Bitcoin 81 bin dolar bölgesinde ivme kaybetti Ethereum SHIB ve XRP’de zayıflık sürüyorKripto para piyasasında son günlerde gözlenen güç kaybı, Bitcoin, Ethereum ve Shiba Inu gibi önde gelen varlıklarda satış baskısının artmasına yol açtı. Yılın ilk aylarında yaşanan güçlü toparlanmanın ardından, piyasanın genel havası temkinli bir görünüme büründü. Lider kripto paraların her biri farklı şekilde tepki verse de, işlemciler daha savunmacı bir pozisyon alırken belirsizlik öne çıkıyor. Bitcoin’de kritik destek ve duraklamalar Piyasanın en güçlü varlığı olarak öne çıkan Bitcoin, kısa süre önce 200 günlük hareketli ortalamanın yakını olan 81 bin dolar seviyesinde reddedildi ve ivme kaybetmeye başladı. Bitcoin, kısa vadeli yükseliş yapısı bozulduktan sonra birçok önemli hareketli ortalamanın altına indi. Ayrıca RSI göstergesi de son yükseliş dönemindekine kıyasla alıcıların piyasadaki hakimiyetini yitirdiğini gösteriyor. Uzmanlar, Bitcoin’in piyasa için hâlâ kilit öneme sahip olduğunu; özellikle 75 bin-76 bin dolar aralığında tutunamaması halinde, piyasada daha sert bir zayıflık dalgası başlayabileceği uyarısında bulunuyor. Bitcoin’in bu hareketine rağmen, grafiklerde tüm yönüyle bir çöküşten ziyade kâr alımı ve piyasa soğuması görülüyor. Diğer kripto paralarla kıyaslandığında Bitcoin yapısı görece sağlam duruyor. Ethereum ve SHIB daha fazla baskı altında Ethereum, son dönemde 2.500 dolar civarındaki güçlü direnci aşmakta başarısız oldu. Güncel teknik görünüm, 50, 100 ve 200 günlük hareketli ortalamaların altında kalan Ethereum’un, alçalan üçgen formasyonundan aşağı yönde ayrıldığını işaret ediyor. Bitcoin yavaşlayınca Ethereum da hızlıca ivme kaybetmeye başladı. Satıcı baskısı sürerse, Ethereum fiyatı yeniden 2.000 dolar bandına gerileyebilir. Yatırımcılar bu süreçte merkeziyetsiz finans ekosistemindeki aktivite ile kurumsal talebin piyasayı ne ölçüde destekleyeceğine odaklanmış durumda. Piyasanın spekülatif varlıklarından Shiba Inu ise son günlerde çıkar sağladığı yükselen kama deseninden aşağı yönde ayrıldıktan sonra, tüm ana hareketli ortalamaların altında işlem görüyor. On-chain veriler, milyarlarca SHIB tokeninin borsalara taşındığını ve büyük oyuncuların satış baskısını artırdığını ortaya koyuyor. Yatırımcı iştahının azaldığı bu süreçte, yüksek riskli yapısıyla SHIB, Bitcoin ve Ethereum’daki zayıflıktan en çok etkilenen varlıklar arasında yer aldı. Teknik göstergeler aşırı satım bölgesine yaklaşsa da, güçlü bir toparlanma sinyali henüz yok. XRP’de yatay seyir ve direnç savaşı XRP, son dönemdeki dalgalanmaya rağmen pek çok altcoine göre daha istikrarlı bir çizgiye sahip. 1,30-1,32 dolar civarındaki yatay destek bölgesini koruyan XRP, 100 ve 200 günlük hareketli ortalamaların altında konsolide olmaya devam ediyor. Yapı tamamen bir çöküşe işaret etmiyor; ancak yukarı yönlü denemeler de sık sık başarısız olup, fiyat direnç altında kalıyor. İşlem hacimlerindeki düşük seyir, piyasa katılımcılarının mevcut belirsizlik ortamında büyük pozisyonlar açmaktan çekindiğine işaret ediyor. XRP fiyatının önümüzdeki dönemde 1,45-1,50 dolar bölgesine hareketlenebilmesi için ise özellikle Bitcoin’de istikrar kazanılması gerekiyor. Hyperliquid ve HYPE öne çıkıyor Son dönemde piyasadaki volatilite artışından en olumlu etkilenenlerden biri ise Hyperliquid platformunun yerel tokeni HYPE oldu. Merkezsiz borsa ve sürekli vadeli işlem altyapısı geliştiren Hyperliquid, öne çıkan projelerden biri olarak biliniyor. HYPE, ana hareketli ortalamalar üzerinde kalmayı sürdürürken, fiyat düzeltmelerinden sonra hızlıca toparlanabilme yeteneğiyle dikkat çekiyor. RSI göstergesi ise aşırı yorulma sinyali vermeden güçlü kalmaya devam ediyor. Bu teknik görünüm, yatırımcıların HYPE’a olan ilgisinin salt spekülasyonla sınırlı kalmadığına, aktif bir talep bulunduğuna işaret ediyor. Piyasa genelindeki zayıflamaya rağmen, HYPE’ın güçlü teknik yapısı ve işlem tabanlı projelerle olan bağlantısı, trader’ların riskten uzaklaşırken yöneldiği nadir varlıklar arasında yer aldığını gösteriyor. Yine de piyasadaki en güçlü yapılar bile, eğer Bitcoin’de daha derin bir düzeltme başlarsa, kısa sürede zayıflayabilir. Ancak HYPE’ın kayıpları, spekülatif meme tokenlara kıyasla daha sınırlı kalabilir. Piyasa genelinde üç ana kategori netleşiyor Güncel teknik görünüme bakıldığında, Bitcoin hâlâ piyasanın en istikrarlı varlığı olarak başı çekiyor. Büyük piyasa değerine sahip coinler ivme kazanmakta zorlanırken; belli başlı yenilikçi projeler yatırımcı çekebiliyor. Bitcoin piyasa için temel denge unsuru olurken, Ethereum bu zincirin bir adım gerisinde seyrediyor. SHIB tipik olarak piyasa dalgalanmalarından en fazla etkilenen riskli varlıklar grubunda izleniyor. XRP ise tamamen çözülmeden dengede kalmaya çalışıyor. Hyperliquid’in HYPE tokeni ise piyasada göreceli güç anlamında lider konumda bulunuyor.
Bitcoin’de üç ayın en büyük tasfiyesinde fiyat sadece yüzde 2,2 gerilediKripto para piyasasında uzun süredir görülmeyen boyutta bir Bitcoin tasfiye dalgası yaşanmasına rağmen fiyat üzerindeki baskı sınırlı kaldı. Son verilere göre, Bitcoin’de tek günde yaklaşık 600 milyon dolarlık pozisyon tasfiye edilirken, bu yüksek miktardaki satışa karşın fiyat sadece yüzde 2,2 oranında düştü. Bu tablo, Şubat ayındaki sert fiyat kırılmasının aksine Bitcoin’in mevcut piyasa koşullarında daha dirençli olduğunu ortaya koydu. Bitcoin büyük satış baskısına rağmen dalgalanmayı sınırladı Günlük işlem grafiğine bakıldığında, Bitcoin fiyatı Bitstamp üzerinde 76.651 dolar civarında işlem gördü ve seansta yüzde 0,98’lik bir gerileme yaşandı. 2025 zirvesinden başlayan hızlı düşüşün ardından fiyat, toparlanma denemeleriyle dikkat çekti. Analizlerde, Şubat ayındaki sert satış ile kıyaslandığında, bu sefer tasfiye edilen pozisyonların daha büyük olmasına rağmen fiyat kaybı daha düşük seviyede gerçekleşti. Son üç ayın en büyük tasfiye süreci gerçekleşti. Fiyat, şaşırtıcı biçimde sadece yüzde 2,2 geriledi. Bu durum, Şubat ayındaki büyük çöküşten çok farklı ve piyasada ciddi bir dayanıklılık işareti olarak öne çıkıyor. Verilere göre Bitcoin’de 600 milyon doları aşan tasfiye gerçekleşti ve fiyatın bu süreçte küçük bir gerilemeyle karşılık vermesi, piyasanın sert satışları absorbe edebilme kapasitesini gösterdi. Bu gelişme, Bitcoin’in kısa vadede destek bulabildiğini ve volatilitenin özellikle önemli bölgelere yaklaşınca artış gösterebileceğini de ortaya koydu. Piyasa pozisyonları ve kritik seviyeler Piyasa takip şirketlerinden MNFund, geçtiğimiz hafta riskini azalttığını ve pozisyonların aşırıya kaçması nedeniyle daha temkinli davrandığını paylaştı. Son tasfiye hareketlerinin ardından yeniden yavaşça piyasaya giriş yapmayı planladıklarını aktardılar. Bu açıklama, traderların tasfiye baskısına rağmen fiyatın kritik destek bölgesini koruyup koruyamayacağını dikkatle izlediklerini gösterdi. Güncel durumda Bitcoin fiyatı, 77.331 dolardaki 0,786 Fibonacci düzeltme seviyesine yakın hareket ediyor. Analistler, 77.000 ile 78.000 dolar aralığının kısa vadede oldukça önemli olduğuna dikkat çekiyor. Fiyatın bu bölgenin üzerinde kapanış yapması, 85.902 dolardaki 0,618 Fibonacci düzeltme alanına kadar yükselişin güçlenebileceğine işaret ediyor. En yakın desteklerin, 70.000 ila 72.000 dolar aralığı ile, daha aşağıda 66.413 dolar seviyesinde önemli bir geri çekilme alanında olduğu belirtiliyor. Bu seviyelerin kaybedilmesi durumunda aşağı yönlü baskının artabileceği ifade ediliyor. Teknik göstergeler piyasada kararsızlık sinyali veriyor Günlük grafiklerde analize dahil edilen göstergeler, piyasada net bir yönelim oluşmadığını gösterdi. MACD göstergesinde değerler karışık sinyal üretirken, momentumun tam olarak pozitif tarafa geçmediği aktarıldı. Grafik üzerinde MACD hattı 606’da, sinyal hattı ise 1.286 seviyesinde durdu. Histogramın eksi 680 seviyesinde bulunması, alım baskısının yeterince güç kazanmadığına işaret etti. RSI göstergesi de 44,06 ile nötr bölgenin hafif altında, hareketli ortalaması ise 58,85’te ölçüldü. RSI’ın orta çizginin altında kalması nedeniyle piyasada yukarı yönlü ivmenin zayıf olduğu yorumları yapıldı. Bitcoin aşırı satılmış durumda bulunmuyor; dolayısıyla ana destek bölgeleri kaybedilirse aşağı yönlü eğilimin devamı mümkün görünüyor. Teknik tabloya bakıldığında, Bitcoin son geri çekilmenin ardından istikrarını test ediyor. 77.331 dolar seviyesinde tutunmak toparlanma çabalarının sürmesine yardımcı olabilir. Ancak bu desteğin kırılması halinde, 70.000 ve 66.413 dolar bölgelerinde yeni bir denge arayışı gündeme gelebilir. Kapanışların 85.902 ila 91.922 dolar aralığında olması ise piyasanın tekrar yükseliş momentumuna kavuşması için önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Claude ile 11 yıl sonra 5 BTC kurtarıldı toplam değer 400 bin dolara yakınSosyal medya platformu X’te cprkrn takma adını kullanan bir Bitcoin yatırımcısı, 11 yıldan uzun süredir erişemediği 5 BTC’lik bakiyesine Anthropic’in yapay zekası Claude’un yardımıyla yeniden ulaştığını duyurdu. Sahibi, yüklü miktarda Bitcoin’in kaybolmasının, yıllar önce Blockchain.com cüzdanı için belirlediği şifreyi unutması ve ardından cüzdan verilerine ulaşamaması nedeniyle gerçekleştiğini belirtti. Kurtarılan Bitcoin’lerin toplam değeri, BTC’nin o sıralarda yaklaşık 79.622 dolardan işlem görmesiyle birlikte 400 bin dolara yaklaştı. CryptoAppsy’de görüntülenen son fiyat hareketlerine göre bu miktar haberin yayınlandığı dönemde 398 bin dolar seviyelerine karşılık geldi. Kullanıcının paylaştığı bilgilere göre kurtarma süreci, eski üniversite bilgisayarındaki notlar ve cüzdanla ilgili çeşitli dosyaların son kez gözden geçirilerek Claude’a yüklenmesiyle başladı. Claude, yedeklenen arşivler içinde şifrelenmiş eski bir cüzdan yedeğinin varlığını tespit etti. Yapay Zeka ve btcrecover Süreci Yatırımcı, Claude’un btcrecover isimli açık kaynaklı kurtarma aracının nasıl kullanılacağı ve şifrenin mantığını inceleyerek yardımcı olduğunu anlattı. Paylaşılan ekran görüntülerinde, Claude’un şifre çözme adımlarını analiz ettiği ve kullanılan araçlardaki şifre algoritmasının nasıl işlediğini değerlendirdiği görüldü. Kurtarma işlemi, eski bir defterde bulunan cüzdan anahtarı ile şifre bilgisinin, Claude’un yardımıyla eski yedek dosyasıyla eşleştirilmesiyle tamamlandı. Böylece kullanıcı, dosyayı çözüp özel anahtarlara yeniden erişebildi. Başarılı sürecin ardından cprkrn, daha önce profesyonel kurtarma servislerine birden fazla deneme için toplamda 250 dolar ödediğini, fakat tüm girişimlerin başarısız olduğunu aktardı. Uzun yıllar boyunca 3,5 trilyon farklı şifre denemesi yaptığı da paylaşılan bilgiler arasında yer aldı. Denemeler ve Teknik Detaylar Cprkrn, iki ayrı Mac bilgisayar, iki harici disk, Apple Notlar, e-posta hesapları, eski Twitter mesajları, fiziksel not defterleri ve başka arşivlerde de arama yaptığını söyledi. Brute-force denemeleri btcrecover ve Hashcat gibi araçlarla sürdürdüğünü aktardı. Başarının anahtarı ise doğrudan seed phrase kırmak değil, yıllar önceden kaydedilmiş bir cüzdan yedeğinin ve eski bir şifrenin eşleşebilmesiydi. Çünkü Bitcoin cüzdanlarının özel anahtarları şifreleme formatı değişse bile aynı kaldığından, yedeğin açılması fonlara erişimi sağladı. Başka bir kripto yatırımcısı ise Claude’un “Bitcoin güvenliğine zarar vermek” gibi bir durumunun olmadığını, yapay zekanın sadece kullanıcıya ait olan dosya ve şifre bilgilerinin eşleştirilmesi sürecinde destek olduğunu vurguladı. Yapay Zeka ile Kripto Kurtarma Gündemde Olay, X’te büyük ilgi toplayarak milyonlarca kez görüntülendi ve kripto sektöründen yatırımcılar, cüzdan hizmetleri ile yazılım geliştiricilerin de dikkatini çekti. Birçok kullanıcı, AI destekli araçların teknik araştırmalarda veya yazılım sorunlarını çözmedeki potansiyeline dikkat çekti. Ancak cüzdan yedekleri, özel anahtarlar veya seed phrase gibi hassas finansal verilerin bir yapay zeka platformuna yüklenmesinin güvenlik açısından büyük riskler barındırdığı da tartışıldı. Uzmanlar, kripto kullanıcılarının bu tip kişisel bilgileri paylaşmadan önce olası sonuçları tam olarak kavraması gerektiğini ifade etti. Cprkrn’ın sosyal medyadaki mizahi paylaşımları da olayın konuşulmasında etkili oldu. Yatırımcı, kurtarılan BTC sonrası çocuğuna Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin adını vermeyi düşündüğünü esprili bir dille aktardı. Son dönemde uzun süre dokunulmayan Bitcoin cüzdanlarının tekrar aktif hale gelmesi, sektörde genel bir ilgi uyandırıyor. Pek çok benzer durumda, cüzdan sahiplerinin eski hard diskleri, yedek dosyaları veya not defterlerini bulup bulamaması, varlıkların tekrar kurtarılmasını mümkün kılıyor. Claude’un kripto dosyalarını analiz ederek şifreli eski bir cüzdan yedeğini tespit etmesi sayesinde uzun yıllardır ulaşılamayan 5 BTC yeniden sahibine kavuştu. Yapay zekanın yardımıyla kaybolan varlıkların kurtarılabilmesi, güvenlik kadar kişisel arşivlerin korunmasının da ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Soluna Holdings gelirini yüzde 58 artırdı, Bitcoin madenciliği gerilerken veri merkezi hizmetleri öne çıktıSoluna Holdings, yılın ilk çeyreğinde gelirlerinde dikkat çekici bir artış kaydetti. Şirket, son dönemde veri merkezi operasyonlarını büyüterek kripto para madenciliğindeki düşüşleri telafi etti. Pazartesi günü açıklanan finansal rapora göre, Soluna’nın toplam geliri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58 artarak 9,4 milyon dolara yükseldi. Bu artış, şirketin arka arkaya dördüncü kez çeyreklik bazda gelirini artırdığını gösteriyor. Veri merkezi gelirleri yükseldi, madencilik düştü Şirketin gelirindeki yükselişe, Teksas’taki Dorothy ve Kati sahalarında devreye alınan ek kapasite katkı sağladı. Veri merkezi barındırma hizmetlerinden elde edilen gelir 6,7 milyon dolar olurken, kripto para madenciliğinden elde edilen kazanç geçen yıla kıyasla düşerek yaklaşık 2,2 milyon dolara geriledi. Bir yıl önce bu rakam neredeyse 3 milyon dolardı. Bu gerilemenin başlıca nedeni Bitcoin madenciliğindeki karlılığın azalması olarak öne çıkıyor. Soluna’nın bilançosunda gelir artışı görülse de şirket ilk çeyrekte karlılığa ulaşamadı. Net zarar, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen 10,5 milyon dolardan 17,9 milyon dolara yükseldi. Bu artışta, hisse bazlı ödemeler, faiz ve finansman maliyetlerindeki yükselişin etkili olduğu belirtildi. Ayarlanmış EBITDA zararı ise 2,1 milyon dolara hafif bir gerileme gösterdi. Yatırımlar ve yeni alanlar Şirket dönem sonunda 68,6 milyon dolar nakitle çeyreği kapattı. Soluna, altyapı yatırımlarını artırmaya ve yapay zeka ile yüksek performanslı bilişim alanlarına yönelmeye devam ediyor. Şirket, kendi sektöründe dijital altyapı projeleriyle öne çıkıyor ve veri merkezi ekosisteminin gelişimine odaklanıyor. Soluna Holdings, özellikle enerji yoğun veri merkezi çözümleri geliştirmesiyle biliniyor. Şirket, enerji şebekelerinin verimli kullanımına katkı sağlamak amacıyla yenilikçi işletim modelleri üzerinde çalışıyor. Kripto madencilere darbe: Halving ve fiyat baskısı Bitcoin madenciliğinde 2024 yılı halving (ödül yarılanması) sonrası gelirler düşüş trendine girdi. Son dönemde Bitcoin fiyatındaki gerileme de madenci gelirlerini olumsuz etkiledi. Kripto madenciliği alanındaki daralmanın bir sonucu olarak, sektörde yeni gelir kaynakları arayışı öne çıktı. Mart ayında yayınlanan bir CoinShares raporunda, özellikle eski ve verimsiz makinelerle çalışan madencilerin yüzde 20’sinin zararına faaliyet gösterdiği açıklandı. Aynı raporda, madencilerin önemli gelir göstergesi olan hashprice değerinin de halving sonrasında şubat ayında en düşük seviyeye gerilediği vurgulandı. Madenciler yön değiştiriyor Bu koşullara yanıt olarak, halka açık bazı kripto madenciliği şirketleri yeni yatırımlarının odağını yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama hizmetlerine kaydırdı. HIVE Digital Technologies ve TeraWulf gibi şirketler, kripto dışı alanlara sermaye yönlendirerek yeni büyüme fırsatları arıyor. Piyasa araştırma şirketi Bernstein’ın analizine göre, IREN adlı büyük ölçekli madencilik şirketinin yakın gelecekte gelirlerinin büyük bölümünü yapay zeka altyapısından sağlaması bekleniyor. Bernstein raporunda, IREN’in büyüyen yapay zeka bulut hizmetleri ve Microsoft’la yaptığı uzun vadeli anlaşmalar bu dönüşümün en önemli etkenleri arasında gösterildi. Bernstein, büyük çaplı maden işletmelerinde yapay zeka odaklı gelirlerin ağırlığının giderek artacağına dikkat çekiyor. Soluna Holdings’in yayımladığı bilanço, “Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda büyüyen kapasitemiz ve yeni iş kollarımıza yaptığımız yatırımlar, kripto madenciliğindeki zayıflıkları kısmı olarak telafi etti” vurgusunu içeriyor.
Bitcoin için kuantum atağı uyarısı 2030-2032 arası: 7 milyon BTC risk altındaCiti’nin yayınladığı yeni araştırma raporuna göre, kuantum bilgisayarların hızla gelişmesi kripto para piyasasında önemli bir tehdit oluşturuyor. Raporda özellikle Bitcoin’in Ethereum’a kıyasla daha yüksek risk taşıdığı vurgulandı. Uzmanlara göre, son yıllardaki teknolojik ilerlemeler, pratikte kullanılabilir kuantum saldırılarının gerçekleşme ihtimalini 2030 ile 2032 yılları arasına çekti. Bu gelişme, blockchain tabanlı varlıklar için hazırlık süresinin hızla daralmasına yol açıyor. Bitcoin’in kuantum saldırılarına açık yapısı Bitcoin transferlerinde, işlemler onaylanana kadar göndericinin açık anahtarı ağda ifşa ediliyor. Bu süre zarfında bir kuantum saldırganının, teorik olarak gizli anahtarı çözmesi mümkün olabiliyor. Onay süreci kısa olsa da, yeni kuantum bilgisayar donanımlarındaki ilerlemelerle birlikte bu güvenlik açığının etkisi artıyor. Google’a ait bir araştırmada, 500 bin kübitlik bir kuantum bilgisayarın Bitcoin şifrelemesini dakikalar içinde kırabileceği öngörüldü. Henüz bu kapasitede bir cihaz geliştirilemese de, teknoloji hızla ilerliyor. Google Q-Day olarak bilinen kırılma noktasını 2032 olarak hesaplarken, bazı araştırmacılar tarihi 2030’a çekiyor. Bitcoin’in en büyük zayıflıklarından biri ise hareketsiz cüzdanlarda saklı. Şu anda yaklaşık 6,7 ila 7 milyon BTC, açık anahtarı zaten ifşa olmuş adreslerde tutuluyor. Özellikle bu cüzdanlar, olası bir kuantum saldırısı için en cazip hedef haline geliyor. Bu adresler arasında, Bitcoin’in mucidi olarak bilinen Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu düşünülen ve bugüne dek dokunulmamış yaklaşık 1 milyon BTC de yer alıyor. Söz konusu coin’lerin mevcut piyasa değerinin 82 milyar dolara yakın olduğu hesaplanıyor. Bitcoin ve Ethereum arasında yönetişim farkı Citi analistlerine göre Ethereum ve benzeri proof-of-stake tabanlı ağlar, daha esnek yönetişim yapısı sayesinde hızla protokol değişikliği yapabiliyor. Ethereum’un güncellenebilir protokol yapısı onu, kuantum tehditlerine karşı daha avantajlı bir konuma taşıyor. Buna karşın Bitcoin’deki geleneksel ve kolektif karar alma süreci, projenin güvenilirliğini sağlarken aynı zamanda hızlı değişikliğin önünde engel olarak görülüyor. Bitcoin’i kuantum saldırılarına karşı daha dayanıklı hale getirecek değişikliklerin uygulanabilmesi için ciddi bir ağ uzlaşısı ve muhtemelen çatallanma (hard fork) gerekebilir. Citi analistlerinin raporunda, “BIP-360 ve BIP-361 gibi önerilen Bitcoin güncellemeleri süreci takip edilmeli” çağrısı yer alırken, Ethereum’un da kuantum saldırılarına tamamen bağışıklık kazanmadığı hatırlatıldı. Ethereum özelinde, kuantum kapasiteli bir saldırganın ağına sızarak stake edilmiş varlıkların yüzde 33’ünü ele geçirmesi teorik olarak mümkün. Bu senaryoda blok onay süreçlerinde veya ağ genelinde aksamalar yaşanabilir. Ancak uzmanlar, esnek protokol değişikliği kapasitesi nedeniyle Ethereum’un güncellemeleri daha kolay hayata geçirebileceği görüşünde. Kuantum tehdidine karşı hazırlık ve çözüm önerileri Sektörde, kuantum saldırılarına karşı çeşitli şifreleme yöntemleri üzerinde çalışmalar devam ediyor. Fireblocks CEO’su Michael Shaulov, Financial Times Digital Asset Summit etkinliğinde, Bitcoin’in karşı karşıya olduğu kuantum riskini teknik bir sorundan çok, topluluk içi koordinasyon ihtiyacı olarak değerlendirdi. Shaulov, “Temelde internetin tamamı bir sıçrama yapıp kuantum-sonrası şifrelemeye geçmeli; genel olarak elimizde kullanılabilir algoritmalar mevcut” sözleriyle, esas problemin hazırlık sürecinde olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre, sektörün başarıyla uyum sağlayabilmesi için topluluk koordinasyonu ve teknik altyapı hazırlıklarının hızlandırılması büyük önem taşıyor. Zira ilerleyen yıllarda kuantum hesaplama gücündeki artış, kripto varlık ağları için kritik bir kırılma noktası olabilir.
Tether’ın LemFi yatırımı ile sınır ötesi transferlere stabilcoin hamlesiTether, Afrika ve Asya’daki göçmen topluluklarının yoğun olarak kullandığı finansal teknoloji şirketi LemFi’ye yatırım yaptı. Bu iş birliğiyle birlikte, LemFi platformundaki sınır ötesi para transferlerinde USD₮ stabilcoini doğrudan kullanılacak. Özellikle Birleşik Krallık, ABD, Kanada ve Avrupa’da yaşayan ve ailelerine yurtdışından para gönderen milyonlarca kişi için hızlı, maliyeti düşük ve güvenilir bir alternatif sunulması amaçlanıyor. Geleneksel transfer yollarının yerine stabilcoin çözümü Geleneksel bankacılıkta kullanılan SWIFT sistemiyle yapılan para transferleri genellikle birkaç iş günü sürebiliyor ve yüksek işlem ücretlerine yol açıyor. Bu durum, yurt dışında çalışan kişilerin ailelerine gönderdikleri paranın hem geç ulaşmasına hem de tutarın önemli ölçüde azalmasına sebep oluyor. Tether’ın LemFi’ye yaptığı yatırım, USD₮ stabilcoini ile neredeyse anlık transfer imkanı sunarak bu sorunun aşılmasını hedefliyor. LemFi, bugüne kadar çoğu banka tarafından yeterince hizmet alamayan Afrikalı ve Asyalı göçmen topluluklarına yönelik faaliyet gösteriyor. Bu kullanıcılar için yeni model, geleneksel finans kurumlarının eksik kaldığı noktaları tamamlayacak teknolojik bir altyapı olarak öne çıkıyor. LemFi CEO’su Ridwan Olalere, Tether’ın yatırımının yalnızca şirket için finansal bir kilometre taşı olmadığını, aynı zamanda şirketin izlediği yolun doğruluğunun bir göstergesi olduğunu vurguladı. Finansal sistemin, insanların yaşadıkları yer veya gönderdikleri para miktarı ne olursa olsun eşit şekilde çalışması gerektiğini ifade etti. Anında gerçekleşen para göndermenin maliyeti düşürmesinin yanı sıra, şeffaflık ve işlem takibi açısından da kullanıcılara avantaj sağlaması öngörülüyor. Tether CEO’su Paolo Ardoino ise bu ortaklığın finansal kapsayıcılık için atılmış önemli bir adım olduğuna dikkat çekti. Ardoino, amaçlarının dünya genelinde 585 milyon kullanıcının ihtiyaç duyduğu gerçek çözümleri oluşturmak olduğunu belirtti. Emerging market’lerde finansal kapsayıcılık için yeni model Tether ve LemFi arasındaki iş birliği, yalnızca sınır ötesi ödemelerle sınırlı kalmayacak. Gelecek dönemde USD₮ altyapısının LemFi’nin diğer finansal ürünlerine de entegre edilmesi planlanıyor. Bu sayede, özellikle para birimi dalgalanmaları veya yüksek enflasyon yaşayan ülkelerde yerel para birimlerinin yerine değerini koruyan birimlerle işlem yapmak mümkün olacak. Stabilcoinlerin bu tür piyasalardaki değeri, hem gönderici hem de alıcı için öngörülebilir ve korunmuş bir değer sunmasından kaynaklanıyor. USD₮ ile yapılan transferlerde, paranın karşı tarafa hızlı ve eksiksiz şekilde ulaşması hedefleniyor. Ayrıca, Tether’ın sahip olduğu küresel likidite ve LemFi’nin bölgesel kullanıcı tabanı birleşince, yetersiz kalan geleneksel finans hizmetlerini dönüştürebilecek güçlü bir operasyonel dayanak oluşturulmuş oluyor. İş birliği sayesinde, özellikle finansal sistemden uzak kalmış toplulukların şeffaf, hızlı ve uygun maliyetli uluslararası para transferine erişiminin artacağı öngörülüyor. Tether CEO’su Paolo Ardoino, “Finansal kapsayıcılığı artırma hedefimiz doğrultusunda, dünya çapındaki milyonlarca kullanıcının gerçek ihtiyaçlarına cevap veren ölçeklenebilir çözümler sunan platformlarla ortaklık kurmaya kararlıyız” açıklamasıyla bu vizyonu özetledi. Ortaklık, kullanıcıların paralarını güvence altına alırken, sektörün geleceğine yönelik daha geniş, erişilebilir ve sürdürülebilir finansal modellerin önünü açma potansiyeli taşıyor.
Sui ağında Storage Fund mekaniğiyle dolaşımdaki SUI miktarı azalıyorSui blokzinciri, öne çıkan 10 milyar adetlik toplam token arzı sınırının ötesine geçen özgün bir token ekonomik sistemiyle dikkat çekiyor. Sistemin merkezinde ise Storage Fund isimli özel bir havuz yer alıyor. Bu fon, hem ağ kullanıcılarını hem de gelecekteki doğrulayıcıları ödüllendirecek şekilde tasarlanmış. Böylece ekosistemde sürdürülebilirlik ve teşvik dengesi kuruluyor. Storage Fund nedir ve nasıl çalışıyor? Sui ağında zincire veri ekleyen her işlem için kullanıcılar bir depolama ücreti ödüyor. Toplanan bu ücretler doğrudan doğrulayıcılara gitmiyor, bunun yerine protokol düzeyinde tutulan Storage Fund’a aktarılıyor. Sistem, temel olarak blockchain üzerindeki veri depolamanın uzun vadeli maliyetini karşılamak için oluşturulmuş. Storage Fund’daki SUI tokenları, ağda staking faaliyetine katılıyor ve getiri elde ediyor. Elde edilen bu staking ödülleri, doğrulayıcılara tarihi zincir verisini sakladıkları için ödeniyor. Ancak fonun ana bakiyesi hiçbir şekilde harcanmıyor, sadece elde edilen getiriler doğrulayıcılara dağıtılıyor. Böylece fonun sürekli olarak ayakta kalması sağlanıyor. Bu yapı, özellikle yeni doğrulayıcılar için önemli. Çünkü Sui üzerinde çalışmaya başlayan her yeni doğrulayıcı, daha önce işlenmiş tüm işlem geçmişini saklamakla yükümlü. Storage Fund, bu yükün maliyetini doğrudan karşılayarak ağ bütünlüğünü koruyor. Sui’de ağı kullanan geçmiş dönem kullanıcıları, ödedikleri depolama ücretleriyle fonu büyüttü; gelecekte doğrulayıcı olarak sisteme dahil olacak katılımcılar ise ödüllerini bu fondan sürekli olarak alabiliyor. Ağ büyümesi ve dolaşımdaki SUI arzı ilişkisi Storage Fund’ın SUI ekosistemine etkisi yalnızca doğrulayıcı ödülleriyle sınırlı değil. Fon bünyesinde biriken SUI miktarı arttıkça, bu tokenlar aktif dolaşımdan fiilen çekilmiş oluyor. Böylece dolaşımdaki SUI miktarı azalıyor. Sui’de toplam token arzı 10 milyar ile sınırlandırılmış olduğu için, dolaşımdaki arzda yaşanan kalıcı azalma, sabit ya da artan taleple birlikte fiyatlara yükseliş baskısı uygulayabiliyor. Ek olarak, Sui protokolünde dikkat çeken bir diğer mekanizma, zincirden veri silen kullanıcılara ödedikleri depolama ücretinin bir kısmının iade edilmesi. Bu sayede zincirde gereksiz veri tutmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Aynı zamanda ekonomik davranışların dolaşımdaki SUI arzıyla doğrudan bağlantılı hale gelmesi sağlanıyor. Kripto analist @2xnmore’a göre, şu anda SUI tutan çoğu yatırımcı ağırlıklı olarak hız, paralel işlem yürütme ve Move programlama dilinin sağladığı güvenlik gibi dinamiklere odaklanıyor. Fakat Storage Fund’ın SUI arzı üzerindeki doğrudan etkisi, henüz piyasa fiyatlarına tam anlamıyla yansımamış durumda. Çoğu SUI sahibi tokenın toplam arzının 10 milyar ile sınırlı olduğunu biliyor fakat bu sınırın uygulamada neden önemli olduğunu belirleyen Storage Fund detayını atlıyor. Bu mekanizma, kimsenin konuşmadığı ama SUI token ekonomisinde belirleyici olan en önemli unsur. Sui Storage Fund mekanizması, resmi dökümantasyonlarda açıkça yer alsa da, birçok bireysel yatırımcı henüz bu yapının sunduğu potansiyelin farkına varmış değil.
XRP ağındaki işlem sayısı 3 ayda %20 geriledi, kaldıraç ve likidasyon minimum seviyedeXRP ağında son dönemde hem zincir üstü işlem trafiği hem de türev piyasa hareketliliği belirgin şekilde azaldı. Zincir üstündeki günlük işlem adedi geride kalan üç ayda %20 oranında düşüş göstererek 1,78 milyon seviyesine indi. Hem spot hem de türev işlemlerde belirgin bir durgunluk göze çarpıyor. Derinleşen Durgunluk: Kaldıraç ve Likidasyonlar Binance borsasında periyodik sözleşmelerde (perpetual) fonlama oranı -0,003 seviyesine inerek, kısa vadeli yatırımcıların hafif biçimde aşağı yönlü pozisyon açtığına işaret ediyor. Aynı dönemde XRP’nin tahmini kaldıraç oranı 0,173 düzeyine geriledi. Bu oran son 6 aydaki en yüksek seviye olan 0,260’ın oldukça gerisinde kaldı ve yatırımcıların kaldıraçlı işlemlerden büyük ölçüde çekildiğini gösteriyor. Günlük bazda tasfiye edilen pozisyon miktarında ise gerçek anlamda bir çöküş yaşandı. Likidasyonlar, birkaç bin dolar seviyelerine kadar gerileyerek son 3 ayda %99 oranında düştü. Yani piyasada yüksek riskli, spekülatif işlem hacmi neredeyse tamamen kayboldu. Analistler, fonlama oranlarının negatif olmasına rağmen kayda değer bir likidasyon yaşanmamasının, yatırımcıların agresif şekilde kısa pozisyon almadığını ve piyasadaki risk iştahının oldukça azaldığını belirtiyor. Kripto varlık piyasalarında bu tip düşük likidite ve kaldıraç dönemleri sıklıkla ‘volatilite vakumu’ olarak tanımlanıyor. CryptoOnchain platformunun değerlendirmesine göre, tarihsel olarak benzer dönemler önemli ve yönlü fiyat hareketleri için hazırlık aşaması olabiliyor. Yani mevcut sıkışık yapı, bir çöküşten çok piyasanın kendini yeniden konumlandırmasının işareti olarak yorumlanıyor. Teknik Görünüm: XRP Sıkışık Seyrini Koruyor Fiyat hareketlerine bakıldığında, XRP’nin geniş bir düzeltmeli üçgen formasyonu içinde dalgalandığı belirtiliyor. Son günlerde yukarı yönlü denemeler yapılsa da bu hareketler güçlü bir yükseliş ivmesi göstermedi. Teknik analiz yapan pek çok kaynak, bu sürecin şimdilik yatay ve aralıklı seyrin devam edeceğine işaret ettiğini aktarıyor. Uzmanlar, mevcut teknik yapının daha büyük bir üçgen hareketine olanak verdiğini belirtiyor. Burada olası C dalgası uzamasıyla fiyatın sırasıyla 1,55 dolar, 1,60 dolar ve 1,66 dolar dirençlerine yönelmesi gündeme gelebilir. Ancak bu seviyelere doğru güçlü bir çıkış için hacimli bir ivme gerektiği, şu ana dek bu dönüşümün gerçekleşmediği vurgulanıyor. Aşağı yönlü hareketlerde ise ilk önemli seviye 1,28 dolar olarak takip ediliyor. Bu düzeyin kalıcı biçimde kırılması halinde, üçgen yapısının zayıflayabileceği ve fiyatın 1,16–1,26 dolar aralığına kayabileceği ifade ediliyor. Piyasa Sıkışık: Yeni Katalizör Bekleniyor Şu anda XRP fiyatı 1,38–1,43 dolar bandında sıkışık seyrediyor. Güncel türev ve teknik göstergeler, piyasanın belirgin bir yön bulamadan bekleme modunda olduğunu gösteriyor. Yeni bir makroekonomik gelişme ya da temel bir haber akışı, dalgalanmayı artırabilir. Ancak böyle bir katalizör görülene dek işlem hacmi ve oynaklığın düşük seyretmesi bekleniyor.
Minnesota’da kredi birliklerine ve bankalara kripto saklama izni çıktı, ATM’lere ise yasak geldiMinnesota eyaletinde valilik geçen hafta yeni bir sanal varlık yasasını onayladı. Bu düzenleme ile yerel bankalar ve kredi birliklerinin kripto para saklama hizmetleri sunmasına olanak tanınacak. Söz konusu yasa 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe girecek. Böylece Minnesota, ABD’de Wyoming, Virginia ve New York’un ardından dijital varlık saklamasına ilişkin net kurallar getiren ve Ortabatı bölgesinde bu konuda yasal çerçeve oluşturan ilk eyalet oldu. Yeni yasanın kapsamı ve uygulama şartları Mevzuata göre eyalet onaylı bankalar, müşterilerine kripto varlıkların saklanması hizmetini, ister güvene dayalı ister güvene dayalı olmayan biçimde verebilecek. Kredi birlikleri ise yalnızca güvene dayalı olmadan bu hizmeti sunabilecek. Saklama hizmeti, hem dijital varlıkların hem de kriptografik özel anahtarların korunmasını ve yönetilmesini içeriyor. Yasa uyarınca müşteri varlıkları ile kurumların kendi fonları tamamen ayrı tutulacak; müşteri varlıkları banka ya da kredi birliğinin mülkiyeti sayılmayacak. Yeni hizmetlere başlamadan önce kurumların, iç risk yönetimi ve siber güvenlik politikalarını detaylı olarak açıklayan bir planı en az 60 gün önceden eyalet Ticaret Komiserliği’ne yazılı şekilde bildirmesi gerekecek. Kredi birlikleri ve yeni düzenleme St. Cloud Financial Credit Union yaptığı açıklamada, bu yasanın eyalet genelindeki kredi birlikleri için siber güvenlik, uyumluluk ve üye korumasına odaklanan, net ve düzenlemelere tabi bir çerçeve oluşturduğunu belirtti. Böylece kredi birliklerinin değişen finansal ortamda üyelerine daha güvenli dijital varlık saklama seçenekleri sunabileceği vurgulandı. “Bu yasa, tüketicilere düzenlenen finans sistemi içinde daha güvenli ve güvenilir seçenekler sunmaya yaklaştırırken, kredi birliklerinin de hızla değişen finans dünyasında anlamlı kalmasını sağlıyor,” ifadeleriyle kurumun yaklaşımı özetlendi. ATM’lere yönelik yeni yasak Minnesota’da ayrıca, kripto para ATM’leri ve kiosklarını kapsayan kapsamlı bir yasak da onaylandı. Bu düzenleme de 1 Ağustos’tan itibaren yürürlüğe girecek. ATM yasağı, eyaletteki tüm kripto para makinelerini kapsıyor ve valilik tarafından iki parti desteğiyle yasalaştırıldı. Yasa teklifini hazırlayan Temsilci Erin Koegel, bu cihazların “özellikle sabit gelire sahip yaşlı bireylerin” dolandırıcılar tarafından hedef alınmasında araç olarak kullanıldığını vurguladı. Bu nedenle ATM’lerin güvenlik gerekçesiyle kaldırılması amaçlandı. ABD genelindeki en büyük bitcoin ATM işletmelerinden biri olan Bitcoin Depot ise, gelişmelerin ardından pazartesi günü iflas başvurusu yaptı. Yeni düzenlemenin arka planı Minnesota Credit Union Network, yeni yasanın kripto varlık yönetiminde dolandırıcılıklara, saldırılara ve kayıp risklerine karşı korumayı artırdığı görüşünde. Hem düzenlenen saklama hizmetleriyle hem de ATM’lerin kaldırılmasıyla, devletin konuya kapsamlı ve temkinli yaklaştığı görülüyor.
Tenbin Labs tüm varlık köprülerinde Chainlink CCIP’ye geçti, LayerZero kullanımını sonlandırdıTenbin Labs, yaptığı iç denetimlerin ardından, platformunda kullandığı köprü altyapısında önemli bir değişikliğe gitti. Şirket, son dönemde sektörde yaşanan zincirler arası güvenlik olaylarının etkisiyle LayerZero köprüsünü kullanmama kararı aldı ve bunun yerine yalnızca Chainlink’in Cross-Chain Interoperability Protocol (CCIP) çözümüne geçtiğini açıkladı. Güvenlik endişeleri ve denetim sonuçları Tenbin Labs’ın köprü altyapısındaki bu değişikliğin temel nedeni, kısa süre önce blockchain ekosisteminde yaşanan bazı zincirler arası siber vakalar oldu. Şirketin kendi iç güvenlik denetimi, LayerZero’nun gerçek dünyaya dayalı tokenlaştırılmış varlıklar için artık yeterli güvenlik seviyesine ulaşmadığını ortaya koydu. Bunun üzerine, hem risk azaltmayı hem de operasyonel verimliliği esas alan yeni köprü altyapısı arayışı başlatıldı. Tenbin Labs’ın migrasyonuyla birlikte, tGLD, tMXN ve tBRL gibi tüm tokenlaştırılmış varlıklar artık Chainlink CCIP altyapısı üzerinden zincirler arası dağıtımını sürdürecek. Bu adımın, şirketin mevcut ve gelecek projelerinde daha güvenli ve izlenebilir bir standart oluşturması amaçlanıyor. CCIP’nin öne çıkan güvenlik mimarisi Chainlink CCIP’nin tercih edilmesinin başlıca nedeni, üzerinde çalışan 16 bağımsız ve denetimden geçmiş düğüm operatörüyle yüksek düzeyde doğrulama sağlaması oldu. Her köprü hattında bu düğümlerin yer alması, zincirler arası varlık transferlerinde tekrarlayan ve yedekli onay mekanizması sunuyor. Ayrıca CCIP’nin sahip olduğu SOC 2 Type 2 güvenlik sertifikası, finans sektörü de dahil olmak üzere kurumsal düzeyde kabul gören standartlara uyumlu olduğunu gösteriyor. Bu sertifikasyon, tokenlaştırılmış emtia ve para birimleriyle çalışan Tenbin Labs için güvenlik açısından ek bir güvence sunuyor. Böylece şirketin kendi yazılımsal güvenlik geliştirme yükünü azaltıyor. Tenbin Labs tarafından yapılan değerlendirmede, “Zincirler arası altyapı platform ekiplerine ek bir külfet oluşturmadan standart ve güvenli olmalı” vurgusu yapıldı. Şirketin sosyal medyadan paylaştığı açıklamada, CCIP geçişinin nedenlerini ve hedeflerini detaylandıran bir bilgilendirme yayımlandı. Proje ekibi, savunmacı mimariyi ve denenmiş güvenlik yaklaşımını “rakipsiz” olarak nitelendirdi. Yerleşik risk yönetimi ve operasyonel destek CCIP’nin altyapısında yer alan yerleşik risk kontrol mekanizmaları da Tenbin Labs’ın tercihini etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldı. Aktif devre kesici işlevi gören limitler sayesinde, olası bir saldırı ya da yayılım senaryosunda sistemin otomatik olarak devreye girmesi ve zararın sınırlandırılması mümkün oluyor. Ayrıca Chainlink’in Tenbin Labs’a özel atadığı risk yönetimi ve denetim ekibi, operasyonel süreçlerde gerçek zamanlı destek sağlıyor. Bu destek, varlık ihraç eden bir platformun güvenlik yükünü önemli ölçüde hafifletiyor. Tenbin Labs Kurucu Ortağı ve CEO’su Yuki Yuminaga, yaşanan geçiş sürecini şöyle değerlendirdi: “Son dönemde sektörümüzde yaşanan olaylar, köprü protokollerinin ciddi bir sorumluluk taşıdığını açık biçimde gösterdi.” Yuminaga, özellikle gerçek dünyadan varlıkların tokenlaştırılması işlemlerinde, köprü altyapısında ortaya çıkabilecek herhangi bir zafiyetin kullanıcı varlıklarını ve sistem bütünlüğünü tehlikeye atabileceğini belirtti. Tenbin Labs’ın Chainlink CCIP’ye geçişi ise şirketin ürünlerinde verinin blockchainler arası taşınması ve değer aktarımında bir standart oluşturuyor. tGLD, tMXN ve tBRL tokenleri bundan böyle CCIP altyapısı altında, çoklu blokzincir üzerinde dağıtılacak.
HYPE fiyatı Bitwise ETF hamlesiyle gün içinde %3 yükseldiKripto piyasasında son dönemde artan dalgalanmalara rağmen, Hyperliquid’in yerel tokenı HYPE bugün önemli ölçüde değer kazandı. Bitcoin ve diğer büyük dijital varlıklar Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim nedeniyle aşağı yönlü seyir izlerken, HYPE fiyatında görülen artış dikkat çekti. Bitwise yönetiminden kritik HYPE kararı Bu yükselişin arkasında, varlık yöneticisi Bitwise’ın Bitwise Hyperliquid ETF ürününe ilişkin yeni politikasını duyurması önemli rol oynadı. Şirkete göre, artık BHYP kodu ile New York Borsası’nda işlem gören ETF’in yönetim ücretinin yüzde 10’u doğrudan HYPE tokeni alımında kullanılacak ve bu varlıklar Bitwise’ın bilançosunda tutulacak. Bitwise bu kararı, Hyperliquid protokolünün önemli bir bölümünü oluşturan gelir paylaşımı ve token yakma modeline atıfta bulunarak açıkladı. Bitwise, “Gelirin yüzde 99’u HYPE alım ve yakımına aktarılırken, yönetim ücreti gelirini de aynı modele entegre ediyoruz” ifadelerine dikkat çekti. Geçtiğimiz hafta piyasaya sürülen Bitwise Hyperliquid ETF, HYPE’a dolaylı yatırım olanağı sunuyor ve fon yapısında staking (kilitleme) ödülleri de öngörülüyor. Lansmandan sonraki ilk gün yaklaşık 4,31 milyon dolarlık işlem hacmine ulaşan fon, yılın en güçlü alternatif coin ETF lansmanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Fon rekabeti ve büyük yatırımcı ilgisi Bitwise ve rakibi 21Shares tarafından sunulan Hyperliquid ETF ürünlerinin toplamda 12,64 milyon dolardan fazla net varlığa ve 5 milyon doların üzerinde net girişe ulaştığı belirtiliyor. 21Shares’in fonundaki toplam varlık miktarı ise yaklaşık 11,64 milyon dolar seviyesinde. HYPE ayrıca balina olarak nitelendirilen büyük yatırımcıların birikimiyle de öne çıkıyor. Zincir üstü analiz platformu Lookonchain’e göre, risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz bağlantılı bir cüzdan son dönemde 372 bin adet HYPE daha topladı ve toplam alınan miktar nisan ortasından bu yana 90,87 milyon dolara ulaştı. Protokol büyümesi ve güncel veriler Hyperliquid, yalnızca kripto türevleriyle sınırlı kalmayıp, HIP-3 erken işlem sistemiyle de öne çıkıyor. Bu sistem aracılığıyla kullanıcılar, SpaceX, OpenAI ve Anthropic gibi beklenen listelemelere dayalı vadeli sözleşmelerde toplamda 120 milyar dolar üzerinde işlem hacmini geçti. Ayrıca protokolde gerçek varlık işlemlerindeki açık pozisyon tutarı rekor kırarak 2,6 milyar dolara ulaştı ve son iki ayda yüzde 100 büyüme sergiledi. Diğer yandan, platformun AQAv2 altyapısı kapsamında Circle ve Coinbase’in iş birliğiyle ABD merkezli sabit coin USDC ana para birimi olarak konumlandı; her iki şirket de sisteme 500 bin adet HYPE stake etti. Regülasyon, teknik görünüm ve fiyat aralığı ABD’li ana borsa operatörleri CME ve ICE’ın, Hyperliquid platformunun merkeziyetsiz türev piyasası yapısı nedeniyle ülke düzenleyicilerine inceleme çağrısında bulunması, regülasyon tarafında önemli bir başlık oluşturdu. Ancak Hyperliquid yönetimi, blok zinciri üzerinde şeffaf kayıt altyapısıyla düzenleyici denetimi kolaylaştırdıklarını iddia ediyor. Teknik göstergelerde ise HYPE fiyatının 46 dolar civarındaki ana direnç bölgesinin hemen altında kaldığı görülüyor. Gün içinde 45,33 dolara kadar yükselen fiyat, bir sonraki hamlede bu seviyeyi aşarsa, 50 dolar hedefi öne çıkabilir. Buna karşın, 46-47 dolar aralığındaki yoğun satış baskısı nedeniyle konsolidasyon ihtimali de masada yer alıyor. HYPE’ın Göreceli Güç Endeksi (RSI) halen aşırı alım bölgesine ulaşmadığı için yükselişin devamı mümkün; olası bir geri çekilmede ise ilk destek 38 dolar, bu seviyenin altı ise 35 dolar olarak takip ediliyor.
Bitwise BHYP yönetim ücretlerinin %10’u ile HYPE alacak fiyat 44 doların üstüne çıktıBitwise Asset Management, yeni Hyperliquid ETF’si BHYP için toplanan yönetim ücretlerinin %10’unu, Hyperliquid ekosisteminin yerel tokeni olan HYPE’ı portföyüne eklemek için kullanacağını açıkladı. Bu plan, BHYP ETF’sinin geçtiğimiz cuma günü New York Borsası’nda işlem görmeye başlamasından yalnızca birkaç gün sonra duyuruldu. ETF gelirlerinden HYPE alım stratejisi Şirket, resmi X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bitwise, BHYP Hyperliquid ETF’sinden elde edilen yönetim ücretinin %10’unu bilançosunda HYPE bulundurmak üzere aktaracak,” şeklinde bilgi verdi. Ayrıca, edinilen HYPE tokenlerinin ödül getirecek şekilde stake edileceği de belirtildi. Bitwise, Hyperliquid’in gelir modelinin büyük kısmının HYPE geri alımları ve token yakımlarına ayrıldığını, bu yaklaşımla uyumlu olarak HYPE bulunduracaklarını vurguladı ve bu adımın hem şirket bilançosu hem de yatırımcılar için ek fayda sunduğunu paylaştı. BHYP kodlu ETF, yatırımcılara doğrudan HYPE’a değil fakat HYPE ve staking ödüllerine dolaylı olarak erişim sağlıyor. ETF’nin işlem hacmine dair güncel bir veri ise şu anda paylaşılmış değil. Rekabet ve piyasada son durum Bitwise, Hyperliquid ETF’si için ABD’de ilk başvuruyu yapan şirketlerden biri olurken, rakip şirket 21Shares ise 12 Mayıs’ta 2THYP kodlu kendi Hyperliquid ETF’sini piyasaya sürdü. Zincir üstü veri sağlayıcısı SoSoValue’ya göre, 2THYP ETF’sinde bugüne kadar yaklaşık 10,5 milyon dolarlık net giriş gerçekleşti. Bu gelişmeler sonrasında Grayscale de benzer bir Hyperliquid ETF’si için başvuru yaptı. Son dönemde birden fazla ihraççının Hyperliquid odaklı yatırım ürünlerine ilgi gösterdiği görülüyor. Ancak Bitwise, başvuru sürecinde öne çıkan ilk şirketler arasında yer alıyor. Hyperliquid’in ağ başarısı ve HYPE fiyatındaki artış Hyperliquid ağı, özellikle vadeli işlem piyasalarında blokzincir tabanlı işlem hacminde önemli bir paya sahip olmaya başladı. The Block’un açıkladığı verilere göre, Hyperliquid geçtiğimiz hafta blokzincir ağ ücretlerinin %40’a yakınını tek başına üretti. Aynı dönemde Ethereum bu oranın %14’üne, Solana ise %10’una ulaştı. HYPE fiyatı ise 2026 yılı başında 22 dolar civarındayken, bugün 44 dolar seviyesinin üstüne çıkarak neredeyse ikiye katlandı. CryptoAppsy ekranlarına yansıyan güncel verilere göre HYPE, 44 doların üzerinde işlem görüyor. Bu fiyat hareketiyle HYPE, stabilcoinler hariç ilk 10 kripto para birimi arasına girmeyi başardı. Piyasa değerindeki yükseliş, Hyperliquid ağındaki işlem hacmindeki artışla aynı döneme denk geldi. Şirket ayrıca elindeki HYPE tokenlerini stake ederek bu stratejiden ilave getiri sağlamayı hedefliyor. BHYP, New York Borsası’nda aktif şekilde işlem görmeye devam ediyor.
Avax fiyatı son 24 saatte %2,32 düşüşle 9 dolar seviyesine gerilediAvalanche’ın yerel token’ı AVAX, son günlerde yeniden satış baskısıyla karşılaştı. CryptoAppsy’de görüntülenen güncel piyasa verilerine göre AVAX fiyatı 9,05 dolar civarında işlem görüyor ve bu seviye son 24 saatte %2,32’lik bir düşüşe işaret ediyor. AVAX’ın piyasa değeri yaklaşık 3,91 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. 9,03 ile 9,33 dolar arasında dalgalanan AVAX, gün içinde en düşük seviyesine yaklaşırken, fiyat hareketi kısa vadede aşağı yönlü baskının devam edebileceğine işaret ediyor. Kritik 9 Dolar Desteği ve Teknik Görünüm Teknik analize göre AVAX, 9 dolar bandında alıcıların tutunmaya çalıştığı hassas bir bölgede işlem görmeye devam ediyor. Fiyatın bu desteği kırması halinde grafikte bir sonraki ana destek noktası olarak 3 ila 4,50 dolar aralığı öne çıkıyor. Kısa vadede ise yükseliş işareti için önce 9,30 ardından da 9,70-10 dolar seviyelerinin yeniden aşılması gerekiyor. Aksi halde alımlar güçlenmeden, satış baskısının devam edebileceği uyarısı öne çıkıyor. Özellikle 10 dolar seviyesi, son düşüş trendinin sona erdiğine dair ilk pozitif sinyal olarak değerlendiriliyor. Analistler, “AVAX’ın 9 dolar seviyesinde tutunamaması durumunda sıradaki büyük destek bölgesi olarak 3-4,50 dolar aralığı öne çıkıyor. Eğer kısa vadede alıcılar güçlenirse, fiyat hareketinin yukarı yönlü ivme kazanması beklenebilir” şeklinde görüş belirtiyor. Avalanche Ağında Ücret Verimliliğinde Rekor Avalanche ağı, işlem ücretleri alanında önemli bir başarıya daha imza attı. RebornAli3N kullanıcı adıyla bilinen analizcinin paylaştığı verilere göre, son bir haftada Avalanche üzerinde yapılan işlemlerin %96,8’i 0,0001 AVAX’ın altında bir maliyetle gerçekleşti. Bu oran, ağın işlem maliyeti açısından ulaştığı en yüksek verimlilik seviyesi olarak kayda geçti. Düşük işlem ücretleri, özellikle ağ kullanımının devam ettiği ve blokzincir üzerinde tıkanıklığın arttığı dönemlerde, kullanıcılar ve geliştiriciler için dikkat çekici bir avantaj sunuyor. Ayrıca grafikte, zaman içinde düşük ücretli işlem oranında yükseliş görülmesi, ağ altyapısının etkin çalıştığını gösteriyor. AVAX One Hazinesi Güçleniyor Piyasadaki fiyat baskısına karşın AVAX ekosisteminde temel gelişmeler yaşanıyor. 2026 yılının ilk çeyreğine dair açıklamalara göre AVAX One, elindeki AVAX miktarını iki katına çıkararak 14 milyon adede ulaştırdı ve ayrıca işletmekte olduğu yapay zeka ve yüksek performanslı veri merkezi üzerinden 2,5 milyon dolarlık gelir elde etti. Bu gelişme, AVAX için fiyat odaklı değerlendirmelerin ötesinde, uzun vadeli yatırımcılar açısından yeni bir bakış açısı sağlıyor. AVAX One, Avalanche ekosistemi içinde dijital varlık yönetimi ve operasyonel gelir sağlayan bir oluşum olarak faaliyet gösteriyor ve sahip olduğu varlıkların büyüklüğüyle dikkat çekiyor. Piyasa Duyarlılığı Karışık Seyrediyor Piyasa katılımcılarının AVAX’a dair algısı halen dengesizliğini koruyor. Bazı yatırımcılar, fiyatın kısa süreli toparlanma çabasına rağmen yeniden 9 dolara dönmesinden dolayı memnuniyetsizlik belirtirken; farklı isimler, Avalanche’ın hızlı işlem, düşük ücret ve kesintisiz onaylama gibi teknik avantajlarını öne çıkarıyor. Bu durum, fiyat ve proje temelleri arasında bir kopukluk yaşandığını ve uzun vadeli yatırımcıların daha temkinli davranmaya başladığını gösteriyor. Uzun Vadeli Grafik ve İzlenmesi Gereken Seviyeler Makro perspektifte bakıldığında AVAX fiyatı halen uzun soluklu bir düşüş trendinde ilerliyor. Son yıllarda daha düşük zirveler kaydedilmesi, 20-30 dolar bandındaki önceki dirençlerin altında fiyatlanması ve 3-4,50 dolar bandının bir sonraki ana destek olması, satış baskısının devam edebileceğine işaret ediyor. Kısa vadede ise 9 dolar desteği korunduğu sürece olası toparlanmalar izleniyor olacak. Ancak fiyat bu seviye altına kayarsa, makro bazda yeni dip seviyelerin görülmesi gündeme gelebilir.
Beyaz Saray, yaklaşık 328.000 BTC’lik Stratejik Bitcoin Rezervinde yasal sürecin tamamlandığını duyurduBeyaz Saray, Amerika Birleşik Devletleri’nin oluşturduğu Stratejik Bitcoin Rezervi (SBR) ile ilgili yeni detayları kısa bir süre içinde kamuoyuyla paylaşacağını açıkladı. Üst düzey bir yetkili, yönetim ekibinin bu rezervin kurulmasına ilişkin kritik yasal düzenlemeleri tamamladığını belirtti. Böylece geçen yıl atılan adımların ardından SBR’de önemli bir eşiğe gelindi. Stratejik Bitcoin Rezervi’nde son aşamaya gelindi Cumhurbaşkanı Donald Trump, 6 Mart 2025’te imzaladığı kararnameyle Stratejik Bitcoin Rezervi’nin kurulmasını resmileştirmişti. O tarihten bu yana, birçok federal kurum Bitcoin varlıklarının yasal muhafazasına ve raporlanmasına dair yeni standartların belirlenmesi için koordineli çalışma yürütüyor. Yönetim danışman ekibinin başındaki Patrick Witt, ekibin hem yasal hem de operasyonel olarak kritik adımlar attığına, altyapının sadece geleneksel altın değil, dijital varlıklara özel olacak şekilde tasarlandığına dikkat çekti. Witt’in yardımcısı Harry John ise, kurumlararası inceleme sürecinin liderliğini yaptı ve yurtiçi hukuk görüşlerinin alınmasını sağladı. SBR’nin elinde şu anda yaklaşık 328.372 BTC bulunuyor; bu rakam, Bitcoin’in toplam arzının yaklaşık yüzde 1,6’sına denk geliyor. Bu varlıkların büyük bölümünü kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü el koyma işlemleri ve mal varlığı müsadereleri sonucunda elde edilen Bitcoin’ler oluşturuyor. İçlerinde Silk Road soruşturmasından ve 2022 Bitfinex saldırısından elde edilen varlıklar da bulunuyor. Trump’ın kararnameyle, ABD Hazine Bakanlığı’nın rezervde yer alan bu Bitcoin’leri satması da kesin olarak yasaklanmış durumda. Patrick Witt, bu gelişmelerin birkaç haftaya duyurulması için planlama yapıldığını geçen aylarda Las Vegas’ta gerçekleştirilen Bitcoin 2026 konferansında da açıklamıştı. Son röportajında da takvimin aynı şekilde ilerlediğini ve özel anahtar güvenliği ile saklama süreçlerinin tamamlandığını belirtti. Güvenlik açıkları ve ek yasal düzenlemeler Stratejik Bitcoin Rezervi’nin kurulması için atılan bu adımların arkasında, ABD’de yaşanan yüksek profilli kripto para güvenlik açıklarının büyük etkisi oldu. ABD Başkanlık Dijital Varlıklar Danışmanları Konseyi Yöneticisi Patrick Witt, yakın zamanda gerçekleşen ve ABD Federal Polis Teşkilatı’na (U.S. Marshals Service) ait güvenlik açığını örnek gösterdi. Olayda, sözleşmeli çalışan John Daghita’nın 2025 sonunda 46 milyon dolar değerinde kripto parayı zimmetine geçirmekle suçlandığı, FBI’ın 2026 başında iz sürdüğü ve şüpheliyi yakaladığı belirtiliyor. Benzer şekilde, Ekim 2024’te yaşanan başka bir hırsızlıkta da 24 milyon dolarlık dijital varlığın usulsüz şekilde ele geçirildiği tespit edildi. Witt, bu tür vakaların rezervin kurulmasının neden hayati olduğuna dair açık bir örnek olduğunu vurgulayarak, denetimli ve bağımsız bir kripto saklama ve gözetim mekanizmasına duyulan ihtiyaca işaret etti. Dijital varlık saklama konusunda yaşanan son olaylar, Cumhurbaşkanı’nın Stratejik Bitcoin Rezervi’ni oluşturmasının neden bu kadar gerekli olduğunu açıkça gösteriyor. Mevzuat süreci ve yeni teklifler Kongre üyeleri son dönemde SBR’nin yasal statüsünü güçlendirmek için iki ayrı yasa tasarısı hazırladı. Nadir görülen bu çift kollu yasama sürecinde, Temsilciler Meclisi üyesi Nick Begich, önceki adı BITCOIN Act olan girişimini American Reserves Modernization Act (ARMA) olarak yeniden adlandırdı. Bu yeni yasal düzenleme, Hazine Bakanlığı’na beş yıl boyunca yılda azami 200.000 BTC almak ve bu varlıkların 20 yıl boyunca tutulmasını zorunlu kılmak gibi önemli yetkiler getiriyor. Senatör Cynthia Lummis ise, Kongre’nin yaz tatiline girmeden önce teklifin genel kurulda oylanması gerektiğini söyledi. Lummis’e göre, yaklaşan seçim dönemi nedeniyle takvim daralacak. Eğer yasa geçerse, ABD Hazine Bakanlığı 2026’nın son çeyreğinden itibaren piyasalardan doğrudan Bitcoin alımına başlayabilecek.
Bitcoin Depot 2026’da batınca 9 bin ATM kapatıldıKuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM ağına sahip olan Bitcoin Depot, ABD’de iflas başvurusu yaptıktan sonra ülkedeki tüm ATM cihazlarını kapattı. Atlanta merkezli şirketin bu hamlesinde hem sürdürülemez hale gelen iş modeli hem de artan eyalet düzenlemelerinin etkili olduğu belirtildi. Mali Sıkıntılar Operasyonu Bitirdi Nasdaq’ta BTM koduyla işlem gören Bitcoin Depot’un ABD’nin Texas eyaletinde iflas için başvuruda bulunduğu açıklandı. Şirket faaliyetlerini tamamen durduracağını ve sahip olduğu varlıkları mahkeme gözetiminde satmayı planladığını duyurdu. 2026’nın ilk çeyreğinde şirketin geliri geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yarı yarıya gerilerken, brüt kârında ise %85’lik bir düşüş yaşandı ve 4,5 milyon dolara kadar geriledi. Bitcoin Depot, geçtiğimiz yıl aynı dönemde 12,2 milyon dolar gelir açıklamışken bu yıl 9,5 milyon dolar net zarar bildirdi. Bitcoin Depot CEO’su Alex Holmes, iflas başvurusunda eyaletlerin getirdiği yeni düzenlemelerin şirketin finansal durumunu önemli ölçüde etkilediğini belirtti ve uygulanmakta olan iş modelinin mevcut regulasyonlar altında sürdürülemez hale geldiğini aktardı. Bitcoin Depot’un ATM’lerinde işlem yapan bireysel müşterilerden her bir işlem için %8 ile %20 arasında komisyon alınıyordu. Başlangıçta, telefondan kripto almak çoğu kullanıcı için karmaşık bulunurken, ATM kullanımı makul bir tercih olarak görülüyordu. Ancak Coinbase ve Cash App gibi regüle edilen uygulamalar sayesinde, bugün bu işlemler çok daha kolay hale geldi ve işlem ücretleri de %1’in altına düştü. Şirketin marketler, benzin istasyonları ve eczanelerde bulunan 9 bini aşkın fiziksel ATM cihazının bakımı ise işlem hacimleri düşünce büyük bir mali yüke dönüştü ve gelirlerde düşüş yaşanmasına neden oldu. Tüm bu koşullar, devlet kurumlarının sıkılaşan gözetimi başlamadan dahi şirketin finansal yapısını zora soktu. Regülasyonlar ve Davalar Baskıyı Artırdı ABD’de bazı eyaletler, Bitcoin ATM’lerine işlem limiti ve sıkı lisans gereklilikleri getirince sektördeki yük iyice arttı. Hatta bazı eyaletlerde bu cihazlar tamamen yasaklandı. Düzenlemeler, işletme lisansı, günlük ve aylık işlem limitlerine kadar detaylı zorunluluklar getirdi. Ayrıca Massachusetts Başsavcısı, Şubat 2026’da Bitcoin Depot’a karşı dava açtı. Bu davada şirket ATM’lerinin, eyalet sakinlerini hedef alan dolandırıcılıklara aracılık ettiğine dair iddialar öne sürüldü. Yapılan incelemede, Massachusetts’teki ATM’lerden elde edilen gelirin yarısından fazlasının dolandırıcılıkla ilişkili olduğu ve eyalet halkının bu yolla 10 milyon dolardan fazla kayıp yaşadığı tespit edildi. Bunun yanında, Connecticut Bankacılık Departmanı da Nisan 2026’da Bitcoin Depot’un lisansının iptal edilmesine yönelik bir karar almış ve geçici olarak faaliyetlerin durdurulmasını istemişti. Şirketin yaşadığı sorunlar, hem finansal hem hukuki baskıların artmasına yol açtı. Kripto ATM Sektörü Tehlikede mi? Bitcoin Depot’un hızlı çöküşü, kripto ATM sektörünün geleceğiyle ilgili ciddi soru işaretlerine neden oldu. Cryptopolitan’ın verilerine göre, sadece geçen yıl kripto ATM dolandırıcılıklarında tespit edilen zarar 389 milyon dolara ulaşarak rekor kırdı; bu da 2024’e kıyasla yüzde 58’lik bir artış anlamına geliyor. Dolandırıcılık vakalarındaki bu artış, regülatörlerin sektöre daha yakından bakmasına yol açtı. Şirket, 2023 yılında daha az kişinin kriptoya erişimi olduğu ve ATM’lerin popülerlik kazandığı bir dönemde halka açılmıştı. Ancak günümüzde çok sayıda uygulama, platform, yatırım fonu ve ödeme hizmeti, ATM’ye gitmeye gerek kalmadan hızlı ve düşük maliyetle kripto para alınmasını sağlıyor. Bitcoin Depot’un Kanada’daki şirketleri de bu sürece dahil edildi ve burada ayrı bir yeniden yapılandırma planlandığı bildirildi. Diğer uluslararası iştiraklerin ise yerel yasalara göre kademeli biçimde faaliyetlerine son vermesi bekleniyor. Kapanan Bitcoin Depot, ABD genelinde 47 eyalette hizmet verirken, BDCheckout isimli ödeme çözümünü de 31 eyaletteki mağazalarda sunuyordu. Şimdi ise, bu iflasın sektör genelinde mi bir çözülme başlatacağı, yoksa sadece firmanın rekabette geri kalmasından mı kaynaklandığı henüz netleşmiş değil.
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."