamalı bir toparlanma planı açıklamıştı. Ekip, bu planın bütün adımlarının tamamlandığını bildirdi. Güvenlik yamalarının uygulandığı, son zincir durumunun incelendiği ve yapılan yükseltmelerin önce Güvenlik Konseyi, ardından bağımsız güvenlik uzmanları tarafından değerlendirildiği kaydedildi. Köprü yeniden açılmış olsa da ek güvenlik önlemi olarak geçici çekim kotaları yürürlükte kalacak. Taiko, bu sınırların ihtiyatlı belirlendiğini ve normal kullanım akışını bozmasının beklenmediğini belirtti. Ancak kesin eşikler paylaşılmadı. Başlık Detay Saldırı tarihi 21 Haziran Yeniden açılış süresi 11 gün Tahmini kayıp 1,7 milyon dolar Teminat durumu 1:1 destek yeniden sağlandı Fiyat tepkisi ve sektör verisi Köprünün yeniden açıldığı haberinin ardından Taiko’nun yerel tokeni TAIKO kısa süreliğine 0.35 dolara kadar yükseldi. Daha sonra fiyat yaklaşık 0.14 dolar seviyesine geri çekildi. Proje ekibi, önümüzdeki günlerde saldırının ayrıntılarını, toparlanma sürecini ve benzer olaylara karşı alınan ek önlemleri içeren kapsamlı bir teknik değerlendirme yayımlayacağını duyurdu. Öte yandan blokzincir güvenlik şirketi PeckShield, haziran ayında kripto projelerinin büyük güvenlik ihlalleri nedeniyle toplam 75.87 milyon dolar kaybettiğini açıkladı. Şirket, ay boyunca 40 önemli saldırı tespit etti.
Ripple, XRPL’yi kurumsal ödemelerde öne çıkarırken XRP ve RLUSD’nin küresel kullanımını artırmayı hedefliyorRipple Başkanı Monica Long, şirketin uzun vadeli planında XRP Ledger’ın yalnızca sınır ötesi ödemelerle sınırlı olmadığını, daha geniş bir finansal altyapı hedefinin bulunduğunu açıkladı. Long, Ripple’ın önceliğinin XRPL’yi kurumsal ödemeler için önde gelen blokzincirlerden biri haline getirmek ve XRP ile RLUSD’nin küresel kullanım alanını genişletmek olduğunu söyledi. Kurumsal ödemelerde çoklu ağ vurgusu Long, bu değerlendirmeleri Ripple’ın OpenUSD girişimini destekleyen 140’tan fazla finans ve teknoloji şirketi arasına katılmasının ardından paylaştı. Ripple yöneticisine göre küresel ödeme sisteminin geleceği, birbirinden kopuk ağlar yerine çoklu zincir yapısına dayanan, birlikte çalışabilen ve kurumsal ölçekte kullanılabilecek blokzincir altyapıları etrafında şekillenecek. Monica Long, Ripple’ın XRPL’yi kurumsal ödemeler için başlıca blokzincir haline getirmeye odaklandığını, aynı zamanda düzenlemeye tabi yeni nesil stabilcoinler için doğal bir zemin oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Long, birlikte çalışabilirliğin kurumsal blokzincir benimsenmesinin temel unsuru olacağını savundu. Bu yapının bankalar, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve finans teknolojisi şirketleri dahil olmak üzere çeşitli kurumların, güvenlik, uyumluluk ve verimlilikten taviz vermeden farklı blokzincir ağları arasında değer transferi yapmasına imkan tanıyacağını belirtti. Mini sözlük: Birlikte çalışabilirlik, farklı blokzincir ağlarının veri ve varlık transferini ortak standartlarla gerçekleştirebilmesi anlamına gelir. Kurumsal kullanımda bu özellik, farklı sistemler arasında kesintisiz işlem akışı kurulmasını kolaylaştırır. OpenUSD girişimindeki rolü Ripple, OpenUSD girişiminin öne çıkan katılımcılarından biri olarak konumlandı. Konsorsiyum yönetimiyle ilerleyen bu stabilcoin projesi, daha bağlantılı ve daha verimli bir küresel ödeme ekosistemi oluşturma hedefiyle 140’tan fazla sektör oyuncusunu bir araya getiriyor. Şirketin bu yapı içindeki rolü, ilk günden entegrasyon ortağı olarak seçilmesiyle daha da belirgin hale geldi. Bu tercih, Ripple’ın kurumsal benimsenmeye uygun altyapı geliştirme yaklaşımını güçlendiren bir adım olarak öne çıktı. Ripple, stabilcoinlerin değer transferi yöntemini dönüştürdüğünü, kurumsal ölçekte büyümenin anahtarının ise birlikte çalışabilirlik olduğunu vurguluyor. XRP ve RLUSD için tamamlayıcı yapı Ripple’ın stratejisi, şirketin stabilcoin alanındaki genişleyen hedefleriyle de örtüşüyor. Buna göre RLUSD, XRP’nin yerine geçecek bir varlık olarak değil, onu tamamlayacak bir unsur olarak tasarlandı. RLUSD’nin ödemelerde istikrarlı bir mutabakat varlığı olarak kullanılması planlanırken, XRP ağ içindeki köprü likidite varlığı işlevini sürdürmeyi amaçlıyor. Bu yapı sayesinde XRPL ekosistemi içinde daha hızlı ve daha düşük maliyetli transferlerin desteklenmesi hedefleniyor. Varlık Öngörülen rol RLUSD Ödemelerde istikrarlı mutabakat varlığı XRP Ağ içinde köprü likidite varlığı Ağın kullanım hacmi beklentisi Ripple, düzenlemeye tabi stabilcoinlerin daha geniş kabul görmesi ve daha fazla kurumun XRPL üzerinde tokenize varlık kullanmaya başlaması halinde hem RLUSD’nin hem de XRP’nin artan ağ etkinliği ve işlem hacminden fayda sağlayabileceğini değerlendiriyor. Şirket, bu iki varlıklı yaklaşımın XRP Ledger’ı kurumsal finans, tokenizasyon ve sınır ötesi mutabakat alanlarında ölçeklenebilir bir platform olarak öne çıkarabileceği görüşünde. San Francisco merkezli Ripple, uzun süredir dijital varlık tabanlı ödeme altyapıları geliştiren bir finans teknolojisi şirketi olarak biliniyor. Şirketin son mesajları, düzenlemeye tabi stabilcoinler, tokenize varlıklar ve dijital para birimlerinin birbirine bağlı blokzincir ağları arasında daha sorunsuz hareket ettiği bir küresel finans yapısına odaklandığını gösteriyor.
ABD Senatörü Cynthia Lummis, CLARITY Act’in kara para aklama önlemlerini zayıflatmadığını açıkladıABD Senatörü Cynthia Lummis, dijital varlık piyasasına yönelik CLARITY Act tasarısını savunarak, Senatör Elizabeth Warren’ın yasa teklifinin yasa dışı finansmanla mücadeleyi zayıflatabileceği yönündeki eleştirilerine karşı çıktı. X üzerinden yürüyen tartışmada Warren, tasarının suç örgütleri ile hasım yabancı aktörlerin fon hareketlerinde kullanabileceği yeni açıklar doğurabileceğini öne sürdü. Tartışmanın odağında yasa dışı finansman başlığı yer aldı Lummis ise bu iddiaları reddederek tasarıda finansal suçları önlemeye ve dijital varlık sektöründeki denetimi güçlendirmeye yönelik 16’dan fazla koruma maddesi bulunduğunu söyledi. Wyoming’i temsil eden Cumhuriyetçi senatör, eleştirilerin kripto para sektörüne genel karşıtlık üzerinden değil, doğrudan tasarı metni üzerinden yapılması gerektiğini savundu. CLARITY Act, yasa dışı finansmana karşı 16’dan fazla güvence içeriyor, açık değil. Lummis, özellikle bazı maddelere dikkat çekti. Buna göre 201. bölüm, dijital varlık faaliyetlerine Banka Gizliliği Yasası ve kara para aklamayı önleme yükümlülüklerini uyguluyor. 303. bölüm İran’a ilişkin yeni yaptırım düzenlemeleri getirirken, 305. bölüm kripto para borsalarına yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı fonları dondurma yetkisi tanıyor. Mini sözlük: Banka Gizliliği Yasası, ABD’de finansal kurumlara şüpheli işlemleri izleme ve bildirme yükümlülüğü getiren temel düzenlemelerden biri olarak biliniyor. AML ise kara para aklamayı önlemeye yönelik kimlik doğrulama, işlem takibi ve bildirim kurallarını kapsıyor. Tasarı, denetim yetkisinin sınırlarını da belirliyor CLARITY Act, ABD Kongresi’nde görüşülen en önemli kripto para düzenlemelerinden biri olarak öne çıkıyor. Tasarı, farklı dijital varlık türlerinin hangi kurum tarafından denetleneceğini netleştirerek daha açık bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı hedefliyor. Cynthia Lummis, ABD Senatosu’nda kripto para dostu yaklaşımıyla tanınan isimler arasında yer alıyor. Teklife göre Bitcoin ve Ethereum gibi dijital emtiaların ağırlıklı olarak Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun denetimine girmesi öngörülüyor. Yatırım sözleşmesi niteliği taşıyan tokenların ise Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun yetki alanında kalması planlanıyor. Varlık türü Öngörülen denetleyici Dijital emtialar CFTC Yatırım sözleşmesi sayılan tokenlar SEC Destek sürerken eleştiriler de devam ediyor Tasarıda iflas süreçlerinde müşteri varlıklarının korunması, tokenizasyon, merkeziyetsiz finans uygulamaları ve blokzincir kodu geliştiren yazılım üreticilerine yönelik hukuki güvenceler de yer alıyor. Lummis, bu çerçevenin düzenleyici belirsizliği azaltacağını, yeniliği teşvik edeceğini ve ABD’nin diğer bölgeler yeni kurallar geliştirirken rekabet gücünü korumasına yardımcı olacağını düşünüyor. Elizabeth Warren, tasarının suçlular ve yaptırım altındaki taraflar tarafından kullanılabilecek boşluklar doğurabileceğini savunuyor. Buna karşın tasarı, iki partiden destek görmesine rağmen bazı Demokrat senatörler ile bankacılık çevrelerinin eleştirileriyle karşı karşıya bulunuyor. Eleştirenler, özellikle merkeziyetsiz finans platformları, bazı saklama hizmetleri ve gözetimsiz kripto cüzdanlarla bağlantılı kara para aklama ve terörün finansmanı risklerinin tam olarak ele alınmadığını ileri sürüyor. CLARITY Act’in, Kongre ağustos arasına girmeden önce Senato gündeminde önemli başlıklardan biri olmayı sürdürmesi bekleniyor. Olası genel kurul oylamasının sonucu, ABD’de kripto para düzenlemelerinin geleceğinde yenilik ile finansal suç önlemleri arasındaki dengenin nasıl kurulacağını etkileyebilir.
Solana Vakfı, ağ yönetiminde oylamayı başlatmak için aktif stakein en az %15 desteğini şart koştuSolana Vakfı, ağ genelinde protokol karar alma sürecini daha resmi bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan stake ağırlıklı yeni bir yönetişim mekanizması duyurdu. Bu sistemle doğrulayıcılar, ağın yönünü belirlemeye dönük teklifleri zincir üstüne taşıyabilecek. Teknik ayrıntıların hazırlanması ise mevcut geliştirme sürecinden ayrı yürütülecek. Yeni çerçeve nasıl işleyecek Yeni model, Solana Governance Proposals olarak adlandırılan ve kısaca SGP diye anılan teklif yapısını devreye alıyor. Bu tekliflerin amacı, çekirdek geliştirme ekiplerinin ağın hangi yönde ilerlemesi gerektiğine ilişkin açık bir topluluk görüşüne ihtiyaç duyduğu başlıklarda resmi bir oylama zemini oluşturmak. Böylece teknik şartname yazılmadan önce ağ katılımcılarının eğilimi kayıt altına alınabilecek. Solana Vakfı, bu yapının mevcut Solana Improvement Documents sürecinin yerine geçmeyeceğini vurguluyor. SIMD olarak bilinen bu belgeler, protokolde yapılacak kapsamlı teknik değişiklikler için ana çerçeve olmayı sürdürüyor. SGP modeli ise teknik uygulamadan önce yön belirleyen bir uzlaşı aracı olarak konumlanıyor. Solana Vakfı, SGP çerçevesinin özellikle ağ için uzun vadeli ekonomik sonuçlar doğurabilecek kararlar için tasarlandığını ve geliştirme süreci başlamadan önce doğrulayıcılar ile token devreden katılımcılar arasında net bir uzlaşı hedeflediğini ortaya koyuyor. Oylama için %15 eşik aranacak Bir SGP teklifinin oylama aşamasına geçebilmesi için aktif stakein en az %15’ini kontrol eden doğrulayıcıların desteğini alması gerekecek. Bu eşik, ağda yeterli karşılık bulmayan tekliflerin elenmesi için filtre görevi görecek. Aynı zamanda sınırlı destek gören konular nedeniyle oylama sürecinin gereksiz biçimde yoğunlaşmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Çerçeve kapsamında en az 100.000 adet devredilmiş SOL tutan doğrulayıcılar yönetişim teklifi başlatabilecek. Her teklif, bir markdown biçimindeki şartname belgesiyle birlikte zincir üstünde oluşturulan bir teklif hesabından oluşacak. Zincir üstü kayıt, ilgili belgeyi belirli bir depo commit hash bilgisiyle işaret edecek. Mini sözlük: Commit hash, yazılım geliştirmede belirli bir kod veya belge sürümünü benzersiz şekilde tanımlayan kayıttır. Bu yapı, oylamaya sunulan metnin sonradan değiştirilmeden hangi sürüme dayandığını açık biçimde göstermeye yarar. Eşik aşıldıktan sonra teklif stake ağırlıklı oylama sürecine girecek. Sayımda yalnızca belirleyici oylar dikkate alınacak, çekimser oylar hesaplamaya dahil edilmeyecek. Onay için belirlenen oylama süresi içinde üçte iki çoğunluk aranacak. Kriter Şart Oylamaya geçiş Aktif stakein en az %15 desteği Teklif başlatma yeterliliği En az 100.000 devredilmiş SOL Onay eşiği Üçte iki çoğunluk Delegatörlere doğrudan müdahale hakkı Yeni sistem, Solana’nın yönetişim yapısında daha belirgin bir rol dağılımı oluşturuyor. Protokolün genel yönüne ilişkin önemli başlıklarda gayriresmi koordinasyona duyulan ihtiyacın azalması bekleniyor. Buna karşılık teknik tasarım yetkisi, SIMD süreci üzerinden çekirdek geliştiricilerde kalmayı sürdürüyor. Tokenlerini doğrulayıcılara devreden katılımcılar da artık her teklif özelinde doğrudan etki sahibi olacak. Bir delegatör, bağlı bulunduğu doğrulayıcının oy tercihine katılmazsa, ilgili teklifte bu oyu geçersiz kılabilecek. Bu hak, stake sahiplerine devrettikleri tokenlerin yönetişimde nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla kontrol sağlıyor. Yeni yapı, topluluk eğilimi ile teknik uygulama sürecini birbirinden ayırırken, delegatörlere doğrulayıcı oyunu teklif bazında geçersiz kılma imkanı tanıyor. Bu adım, Solana’nın son dönemde altyapı ve güvenlik alanında attığı girişimlerin ardından geldi. Vakıf, nisan ayında Asymmetric Research ile birlikte STRIDE programını başlatarak güvenlik denetimleri ve olay yönetimi tarafını güçlendirmişti. SGP çerçevesi de bu tabloya yönetişim boyutunu ekliyor.
SHIB’de 350 milyon dolarlık senaryo konuşuluyor! Fiyat için kritik eşikte neler yaşandı?Shiba Inu, son dönemde zayıflayan fiyat yapısı içinde hareket etmeyi sürdürüyor. Buna karşın zincir üstü veriler, borsalardaki likiditenin sınırlı kalması halinde görece düşük büyüklükte bir sermaye girişinin fiyat üzerinde beklenenden daha sert bir etki yaratabileceğine işaret ediyor. SHIB’in borsa rezerv değeri 374,3 milyon dolar seviyesinde bulunurken, borsalardaki toplam rezerv yaklaşık 87,02 trilyon token olarak ölçülüyor. Likidite tarafında dikkat çeken tablo Bu görünüm, SHIB’in geçmiş spekülatif dönemlerde sergilediği sert hareketler dikkate alındığında, borsa tarafındaki likit arzın bu ölçüte göre çok geniş olmadığını gösteriyor. Bu nedenle piyasada yoğunlaşmış yaklaşık 350 milyon dolarlık bir talep oluşması durumunda, fiyatın olağanüstü ölçüde yeniden değerlenebileceği değerlendirmesi öne çıkıyor. Meme coin piyasasında fiyat hareketleri her zaman doğrudan piyasa değeriyle açıklanmıyor. Emir defteri derinliği, dolaşımdaki erişilebilir arz ve yatırımcı psikolojisi daha belirleyici olabiliyor. Likiditenin sığ kaldığı dönemlerde agresif alımlar, geleneksel değerleme yaklaşımlarının öngördüğünden çok daha hızlı fiyat sıçramalarına yol açabiliyor. Yaklaşık 350 milyon dolarlık yoğun talep, borsalardaki likiditenin düşük kalması halinde SHIB fiyatında belirgin bir yeniden fiyatlamayı tetikleyebilir; ancak teknik görünüm henüz tam bir yükseliş dönüşünü doğrulamıyor. Teknik görünüm direnç bölgelerine odaklandı SHIB günlük grafikte 0.00000433 dolar civarında işlem görüyor. Bu seviye, temel hareketli ortalamaların altında kalmaya devam ediyor. 50, 100 ve 200 günlük ortalamaların tamamının fiyatın üzerinde bulunması, daha geniş eğilimde aşağı yönlü yapının korunduğunu gösteriyor. İlk önemli direnç bölgesi 0.00000505 ile 0.00000546 dolar aralığında yer alıyor. SHIB daha önce bu bölgede ivme kaybetmişti. Alıcıların kontrolü yeniden ele geçirdiğine dair ilk güçlü teknik işaretin, bu bandın yukarı yönlü aşılmasıyla ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Daha yukarıda ise uzun vadeli ana hareketli ortalamanın geçtiği 0.00000651 dolar seviyesi bulunuyor. Fiyat bu eşiği geri almadıkça, olası yükseliş denemelerinin satış baskısıyla karşılaşma riski sürüyor. Haziran ayındaki satış dalgasının ardından sınırlı bir toparlanma yapısı oluşsa da işlem hacmi henüz güçlü bir birikim evresine işaret etmiyor. Zincir üstü veriler karışık sinyal veriyor Zincir üstü tarafta tablo net değil. Toplam borsa girişi yüzde 0,41, toplam çıkış ise yüzde 0,26 arttı. Net akışın yüzde eksi 0,46 seviyesinde kalması, çıkışların girişlerin hafif önünde olduğunu gösteriyor. Ancak bu fark, güçlü bir birikim sinyali sayılacak kadar belirgin görülmüyor. Ağ etkinliğinde ise sınırlı bir iyileşme var. İşlem sayısı yüzde 0,5, aktif adres sayısı da yüzde 0,61 yükseldi. Bu artışlar, talepte keskin bir sıçramadan çok ağ kullanımında kademeli bir toparlanmaya işaret ediyor. Shiba Inu, Ethereum ağı üzerinde geliştirilen ve geniş topluluk desteğiyle öne çıkan bir meme coin olarak biliniyor.
Avrupa’da kripto transferleri zorlaştı! Kullanıcılar şimdi hangi adımı izliyor?Avrupa’da kripto varlık kullanıcıları, merkezi borsalar arasındaki para transferlerinde daha sıkı denetimlerle karşılaşıyor. Zincir üstü araştırmacı ZachXBT, bu süreçte kullanıcıların önce kontrolü kendilerinde olan bir cüzdana aktarım yapmasının daha pratik bir yol olabileceğini söyledi. Açıklama, Bybit ve şirketin Avrupa operasyonları üzerinden borsalar arası transferlerin zorlaştığını belirten bir kullanıcı paylaşımının ardından geldi. Transferlerde ara adım önerisi ZachXBT, 2 Temmuz’da yaptığı değerlendirmede, kullanıcıların başka bir merkezi borsaya ya da başka bir kişiye transfer yapmadan önce varlıklarını kendi yönettikleri saklama dışı cüzdanlara göndermesini önerdi. Buna göre yatırma ve çekme işlemlerinde ilk durak olarak öz saklama cüzdanlarının kullanılması, platformlar arasındaki geçişlerde süreci daha yönetilebilir hale getirebilir. ZachXBT, kullanıcıların başka bir merkezi platforma transferden önce varlıklarını her zaman kendi kontrol ettikleri cüzdanlara çekip oradan göndermesinin daha doğru bir yöntem olduğunu savundu. Ayrıca Crypto Travel Rule düzenlemesinin kara para aklamayı durdurduğuna dair ikna edici bir kanıt görmediğini belirtti. ZachXBT, kripto dünyasında şüpheli işlemleri ve fon hareketlerini izleyen zincir üstü araştırmalarıyla tanınıyor. Özellikle saldırılar, cüzdan bağlantıları ve büyük transferler üzerine yaptığı incelemelerle öne çıkıyor. Avrupa’da neden zorlaştı? Bu sıkılaşmanın temelinde Avrupa Birliği’nin Fon Transferi Tüzüğü bulunuyor. Aralık 2024’ten itibaren kripto hizmet sağlayıcıları için tam uygulamaya geçen Crypto Travel Rule kapsamında borsalar, işlemlerde gönderen ve alıcıya ilişkin belirli bilgileri toplamak ve paylaşmakla yükümlü hale geldi. Kurallar, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele amacı taşıyor. Mini sözlük: Crypto Travel Rule, kripto transferlerinde gönderici ve alıcı bilgilerinin işlemle birlikte paylaşılmasını öngören uyum kuralıdır. AB’de bu çerçeve, Fon Transferi Tüzüğü kapsamında kripto hizmet sağlayıcılarına uygulanıyor. Bu nedenle Bybit dahil bazı borsalar, etkilenen bölgelerde para yatırma ve çekme işlemleri için ek doğrulama adımları devreye aldı. Kullanıcılardan öz saklama cüzdanlarının kendilerine ait olduğunu kanıtlamaları istenebiliyor. Bazı transferler ise uyum kontrolleri tamamlanana kadar beklemede kalabiliyor. Borsalar yeni düzene uyum sağlıyor ZachXBT’nin önerdiği yöntem, yazılım veya donanım tabanlı bir öz saklama cüzdanının aracı adım olarak kullanılmasına dayanıyor. Ancak bu yaklaşım her durumda ek incelemeleri ortadan kaldırmıyor. Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde veya borsaların risk sistemleri tarafından işaretlenen transferlerde ilave belge talepleri gündeme gelebilir. Bybit de Avrupa operasyonlarını bölgedeki düzenleyici çerçeveye uyarlamak için yeniden yapılandırıyor. Bu kapsamda uygun kullanıcıların lisanslı bölgesel platforma taşınması planlanıyor. Şirket ayrıca Avrupa Ekonomik Alanı genelinde düzenlemelere uyumlu dijital varlık kullanımını desteklemek amacıyla USDC ve EURC odaklı yeni stabilcoin girişimlerini devreye aldı. Tartışma sürüyor Crypto Travel Rule, dijital varlık sektöründe en fazla tartışılan düzenlemeler arasında yer alıyor. Destekleyenler, işlem bilgilerinin transferle birlikte ilerlemesinin şeffaflığı artırdığını ve şüpheli hareketlerin incelenmesini kolaylaştırdığını savunuyor. Buna karşı çıkanlar ise kuralların uyum maliyetlerini yükselttiğini, işlemleri yavaşlattığını ve günlük kullanıcılar için gereksiz sürtünme yarattığını dile getiriyor. Avrupa, MiCA ve Travel Rule yükümlülüklerini uygulamayı sürdürdükçe hem borsaların hem de kullanıcıların daha sıkı kontrollerle karşılaşması bekleniyor.
Binance’te küçük yatırımcı akışı dipte kaldı! Piyasa hangi sinyali bekliyor?Kripto para piyasasının son döngüsünde küçük yatırımcıların belirgin biçimde geri çekildiği görülüyor. Binance verileri, özellikle 1 BTC’nin altındaki transferlerde tarihi düşük seviyelere yakın bir tabloya işaret ediyor. Bu durum, Bitcoin ve Ethereum başta olmak üzere daha geniş piyasa hareketlerinin büyük ölçüde balinalar, madenciler ve yüksek hacimli hesaplar tarafından şekillendirildiğini gösteriyor. Binance verilerinde küçük yatırımcı zayıflığı CryptoQuant analisti Darkfrost’un değerlendirmesine göre küçük yatırımcıları temsil eden 1 BTC’nin altındaki girişler, tüm zamanların en düşük düzeylerine yaklaştı. Bitcoin 60.000 dolar civarında seyrederken piyasa duyarlılığındaki zayıflama, bireysel yatırımcıların güçlü getiri beklentisini önemli ölçüde azalttı. Darkfrost, mevcut işlem döngüsünün küçük yatırımcı katılımı olmadan ilerlediğini belirtti. Binance’e bireysel yatırımcılar tarafından günlük gönderilen Bitcoin miktarı 329 BTC’ye kadar geriledi. Bu rakam, Mayıs 2021’de görülen 4.900 BTC’lik zirvenin oldukça altında kaldı. Küçük yatırımcıların Binance’e gönderdiği günlük Bitcoin miktarı 329 BTC düzeyine indi. Mayıs 2021’de bu seviye 4.900 BTC’ye kadar çıkmıştı. Balinaların ağırlığı neden arttı? Borsadaki işlem ve para yatırma hareketlerinde balinaların payı yüzde 50’nin üzerine çıktı. Kurumsal yatırımcılar, madenciler ve büyük ölçekli cüzdanlar, geçmişte daha çok bireysel yatırımcıların öne çıktığı alanlarda daha baskın hale geldi. Binance bu açıdan sadece bireysel işlemlerin değil, aynı zamanda piyasa yapıcılar ve büyük portföy sahiplerinin de yoğunlaştığı bir merkez görünümünde. Küçük yatırımcıların uzak durmasında spot Bitcoin ETF’lerinin de etkili olabileceği değerlendiriliyor. Bu ürünler, yatırımcılara kendi saklama çözümüne ihtiyaç duymadan Bitcoin fiyatına erişim sağlıyor. Böylece bazı katılımcılar doğrudan kripto borsasında işlem yapmak yerine daha geleneksel yatırım kanallarını tercih ediyor. Mini sözlük: MiCAR, Avrupa Birliği’nin kripto varlık piyasalarını düzenleyen çerçevesidir. Bu düzenleme, hizmet sağlayıcıların AB içinde faaliyet gösterebilmesi için lisans ve uyum şartları getirir. Binance’in Avrupa Birliği pazarında MiCAR lisansını kaybetmesi de bireysel yatırımcı dönüşünü yavaşlatabilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Yine de Avrupa, Binance trafiğinin tek ana kaynağı olmadığı için etkinin bölgesel düzeyde kalabileceği düşünülüyor. Sermaye nereye kaydı? Bireysel yatırımcı ilgisi yalnızca kripto dışına çıkmış görünmüyor, aynı zamanda farklı araçlara da yöneliyor. Binance’in tokenleştirilmiş hisse senedi işlem programında yönetilen varlıkların 1 milyar doların üzerine çıkması, bu değişimin dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Binance, dünyanın en büyük kripto para borsalarından biri olarak son dönemde ürün çeşitliliğini geleneksel finans bağlantılı araçlara doğru da genişletiyor. Değerli metaller ve Güney Kore hisse piyasası da alternatif duraklar arasında öne çıktı. Özellikle KOSPI’deki yükseliş, bireysel yatırımcıların risk iştahını farklı pazarlara taşıdı. Meme tokenlara, risk sermayesi destekli projelere ve eski altcoin anlatılarına duyulan güven kaybı, daha tanıdık varlık sınıflarına geçişi hızlandırdı. Piyasaya dönüş için hangi işaretler izleniyor? Analistler, büyük cüzdanlarla küçük yatırımcılar arasındaki farkı izleyen göstergelerde balinaların daha iyimser kaldığını vurguluyor. Buna göre büyük oyuncular, yeni anlatılar oluşmadan ve DeFi ile borsalara likidite geri dönmeden önce pozisyon alıyor olabilir. Küçük yatırımcıların ise güçlü bir yön sinyali görmeden yeniden sahaya dönmek istemediği anlaşılıyor. Buna karşın kripto piyasasına ilginin tamamen kaybolmadığına dair işaretler de var. Yakın zamanda piyasaya çıkan ANSEM influencer tokenının 100 milyon dolar değerlemeye ulaşması, uygun teşvikler oluştuğunda spekülatif ilginin kısa sürede geri dönebileceğini gösterdi. Şimdilik bu örnek istisna olarak görülse de bireysel yatırımcıların piyasayı tamamen terk etmediği, daha olumlu bir hava beklediği değerlendiriliyor.
Solana grafiğinde $233,8 ve $456 hedefleri için kritik destek bölgesi öne çıkıyorSolana, teknik görünümde önemli bir eşikte bulunuyor. İki ayrı grafik çalışması, fiyatın olası bir dip oluşturma sürecine girmiş olabileceğine işaret ediyor. Bu senaryolardan biri Wyckoff birikim yapısına, diğeri ise geçmiş döngülerde destek olarak çalışan bir bölgenin yeniden kazanılmasına dayanıyor. Wyckoff yapısında destekten toparlanma denemesi Günlük grafikte SOL fiyatının, sert satışların ardından uzun süre yatay hareket ettiği bir yapı izlediği görülüyor. Bu görünüm, klasik Wyckoff birikim şemasındaki dip oluşturma evresiyle benzerlik taşıyor. Son aşamada fiyatın desteğin altına kısa süreli sarkmasının ardından yeniden toparlanma çabası dikkat çekiyor. Wyckoff teorisinde bu tür kısa süreli destek kırılımları “spring” olarak adlandırılıyor. Bu hareket, satış yönlü pozisyonları tuzağa düşürdükten sonra alıcıların yeniden devreye girmesiyle ilişkilendiriliyor. Grafikte bu bölge yaklaşık 65 ile 70 dolar aralığında işaretleniyor. SOL şu anda bu alanın üzerinden uzaklaşmaya çalışıyor. Alıcıların desteği korumayı sürdürmesi halinde sıradaki önemli bölge, 95 ile 105 dolar arasındaki bant direnci olarak öne çıkıyor. Fiyatın bu aralığın üzerine net biçimde yerleşmesi, birikim senaryosunu güçlendirebilir. Teknik görünüm henüz kesinleşmiş değil. SOL fiyatının yukarı yönlü kırılımın teyit edilebilmesi için bant üst bölgesini geri alması ve bu hareketi daha güçlü alımlarla desteklemesi gerekiyor. Buna karşılık toparlanmanın başarısız kalması da riskler arasında yer alıyor. Fiyatın yeniden destek bölgesinin altına inmesi ve bu alanı geri alamaması durumunda, Wyckoff temelli yapı zayıflayabilir. Böyle bir tabloda piyasanın daha uzun süre taban oluşturması gerekebilir. Tarihsel destek bölgesi yeniden gündemde İki günlük grafik ise Solana’nın daha geniş zaman diliminde kritik bir geri alma seviyesine yaklaştığını gösteriyor. Analist Javon Marks, geçmiş piyasa döngülerinde birkaç kez destek olarak çalışan bu bölgenin yeniden kazanılmasının daha güçlü bir yükselişin önünü açabileceğini belirtiyor. Javon Marks, piyasa analizleriyle tanınan bağımsız bir grafik yorumcusu olarak biliniyor. Grafikte 75 ile 80 dolar aralığındaki yatay destek alanı öne çıkıyor. Aynı bölge 2022, 2024 ve 2026 dönemlerinde önemli dönüş noktalarıyla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle söz konusu seviye, piyasa yapısının yönü açısından yakından izleniyor. Teknik bölge Seviye Önemi Alt destek $65 ile $70 Wyckoff spring bölgesi Yakın destek $75 ile $80 Tarihsel geri alma alanı Bant direnci $95 ile $105 Yukarı yönlü teyit bölgesi İlk hedef $233,8 Bir sonraki ana teknik hedef Üst hedef $456 Daha güçlü kırılım halinde izlenen seviye Eski desteğin yeniden kazanılması, teknik analizde piyasa yapısının yeniden alıcılar lehine dönmesi şeklinde yorumlanabiliyor. Bu çerçevede grafik, Solana’nın tarihsel açıdan önemli bir alanda taban oluşturmaya çalıştığını ve ardından daha güçlü bir yukarı hareket deneyebileceğini gösteriyor. Javon Marks, fiyatın bu bölgeyi net biçimde geri alması halinde Solana’da yaklaşık yüzde 200’lük alan açılabileceğini ve ilk büyük teknik hedef olarak $233,8 seviyesinin öne çıktığını değerlendiriyor. Bu senaryo da henüz teyit edilmiş değil. SOL fiyatının önce destek bölgesinin üzerine yerleşmesi ve burada kalıcılık sağlaması gerekiyor. Aksi halde geri alma girişimi başarısız kalabilir ve daha geniş çaplı toparlanma için piyasanın zamana ihtiyaç duyması söz konusu olabilir.
Japonya merkezli Metaplanet, 2.823 Bitcoin daha alarak toplam varlığını 43.000 BTC’ye çıkardıJaponya merkezli Metaplanet, 2 Temmuz’da yaptığı açıklamada 2.823 Bitcoin satın aldığını duyurdu. Bu alımla birlikte şirketin toplam Bitcoin varlığı 43.000 BTC’ye yükseldi. Şirket, son alımın hangi fiyattan yapıldığını paylaşmadı. Alımlar yıl boyunca sürdü Metaplanet bu yıl boyunca Bitcoin biriktirmeyi sürdüren şirketler arasında öne çıktı. 2026 mali yılının ilk çeyreğinde 5.075 BTC alan şirket, bu alımlar için yaklaşık 405 milyon dolar harcadı. Ortalama alım maliyeti ise Bitcoin başına yaklaşık 79.898 dolar olarak açıklandı. Metaplanet, 2 Temmuz tarihli paylaşımında 2.823 BTC daha aldığını duyurdu ve toplam kurumsal Bitcoin varlığının 43.000 BTC’ye ulaştığını bildirdi. İlk çeyrek sonunda 40.177 BTC’ye ulaşan şirket, sonraki aylarda yaptığı ek alımlarla bu miktarı 43.000 BTC’ye taşıdı. Bu seviye, Metaplanet’i halka açık şirketler arasında en büyük Bitcoin rezervine sahip firmalardan biri konumuna getirdi. Şirket daha önce MARA Holdings’i geride bırakarak bu sıralamada üçüncü basamağa yükselmişti. Kurumsal alımlarda üst sıralara yaklaştı BitcoinTreasuries.net verilerine göre halka açık şirketler haziran ayında bilançolarına toplamda yaklaşık 9.000 BTC ekledi. Aynı dönemde Strategy 3.625 BTC, Strive ise 3.364 BTC net alım yaptı. MARA Holdings’in aylık artışı 1.000 BTC oldu. BitcoinTreasuries.net, kurumsal Bitcoin rezervlerini izleyen bir veri platformu olarak biliniyor. Şirket Dönem Net BTC değişimi Strategy Haziran 3.625 BTC Strive Haziran 3.364 BTC MARA Holdings Haziran 1.000 BTC Metaplanet 2 Temmuz alımı 2.823 BTC Metaplanet’in son alımı temmuz ayının ilk işlem gününde gerçekleşti. Zamanlama nedeniyle haziran verilerine dahil olmasa da, işlem büyüklüğü şirketi Strategy ve Strive ile benzer bir alım aralığına taşıdı. Aynı dönemde bazı şirketler ise rezervlerini azalttı. Fold Holdings yaklaşık 634 BTC, Nakamoto Inc 591 BTC ve Hive Digital 331 BTC satış yaptı. Hisse ihracı yapılmadı, geri alım da olmadı Metaplanet, haziran ayında hisse edinim haklarının kullanımı yoluyla yeni hisse ihraç etmediğini de açıkladı. Şirketin 94,73 milyon hisseye dönüştürülebilecek 947.300 adet dolaşımdaki varantı bulunuyor. Bu varantların kullanım fiyatı geçen ay 220 yen ile 295 yen aralığında yer aldı ve hiçbirinin işleme konulmadığı belirtildi. Şirket ayrıca haziran döneminde hisse geri alımı da gerçekleştirmedi. Bu tablo, ilgili ay içinde sulandırıcı sermaye artışı yapılmadığını gösterirken, ileride bu esnekliğin korunmaya devam ettiğine işaret etti. Bitcoin stratejisi finansal ürünlere genişliyor Metaplanet yalnızca Bitcoin biriktirmekle sınırlı kalmayan bir yapı kurmaya çalışıyor. Şirket, haziranda Tokyo merkezli regüle bir aracı kurum olan Siiibo Securities’i yaklaşık 2,1 milyar yen karşılığında satın aldı. Siiibo Securities’in Japonya’da faaliyet gösteren lisanslı bir aracı kurum olması, Metaplanet’in finansal ürün tarafındaki planları açısından dikkat çekiyor. Satın alma sonrası iştirakın adının Metaplanet Securities olarak değiştirileceği ve Project Nova girişimine dahil edileceği açıklandı. Bu girişim kapsamında Bitcoin bağlantılı tahviller, tokenleştirilmiş menkul kıymetler ve diğer dijital varlık ürünlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Şirket, Bitcoin gelir üretim faaliyetinin toplam gelirinin büyük bölümünü oluşturduğunu ve 2025 mali yılında toplam gelirin yaklaşık %95’inin bu iş kolundan geldiğini açıkladı. Şirketin şubat ayında yayımlanan 2025 mali yıl sonuçlarına göre yıllık gelir 8,9 milyar yene çıktı. Bu rakam, bir önceki yıla göre %738 artışa işaret etti. Faaliyet karı da yıllık bazda %1.694,5 yükseldi. Buna karşılık, nakit çıkışı yaratmayan 102,2 milyar yenlik Bitcoin değerleme zararı nedeniyle dönem net zararı 95 milyar yen oldu. 2 Temmuz itibarıyla Bitcoin yaklaşık 60.100 dolardan işlem görürken, Metaplanet’in şubat ayında açıklanan ortalama edinim maliyeti Bitcoin başına 107.716 dolar seviyesindeydi. Bu nedenle şirketin 43.000 BTC’lik pozisyonu kağıt üzerinde önemli ölçüde gerçekleşmemiş zarar taşıyor.
SBI Crypto sahneden çekiliyor! Bitcoin madenciliğinde şimdi hangi denge değişecek?Japon finans grubu SBI Holdings’in kripto para birimi odaklı iştiraki SBI Crypto, beş yıldır sürdürdüğü Bitcoin madencilik havuzu faaliyetlerini 31 Temmuz’da sona erdireceğini açıkladı. Şirket, aynı tarihte madencilik payı kabulünü de durduracak. Kapanış kararının gerekçesi paylaşılmadı. Kapanış takvimi netleşti SBI Crypto, havuzu kullanan madencilerin son ödeme hesaplamalarının doğru yapılabilmesi için kesinti tarihine kadar işlem gücünü havuza yönlendirmeyi sürdürmesini istedi. Şirket, faaliyetlerin son gününe kadar desteğin devam etmesini beklediğini belirtti. Şirket, son ödeme hesaplamalarının sağlıklı tamamlanabilmesi için madencilerin operasyonların biteceği güne kadar işlem gücünü havuza yönlendirmeyi sürdürmesini istedi. Bu adım, Japonya’da kurumsal ölçekte öne çıkan Bitcoin madencilik havuzlarından birinin kapanışı anlamına geliyor. Aynı zamanda SBI’ın kripto para stratejisinde madencilik dışındaki alanlara daha fazla ağırlık verdiğine işaret ediyor. Pazardaki yeri ve mevcut ölçeği SBI Crypto, Bitcoin madencilik havuzunu Mart 2021’de devreye almıştı. O dönemde pazarda Poolin, F2Pool ve Binance Pool gibi büyük oyuncular etkili konumdaydı. SimpleMining verilerine göre SBI Crypto şu anda küresel ölçekte en büyük 12’nci Bitcoin madencilik havuzu konumunda bulunuyor. Havuzun işlem gücü yaklaşık 21.46 exahash/saniye seviyesinde, bu da Bitcoin ağının toplam işlem gücünün yaklaşık %2.24’üne karşılık geliyor. Mini sözlük: Exahash/saniye, madencilikte kullanılan toplam hesaplama gücünü gösteren bir ölçüdür. 1 EH/s, saniyede 1 kentilyon hash denemesi anlamına gelir ve Bitcoin ağındaki rekabet düzeyini izlemek için kullanılır. Aynı veri setine göre Foundry USA ağın yaklaşık %24.49’unu, AntPool ise %19.05’ini kontrol ediyor. Orta ve alt ölçekli havuzlar arasında yer alan ViaBTC yaklaşık %8.55, MARA Pool ise %5.15 paya sahip görünüyor. Bu tablo, SBI Crypto’nun küresel pazarda görünür bir oyuncu olmasına rağmen lider havuzların belirgin biçimde gerisinde kaldığını ortaya koyuyor. Madenciler için geçiş süreci başladı SBI Crypto, hizmet kapanışına hazırlanırken kullanıcılarını alternatif Bitcoin madencilik havuzlarına yönlendirdi. Şirketin işaret ettiği operatörler arasında Braiins, Luxor ve NeoPool yer aldı. SimpleMining verilerine göre Braiins ile Luxor, küresel Bitcoin işlem gücünün yaklaşık %2 ila %3’ünü elinde tutan yerleşik altyapı sağlayıcıları arasında bulunuyor. NeoPool ise işlem gücüne göre üst sıralardaki havuzlar arasında yer almıyor. SBI Crypto, geçiş yapan müşteriler için bazı operatörlerin özel programlar veya avantajlı koşullar sunabileceğini belirterek, ayrıntılar için kullanıcıların ilgili operatörlerle doğrudan iletişime geçmesini önerdi. SBI’ın odağı madenciliğin ötesine kayıyor Kapanış kararı, SBI Holdings’in daha geniş kripto para planlarıyla aynı döneme denk geliyor. Şirket kısa süre önce kripto para borsası Bitbank’in tamamını 46.7 milyar Japon yeni karşılığında satın alma konusunda anlaşmaya vardı. İşlemin dolar karşılığı yaklaşık 289 milyon seviyesinde bulunuyor. SBI Holdings, Japonya’nın en büyük finans gruplarından biri olarak bankacılık, menkul kıymetler ve dijital varlık alanlarında faaliyet gösteriyor. Grup ayrıca stabilcoin tarafındaki çalışmalarını da artırdı; Japon yeni destekli JPYSC girişimine destek verirken Ripple USD’nin Japonya’daki yayılımına da katkı sunuyor.
Ethereum’da kritik eşik 1.100 dolar olarak öne çıktı! Sıradaki hareket neyi gösterecek?Ethereum, teknik göstergelerde birbirine bağlı ancak farklı yönlere işaret eden iki ayrı görünümle kritik bir bölgede işlem görüyor. Haftalık grafikte öne çıkan ana seviye 1.100 dolar olurken, başka bir teknik okuma mevcut geri çekilmenin daha güçlü bir yükseliş dalgası öncesindeki son düzeltme aşaması olabileceğine işaret ediyor. Haftalık grafikte ana destek seviyesi ETH, 1.570 dolar civarında seyrederken haftalık grafik alıcıların yakından izleyebileceği başlıca bölgenin 1.100 dolar olduğunu gösteriyor. Fiyatın 2026’nın ilk bölümünde 2.900 dolar çevresinde tutunamamasının ardından aşağı yönlü hareketini sürdürmesi, kısa vadeli ivmenin zayıf kaldığını ortaya koyuyor. 1.100 dolar seviyesi, 2021’den bu yana Ethereum için uzun vadeli güçlü bir destek alanı olarak öne çıkıyor. Fiyat bu bölgeye geriler ve burada kalıcılık sağlayabilirse, uzun vadeli spot yatırımcılar açısından dikkat çeken bir giriş alanı oluşabilir. 1.100 dolar seviyesi korunursa ilk toparlanma hedefi 2.000 dolar olarak izlenebilir. Bu bölgenin ardından 2.900 dolar, bir sonraki önemli direnç noktası olarak öne çıkıyor. Buna karşın ETH henüz 1.100 dolara ulaşmış değil. Bu nedenle 1.570 dolar civarında erken pozisyon almak, alt destek bandının gerçekten savunulup savunulmayacağı netleşmeden işlem yapmak anlamına geliyor. Daha güçlü bir teknik görünüm için 1.100 dolara yakın bir testin ardından belirgin tepki yükselişi, kuvvetli haftalık kapanış ya da daha yüksek dip yapısı aranıyor. Bu onay gelmediği sürece aşağı yönlü riskin sürdüğü değerlendiriliyor. 1.100 doların korunması halinde ise önce 2.000 dolar, ardından 2.900 dolar yeniden gündeme gelebilir. İvmenin güç kazanması durumunda 3.900 ve 4.800 dolar seviyeleri de yeniden izlenebilir. Elliott Wave görünümünde olası üçüncü dalga Diğer teknik senaryoda Ethereum, 1.623 dolar civarında işlem görürken bir analist mevcut geri çekilmeyi daha büyük bir Elliott Wave yapısının parçası olarak değerlendiriyor. Buna göre ETH, 2022 diplerinden 2025 zirvesine uzanan beş dalgalı yükselişin ardından daha yüksek dereceli bir birinci dalgayı tamamladı ve sonrasında A B C düzeltme yapısına girdi. Mini sözlük: Elliott Wave, fiyat hareketlerini yatırımcı psikolojisine bağlı dalgalar halinde inceleyen bir teknik analiz yaklaşımıdır. Bu yapıda üçüncü dalga genellikle yükseliş trendinin en güçlü bölümü olarak kabul edilir. Grafikte ETH’nin şu anda C dalgası dibine yakın seyrettiği görülüyor. Elliott Wave yaklaşımına göre ikinci dalga düzeltmesinin tamamlanmasının ardından üçüncü dalga başlayabilir ve bu evre çoğu zaman daha güçlü yukarı yönlü ivmeyle ilişkilendirilir. Ancak bu senaryo henüz teyit edilmiş değil. ETH, 2.300 dolar bölgesinden gelen sert düşüşün ardından yapının alt sınırına yakın kalmaya devam ediyor. Güç işareti olarak önce 1.700 doların üzerindeki bir toparlanma, ardından 1.900 ve 2.300 dolar yönünde daha sağlam bir hareket izlenecek. Fiyat mevcut dip alanını korur ve haftalık bazda daha yüksek mumlar oluşturmaya başlarsa, ikinci dalga düzeltmesinin sona erdiği görüşü destek kazanabilir. Buna karşılık mevcut destek bölgesi kaybedilir ve son C dalgası dibinin altına inilirse, bu sayım zayıflayacak ve düzeltmenin henüz tamamlanmadığı ihtimali öne çıkacak.
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."