Aday adayı olduğum temsilcilik.
Vercel’deki veri sızıntısı sonrası kripto projelerinden hızlı API anahtarı değişikliği
Vercel’de yaşanan güvenlik ihlali, birçok kripto para projesi ve geliştirici ekip tarafından kullanılan arka plan altyapısında ciddi bir hareketlilik yarattı. Olayın ortaya çıkmasının ardından, başta cüzdan arayüzleri ve merkeziyetsiz uygulama (dApp) panelleri olmak üzere, platform üzerinde çalışan pek çok ekip hem API anahtarlarını yenilemeye hem de yazılımlarını kapsamlı biçimde gözden geçirmeye başladı. Hackerlar hassas bilgilere erişim sağladı Şirketten yapılan duyuruda, saldırganların erişim kontrollerinde açık bulduğu ve koruma altında olmayan “arkaplan ayarlarına” eriştiği belirtildi. Bu açık, uygulamaların başka hizmetlerle bağlantı kurmasını sağlayan API anahtarlarını tehlikeye soktu. API anahtarları, uygulamaların veri tabanlarına veya kripto para cüzdanlarına erişmesini mümkün kılıyor; yetkisiz kişilerin eline geçtiğinde uygulama üzerinde işlem yapılabilmesi, sınır aşımı ve sistem manipülasyonu gibi problemlere yol açabiliyor. Bir siber suç forumunda, Vercel verilerinin ve erişim anahtarlarının 2 milyon dolar karşılığında satışa çıkarıldığı öne sürüldü. Söz konusu iddialar henüz bağımsız şekilde doğrulanmadı. Şirket yetkilileri ise hem uzman dış kaynaklarla olaya müdahil olduklarını hem de kolluk kuvvetleriyle çalıştıklarını açıkladı; devam eden araştırmalarda sızdırılan bir veri olup olmadığına dair incelemeler sürüyor. Saldırının kaynağı üçüncü parti araçta bulundu Yapılan incelemelerde, saldırının Vercel’de çalışan bir personelin kullandığı Context.ai adlı yapay zeka yazılımına dayandığı ifade edildi. Şirketin üst yöneticisinin de doğruladığı bilgilere göre, Google Workspace bağlantısının ele geçirilmesiyle saldırganlar Vercel’in iç sistemlerine erişme şansı elde etti. Vercel, “hassas” olarak işaretlenen ortam değişkenlerinin okumasını engelleyecek biçimde saklandığını, bu bilgilerin erişildiğine dair şu ana kadar hiçbir iz bulunmadığını belirtti. Kripto ekosisteminde geniş yankı Vercel, dünya genelinde birçok kripto uygulamasının ön yüzünü taşıyan bulut altyapısı olmadan önce, Next.js adlı popüler web geliştirme çatısının da ana geliştiricisi olarak biliniyor. Kripto endüstrisinde pek çok Web3 ekibi, Vercel’de hem hızlı ölçeklenebilen arayüzler barındırıyor hem de cüzdan ve zincir bağlantıları için kimlik verilerini “ortam değişkenleri” üzerinden saklıyor. Solana tabanlı merkeziyetsiz borsa Orca, kendi arayüzünün Vercel üzerinde barındırıldığı bilgisini paylaştı ve projenin tüm dağıtım anahtarlarının önlem amaçlı olarak değiştirildiğini açıkladı. Proje ekibi, protokol katmanının ve kullanıcı fonlarının bu hadiseden doğrudan etkilenmediğini de özellikle vurguladı. Sektörde, çok sayıda ekip ve geliştirici topluluğu API anahtarlarının döndürülmesi ve yazılım kontrollerinin sıkılaştırılması yönünde hızla adımlar atıyor. Ayrıca bağımsız güvenlik kontrolü için ek kaynakların ayrıldığı, benzer olayların önüne geçmek amacıyla fazladan inceleme başlatıldığı aktarıldı. Şirketten yapılan resmi açıklamada, “şu ana kadar hassas ortam değişkenlerinin elde edildiğine dair herhangi bir bulguya ulaşılmadı” ifadesine yer verildi. Bu açıklama, saldırının potansiyel etkisinin sınırlanmış olabileceğine işaret etti. Kripto sektöründe altyapı sağlayıcılarının yaşadığı güvenlik olayları, merkeziyetsiz uygulamaların da risk altında olmasına yol açıyor. Uzmanlara göre, davetsiz erişim ihtimaline karşı özellikle API kimlik bilgilerinin sık sık yenilenmesi ve yazılım zinciri güvenliğinin üst seviyede tutulması gerekiyor.
Kelp protokolünde 292 milyon dolarlık büyük açık DeFi piyasasını sarstı
Hafta sonu yaşanan yaklaşık 292 milyon dolarlık saldırı, merkeziyetsiz finans (DeFi) dünyasında güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Özellikle risk yönetimi ve altyapı zafiyetleriyle ilgili endişeleri artıran olay, Aave gibi büyük borç verme platformlarını da doğrudan etkiledi. Kelp ve Açığa Çıkan Güvenlik Zaafları İlk incelemelere göre saldırının merkezi, ethereum tabanlı bir getiri sağlayan kripto para olan rsETH ve bu varlığın zincirler arası transferinde kullanılan mekanizma oldu. Saldırgan, bu sistemdeki bir açığı kullanarak yeterli teminat olmadan yüklü miktarda sanal token oluşturdu ve bunları hemen kredi protokollerinde teminat olarak göstererek gerçek dijital varlıkları hızla çekti. Özellikle DeFi sektörünün en büyük borç verme platformu olan Aave üzerinden ciddi miktarda varlığın çekildiği bildirildi. Ledger şirketinin teknoloji direktörü Charles Guillemet, CoinDesk’e yaptığı açıklamada saldırının temelinde, varlıkların farklı blok zincirleri arasında taşınmasına imkân tanıyan LayerZero köprü bileşeninin yattığını belirtti. Normalde bu tür köprüler, varlıkların bir zincirde kilitlenip diğer tarafta denk miktarda yeni token basılması prensibiyle çalışıyor. Bu süreçte doğrulamada çoğunlukla bir onaylayıcı ya da danışman sistemi kullanılıyor. Kelp’in bu süreçte tekil bir imzalayıcıyı güvenilir kaynak olarak belirlemiş olması ise saldırganın yetkiyi ele geçirerek sisteme büyük miktarda sahte rsETH basmasına yol açtı. Guillemet, “Saldırganın büyük miktarda rsETH basabilmesini sağlayan mesajı imzalayabildiği anlaşılıyor; bu erişimin nasıl sağlandığı ise hâlen belirsizliğini koruyor” dedi. Lending Protokolleri Zincirleme Etkileniyor Basılan bu yeni tokenlar, hızla Aave’deki borç verme havuzlarına aktarıldı. Saldırgan bu teminat karşılığında gerçek ether (ETH) çekerek sistemden ayrıldı. Bu durum yalnızca bir protokol açığı olmanın ötesine geçip geniş piyasa riskine dönüştü; çünkü borç verme platformlarında teminat olarak artık değersizleşmiş rsETH’ler, topluluğun elinde kalırken gerçek varlıklar sistemden çıktı. Curve Finance kurucusu Michael Egorov, sistemde tek bir tarafın mutlak yetkisinin bulunmasının ciddi bir zafiyet oluşturduğunu belirtirken, böyle bir mimaride küçük bir açığın zincirleme risk yaratabileceğine dikkat çekti. Curve’un kurucusu, “Aave’de şu anda gerçekten satılamayan rsETH ve maksimum miktarda çekilen ETH nedeniyle kimse ether çekemiyor. Bu, kullanıcıların toplu para çekmeleriyle ‘bank run’ riskini artırıyor” şeklinde değerlendirdi. Olayın Sektöre Etkileri ve Soru İşaretleri Bu saldırı, birkaç hafta önce Solana tabanlı Drift protokolünde yaşanan 285 milyon dolarlık kayıptan kısa bir süre sonra gerçekleşmiş oldu. DeFi ekosisteminde toplam sektör büyüklüğü 90 milyar doları bulurken, art arda gelen olaylar yatırımcı güveninde erozyon yaratıyor. Olay sonrası Aave’deki toplam varlık değeri altı milyar dolara yakın oranda geriledi ve protokolün kendi tokenında da son 24 saatte yüzde 15’e yakın düşüş yaşandı. Saldırının detaylarında hâlen açıklığa kavuşmayan unsurlar var. Birçok uzman, LayerZero’nun resmi düğümünün hacklenip hacklenmediği, yanlış yapılandırılıp yapılandırılmadığı ya da başka bir şekilde kandırılıp kandırılmadığı konusunda kesin kanaate varılamadığını aktarıyor. Saldırıyı yapan kişinin veya ekibin kimliği bilinmiyor ancak yapılan işlemler ölçek bakımından oldukça profesyonel aktörleri işaret ediyor. Yaşananlar, DeFi’yi oluşturan farklı platform ve çözümler arasındaki bağların fazlalaşmasıyla bir noktadaki hatanın tüm sisteme yayıldığını bir kez daha gösterdi. Egorov ayrıca, borç havuzlarında varlıkların ortak risk paylaşımı modeliyle yer almasının bu tür krizlerin yayılmasını hızlandırdığını savundu. Bir diğer eleştiri ise yeni varlıkların platformlara dahil edilme süreçlerine yönelik geldi. Kelp’in 1’e 1 doğrulayıcı yapısının önceden tespit edilip önlem alınması gerektiği ifade edildi. Yine de Egorov, DeFi ekosisteminin yaşananlardan ders çıkaracağını ve daha da güçleneceğini söyledi. Yaşanan benzer olayların protokollerde sürekli iyileştirmeye zemin hazırlasa da yatırımcı güveni üzerinde her seferinde darbe oluşturduğu gözleniyor. Guillemet, tüm bu durumun toplamda DeFi protokollerinde güven aşınmasına yol açtığına değinirken, önümüzdeki yıllarda saldırıların ve açıkların daha da artabileceği ihtimalini de dile getirdi.
Stabull hacimli işlemlerde otomatik yönlendirme patlaması: DeFi altyapısında yeni dönem
DeFi dünyasında altyapı protokollerinin rolü giderek önem kazanırken, Stabull protokolü son aylarda merkeziyetsiz finans alanında otomatik yönlendirme mekanizmaları ve ağlar arası hacim artışıyla dikkat çekiyor. Hem Base, Ethereum hem de Polygon üzerinde faaliyet gösteren Stabull, artık sistemler tarafından tercih edilen bir “çekirdek” protokole dönüşmüş durumda. Otomasyonun yönlendirdiği hacim büyümesi Stabull’da son dönemde gözlenen hacim artışının arkasında, bireysel kullanıcılardansa botlar, likidite toplayıcılar ve otomatik sistemlerin yer aldığı belirtiliyor. Bu protokol, arayüz dışı (arka planda çalışan) işlemlerle giderek daha fazla tercih ediliyor. Artık hacmi belirleyen başlıca etkenler kullanıcıların ilgisinden çok, yazılımların optimizasyonu ve otomatik yönlendirme yetenekleri. Altyapı bileşenlerinin tekrar tekrar kullanılması, geçici ilgi dalgası yaratmak yerine kalıcı hacim oluşmasını sağlıyor. Böylece Stabull, deneme amaçlı değil, güvenilirliği kanıtlanmış bir protokole dönüşüyor ve otomasyon sistemleri tarafından standart olarak entegre ediliyor. Gözlenen örüntülere göre geleneksel DeFi protokollerinde yaygın şekilde “teşvik – hacim artışı – teşviklerin sona ermesi – hacimde düşüş” döngüsü yaşanırken, Stabull’da süreç farklı ilerliyor. Önce likidite gerçekten kullanılabilir hale geliyor, ardından otomasyon sistemleri likiditeyi test ediyor, güvenilirlik kanıtlanıyor ve yoğun yönlendirmeyle hacim katlanarak artıyor. İstikrar ve tekrarlı kullanımın yeni getirisi Stabull protokolünün ön plana çıkan en önemli özelliği ise “durağan ancak güvenilir” altyapı oluşturarak piyasadaki hızlı değişimlerden bağımsız şekilde büyümesini sürdürebilmesi. Protokol, yenilik arayışında yarışa girmektense öngörülebilir, fiyatlara duyarlı ve otomasyon sistemleriyle uyumlu bir yapı sunuyor. Oluşturulan altyapının sürekli kullanılabilir olması, çeşitli otomasyon çözümleri tarafından tekrar tekrar tercih edilmesini sağlıyor. Bunun sonucunda işlem hacmi bir defaya mahsus sıçramalar yerine uzun vadeli olarak katlanarak büyüyor. Likidite sağlayıcılar açısından da bu durum önemli bir değişim anlamı taşıyor. Artık elde edilen getiriler geçici perakende ilgisinden veya arayüz yoğunluğundan ziyade likiditenin ne kadar derin kullanıldığına, otomasyonda ne seviyede güven verdiğine ve sistemsel entegrasyona bağlı hale geliyor. Protokol ve token ihraççıları için yeni fırsatlar Stabull’da varlık listelemenin, sadece görünürlük kazanmaktan öte, DeFi ekosisteminin işlem altyapısına gerçek anlamda entegre olmak anlamına geldiği öne çıkıyor. Aktif yönlendirme rotalarında yer alabilen varlıklar, toplam likiditeye kıyasla çok daha büyük hacme ulaşabiliyor. Artık arz tarafında yer alanlar için hedef, varlığı sadece listelemek değil, otomatik sistemlerin protokolü tercih etmesini sağlamak, aktif işlem yollarında programatik olarak kullanılabilirliğini artırmak ve platformlar arası fiyat uyumunu desteklemek olarak öne çıkıyor. Stabull’un ilk başta kullanıcı odaklı, arayüz üzerinden stabilcoin ve gerçek dünyadan varlık ticareti sunan bir DEX olarak başladığı; şimdi ise çoklu blokzincir üzerinde işlem yürütme sistemlerine gömülen, sessiz fakat büyüyen bir protokole dönüştüğü aktarılıyor. Bu geçiş, hızlı büyümeden çok zamana ve güvene dayalı bir entegrasyon gerektiriyor. 2026 yılına yaklaşırken, DeFi ekosisteminde altyapıdan kaynaklanan hacim artışlarının kısa süreli geçici dalgalanmaktan ziyade, otomasyon ve sistemsel entegrasyon aracılığıyla sürekli hale gelmesi öngörülüyor. Stabull’un bugüne kadarki gelişimi, bu dönüşümün canlı örneği olarak gösteriliyor.
Kelp DAO saldırısı sonrası Aave’de 6 milyar dolarlık çıkış: DeFi’de nisan kayıpları rekoru aştı
Son iki haftada merkeziyetsiz finans sektöründe tarihin en büyük kayıplarından biri yaşandı. Kelp DAO’nun restaked-ether köprüsünden hafta sonunda gerçekleşen 292 milyon dolarlık siber saldırı, Nisan ayındaki toplam DeFi kayıplarını 580 milyon doların üstüne taşıdı. 1 Nisan’da Drift Protocol’de görülen 285 milyon dolarlık başka bir açıkla birleştiğinde, bu hacimdeki saldırılar piyasada panik etkisi yarattı. Saldırıların hemen ardından Aave platformundan 6 milyar dolardan fazla varlık çekildi; birçok kullanıcı fonlarını korumak amacıyla hızlıca sistemden çıkış yaptı ve AAVE tokenı hafta sonunda %18’den fazla değer kaybetti. Aave, Kelp DAO ve sektörün tepkisi Aave, Ethereum tabanlı en büyük borç verme ve alma protokollerinden biri olarak biliniyor ve platformun kurucusu Stani Kulechov, saldırının Aave’nin akıllı sözleşmelerini doğrudan etkilemediğini belirtti. Buna karşın, sistemi sarsan asıl risk, teminat olarak kabul edilen rsETH’nin destek mekanizmasının Aave’nin dışında kalan bir köprüde çökmesi oldu. Olayın ardından, yaklaşık 196 milyon dolarlık batık borç Aave üzerinde kaldı. SparkLend, Fluid ve Lido’nun earnETH hizmeti gibi çeşitli platformlar ise risklerini minimize etmek için rsETH bağlantılı işlemleri geçici olarak durdurdu veya yeni yatırımları askıya aldı. Yaşanan bu siber saldırı, blokzincir güvenliğinin yapı taşlarından biri olan çapraz zincir doğrulama sistemlerindeki bir yapılandırma seçiminin istismar edildiğini açığa çıkardı. Saldırganlar, LayerZero mesajlaşma katmanını manipüle ederek gerçek olmayan bir talimatı sistemden geçirdi ve Ethereum üzerinde 116.500 rsETH’nin üretilmesini sağladı. Güvenlik uzmanlarına göre, merkeziyetsiz yapıdaki platformlar, bireysel projelerin kendi doğrulama ağlarını seçmelerine olanak tanıdığı için, yanlış yapılandırılmış her ayar sistemde zincirleme etkilere yol açabiliyor. “Birden fazla akıllı sözleşmeye ardı ardına yapılan benzer saldırı denemeleri, başta yapay zekâ destekli, otomatikleştirilmiş kod analizleri sayesinde saldırı yüzeyini hızla genişletiyor,” bilgisini, blokzincir güvenlik şirketi Hacken’in denetim ekibi lideri Stephen Ajayi aktarıyor. Yapay zekâ destekli saldırılar ve sektörün açmazı Kısa süre öncesine kadar, DeFi’ye yönelik büyük ölçekli saldırıların temel korkusu otomasyonun bir gün sisteme hâkim olmasıydı. Fakat sektör uzmanları, günümüzde saldırganların otomasyonu çoktan devreye aldığını vurguluyor. Anthropic tarafından geçen yılın sonunda yayımlanan araştırmaya göre, Claude Opus 4.5, Claude Sonnet 4.5 ve OpenAI’nin GPT-5 isimli üst düzey yapay zekâ modelleri, 2020-2025 arası istismar edilen 405 akıllı sözleşme üzerinde test edildi ve toplamda 4,6 milyon dolarlık faal saldırı senaryoları geliştirdi. Aynı modeller, yeni piyasaya sürülmüş 2.849 kontratta mevcut açıkları analiz ederek, düşük maliyetle özgün açıklar bulmayı da başardı. Başta Cecuro olmak üzere, farklı yapay zekâ güvenlik şirketlerinin testlerinde, DeFi protokollerinde kullanılan akıllı kontratların %92’sinde özel olarak eğitilmiş güvenlik ajanlarının açık tespit edebildiği ortaya çıktı; bu oran standart kodlayıcı ajanlarda %34’te kaldı. Bugün bir akıllı kontrat için yapay zekâ ile güvenlik taramasının ortalama maliyeti sadece 1,22 dolar seviyesinde. Araştırmalar, istismar gücünün yaklaşık 1,3 ayda bir iki katına çıktığını gösteriyor. Sektörün güvenlik açığı büyüyor Yaşanan saldırıların sektörün genel sigorta kapasitesine etkisi de dikkat çekici. Zincir üstü sigorta piyasası hâlen yalnızca yüz milyonlarca dolarlık bir büyüklüğe sahipken, DeFi sektöründeki toplam kilitli değer 100 milyar dolar civarında. Akıllı sözleşme denetimleri, dağıtım hızına yetişemiyor ve her yeni entegrasyon yeni güvenlik riskleri oluşturuyor. Avrupa Birliği başta olmak üzere düzenleyici kuruluşlar, şeffaflık ve açıklama zorunluluğu getirmek için çalışıyor fakat yüksek varlık tutulan protokoller için kesintisiz denetim veya gerçek zamanlı saldırı simülasyonu zorunluluğu getiren yasal bir düzenleme mevcut değil. Aynı zamanda, Anthropic’in yeni tanıttığı fakat henüz kamuya sunulmayan Claude Mythos Preview modeli, başlıca işletim sistemleri ve tarayıcılarda binlerce yeni açık keşfetti. Bu model, DeFi projelerinin tamamında makine hızıyla okuma ve analiz yapabiliyor. Anthropic, söz konusu modelin kamuya açılmasının sektörde saldırgan/savunmacı dengesini radikal biçimde bozacağı görüşünde. Halihazırda, birçok geliştirici ve sektör lideri; her yeni entegrasyonun yeni bir saldırı yüzeyi olabileceğini, sürekli saldırı testi yapılması gerektiğini ve sistemde risk kabul noktalarının bölümlenmesinin önemini vurguluyor. Kelp DAO saldırılarının yarattığı boşluğun nasıl doldurulacağı belirsizliğini koruyor. Çalınan ether’in bir kısmının geri dönebileceği düşünülse de, DeFi dünyasında saldırıların ve savunma imkânlarının maliyet eğrisinin hızla değiştiği görülüyor. Artık etkili bir saldırı için büyük ekipler ve altı haneli bütçeler gerekmiyor; birkaç yüz dolarlık işlemlerle, hedef belirleyen bir yapay zekâ saldırganı DeFi protokollerini hızla tehdit edebiliyor.
Hbar kritik destek seviyesinde 0,088 dolar sınırında sıkıştı
Kripto para dünyasında dikkat çeken gelişmelerden biri de Hedera Hashgraph’ın (HBAR) piyasadaki son durumu oldu. Merkeziyetsiz bir ödeme ve veri doğrulama altyapısı sunan Hedera, yüksek ölçeklenebilirliği ve düşük işlem ücretleriyle tanınıyor. 2026 ilkbaharı itibariyle HBAR fiyatındaki hareketlilik, yatırımcıların ve piyasa takipçilerinin yeniden bu varlığa odaklanmasına neden oldu. Kısa vadeli destek civarında dalgalı seyir HBAR’ın fiyatı kısa vadeli destek bölgesinde, 0,08747 ile 0,08801 dolar arasında dar bir aralıkta seyrediyor. Son 24 saatte fiyat yüzde 1 ila 2,3 arasında düşüş gösterdi. Anlık işlem seviyeleri, gün içi en düşük yaklaşık 0,0879 dolar ve en yüksek 0,0903 dolar olarak kaydedildi. HBAR’ın piyasa değeri ise 3,78 milyar dolardan 3,81 milyar dolara kadar çıktı. Mevcut satış baskısına rağmen değerlemede büyük bir sapma görülmedi. CryptoAppsy verilerine göre HBAR, güncel olarak 0,08747 ile 0,08801 dolar bandında işlem görüyor. İşlem hacmi de 57,88 milyon dolar ile 61 milyon dolar arasında değişti; bu hacim, piyasada istikrarlı ama sınırlı bir katılım olduğunu ortaya koyuyor. Hacmin piyasa değerine oranı ise yaklaşık yüzde 1,6 düzeyinde seyrediyor. Dolaşımdaki toplam HBAR adedi 43,32 milyar. Bu yüksek arz, özellikle düşük hacimli ve yatay piyasada fiyat hareketlerinde belirleyici rol oynuyor. “İstatistikler HBAR’ın halen tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 0,57 doların yüzde 80 üzerinde altında olduğunu gösteriyor. Kısa vade destek seviyeleri yatırımcıların en çok izlediği teknik gösterge konumunda.” Fiyatın bu seviyelerde dalgalanması, mevcut satış eğiliminin hızlı bir panik satışından ziyade daha kontrollü bir düşüşle yaşandığını ortaya koyuyor. Bollinger Bantları dar ve baskı devam ediyor Teknik göstergelere bakıldığında HBAR fiyatı, Bollinger Bantları’nın sıkışık yapısı içinde hareket ediyor. Alt bant yaklaşık 0,08739 dolarda, üst bant ise 0,08753 dolarda yer alıyor. Fiyat şu anda alt banda yakın pozisyonda ve bu, işlem seansında satış baskısının sürdüğüne işaret ediyor. Bollinger Bantları’nın orta çizgisi ise 0,08746 dolarda ve bu seviye, fiyatın yukarı yönlü hareketlerinde karşılaştığı ilk direnç noktasını oluşturuyor. Kısa vadede fiyatın bu direnci kıramama eğilimi dikkat çekiyor. Birkaç kez yukarı doğru ani sıçrama denense de, fiyat tekrar bu seviyeye geri çekildi. Analizler, satıcıların piyasada çoğunluğu elinde tuttuğu yönünde birleşiyor. İşlem hacminin düşük, mum formasyonlarının ise aşağı yönlü (düşen tepe noktalarıyla) oluşması, piyasanın zayıf bir yapıda olduğuna işaret ediyor. Sıkışan Bollinger Bantları genellikle olası bir kırılımın habercisi olmakla birlikte, hacmin düşük seyretmesi bu ihtimali şu an için zayıflatıyor. MACD zayıf kalıyor, düşüşte ısrarcı Bir diğer teknik gösterge olan MACD tarafında da zayıf görünüm sürüyor. MACD çizgisi -0,00002; sinyal çizgisi ise -0,00004 seviyelerinde bulunuyor. Her ikisi de sıfırın altında kaldığı için, baskının halen düşüş yönünde olduğu belirtiliyor. Histogram çubuklarının kısa kalması ise piyasanın alıcı ve satıcılar açısından net bir ivme gösteremediğine işaret ediyor. Son veriler MACD’de sık sık iki çizgi arasında kesişme yaşandığını, fakat pozitif bir dönüşümün gerçekleşmediğini ortaya koyuyor. Piyasada belirsizlik devam ederken, satıcılar üstünlüğü korumayı sürdürüyor. Fiyat halen Bollinger Bantları’nın alt ucuna yakın ve MACD negatif konumunu yitirirek, aşağı yönlü baskının devam ettiğini gösteriyor. Kısa vadede hacimde bir artış veya fiyatın 0,0875 dolar seviyesinin üzerine çıkması, piyasanın hareket yönünü değiştirebilir.
Eth.limo’nun kontrolü sosyal mühendislik saldırısıyla ele geçirildi, DNSSEC kurtardı
Ethereum Name Service (ENS) için popüler bir geçit olan eth.limo, 17 Nisan Cuma akşamı beklenmedik bir sosyal mühendislik saldırısına uğradı. Saldırganın doğrulama süreçlerini atlatmasıyla başlayan olay sonrası, kayıt operatörü EasyDNS’deki yetki devralındı ve geçici olarak hizmet kesintisi yaşandı. Hızlı müdahale ve DNS yönlendirmeleri Saldırı sırasında, eth.limo geliştirici ekibinden birini taklit eden bir saldırgan EasyDNS üzerinden hesap kurtarma işlemi başlatmayı başardı. Olayların zaman çizelgesine bakıldığında, eth.limo’nun isim sunucuları önce Cloudflare’a, ardından kısa süre içinde Namecheap’e yönlendirildi. Ekip üyeleri sabaha doğru yapılan uyarılarla harekete geçti ve nihayet EasyDNS, hesabın kontrolünü tekrar projeye devretti. Eth.limo, yaklaşık 2 milyon .eth alan adını kapsayan, açık kaynaklı bir ters proxy hizmeti sunuyor. Kullanıcıların IPFS, Arweave veya Swarm gibi dağıtık depolama sistemlerinde barındırılan içeriklere doğrudan tarayıcıdan erişebilmesini sağlıyor. Platformun toplam kullandığı wildcard DNS kaydı saldırı sırasında hedef oldu ve yaklaşık iki milyon .eth uzantılı alan adı ciddi risk altına girdi. “Herkes adına eth.limo ekibinden ve daha geniş Ethereum topluluğundan özür diliyorum. ENS, EasyDNS’in web2 alan adlarını ENS ile bağlayan ilk kayıt operatörü olması nedeniyle bizim için her zaman özel bir yere sahip oldu ve bu alanda 2017’den beri aktifiz.” DNSSEC ve saldırının etkisini sınırlaması Saldırının daha büyük zarar vermesini DNSSEC olarak bilinen DNS Güvenlik Uzantıları önledi. DNSSEC, DNS kayıtlarını kriptografik olarak imzalayarak, doğrulamadan geçmeyen veya geçersiz kayıtlara otomatik olarak engel koyuyor. Saldırgan geçit sisteminin imzalama anahtarlarına erişemediği için, DNSSEC doğrulama zinciri bozuldu. Böylece, servis sağlayıcıları saldırganın yönlendirdikleri yeni isim sunucu cevaplarını geçerli olarak tanımadı ve kullanıcılar güvenli olmayan sayfalara yönlendirilmedi. Eth.limo ekibi, DNSSEC’in saldırının etkisiyle ilgili alanı daralttığını ve şu ana kadar kullanıcıların herhangi bir kayıpla karşılaşmadığını belirtti. Ethereum’un kurucularından Vitalik Buterin ise yaşanan kesinti sırasında kullanıcılara eth.limo bağlantılarından uzak durmalarını önerdi. Bir gün sonra ise tüm kontrollerin yeniden sağlandığını duyurdu. EasyDNS’ten açıklama ve yeni önlemler EasyDNS CEO’su Mark Jeftovic, blog yazısında 28 yıllık şirket tarihinde ilk kez böyle bir sosyal mühendislik saldırısının başarıyla gerçekleştiğini, ancak durumdan yalnızca eth.limo’nun etkilendiğini aktardı. Yaşananlar sonrası eth.limo’nun, hesap kurtarma özelliği bulunmayan Domainsure adlı özel bir platforma taşınmasına karar verildi. Şirket, saldırganın teknik olarak nasıl bir yöntemi kullandığına dair detay paylaşmadı. Son zamanlarda benzeri olayların sayısı artıyor. Geçtiğimiz Kasım ayında merkeziyetsiz borsalar Aerodrome ve Velodrome’da da DNS kaçırma saldırıları gerçekleşti. Bu saldırılar sırasında, ilgili alan adlarındaki DNSSEC kaldırıldığı için kullanıcılar maddi kayıplar yaşadı. Mart ayında ise Steakhouse Financial ve Neutrl platformları, sosyal mühendislik yoluyla çeşitli güvenlik açıklarına maruz kaldı. Ironik bir şekilde, eth.limo kısa süre önce kasım ayındaki Aerodrome olayı sırasındaDeFi platformlarına alternatif erişim sunarak ek destek sağlamıştı. ENS DAO güncellemesinde de, DeFi arayüzlerinin erişilemez olduğu durumlarda eth.limo’nun alternatifsiz bir geçit olduğu vurgulanıyordu. Vitalik Buterin, Ethereum ekosisteminin merkezi alan adı çözümlemesine fazla bağımlı kalmasının risklerine uzun süredir dikkat çekiyor. Geliştiricilerin doğrudan IPFS gibi dağıtık ağlara yönlendiren yöntemleri teşvik etmesi gerektiğini tekrar hatırlattı. Olayın ardından eth.limo hizmeti tekrar tamamen eski ekibinin kontrolüne geçti ve platform yeniden erişime açıldı.
Piyasadan Saniyelerce Önde Olmanın Formülü
Kripto para piyasası, 7/24 aktif ve anlık değişimlerle dolu bir arena. Gece yarısı uykudayken Bitcoin fiyatı aniden fırlayabilir veya siz toplantıdayken favori altcoin’iniz dip yapabilir. Böylesine hareketli bir piyasada avantaj sağlamak için ihtiyaç duyduğumuz şey, veriyi eksiksiz ve gecikmesiz sunan akıllı bir asistandır. Tam da bu noktada, hem iOS hem Android cihazlarda çalışabilen, native olarak Türkçe, İngilizce ve İspanyolca dillerinde sunulan ve üyelik oluşturma zorunluluğunu ortadan kaldıran, hafif ama son derece yetenekli bir uygulama devreye giriyor: CryptoAppsy. Her Şey Tek Ekranda! Uygulamayı açar açmaz Bitcoin’den en yeni altcoin’lere kadar binlerce kripto varlığın anlık fiyatlarını karşınızda bulursunuz. CryptoAppsy, global borsalardan çektiği verileri milisaniyeler içinde işler ve 5 saniyelik aralıklarla otomatik güncellemeler halinde sunar. Bu sayede arbitraj fırsatlarını kaçırmaz, ani fiyat dalgalanmalarını oluştuğu anda yakalarsınız. Uygulamanın Panel sekmesinde ise favorilerinizi, portföyünüzü, alarmlarınızı ve size özel filtrelenmiş haberleri tek bir ekranda görebilirsiniz, her şey anlık ve otomatik güncellenir. Böylece farklı borsalar veya sayfalar arasında gezinirken vakit kaybetmez, doğrudan odaklandığınız varlıklara yoğunlaşırsınız. Aşağıda fiyat ve panel ekranlarına göz atabilirsiniz. Bu Özellik Başka Uygulamada Yok! Portföy Yönetiminde Çoklu Para Birimi Desteği CryptoAppsy, kripto yatırımlarınızı bütüncül bir şekilde takip edebilmeniz için akıllı bir portföy yönetim aracı da sunuyor. Uygulama içinde kendi portföyünüzü manuel olarak tanımladığınızda, toplam varlık değeriniz anlık kurlarla her 5 saniyede bir kendiliğinden güncellenir. Karlılık durumunuzu görmek için ayrıca tablo yapmanıza gerek kalmaz; anlık kâr/zarar hesaplarınız ekranda hazır olarak görünür. Üstelik CryptoAppsy’nin benzersiz bir özelliği sayesinde, farklı coin’leri farklı para birimleriyle (USD, TRY, EUR, JPY, GBP, CNY, AUD, CAD, CHF, HKD ve SGD) satın almış olsanız bile tüm pozisyonlarınız eşzamanlı olarak takip edilir ve toplam portföy değeri seçtiğiniz herhangi bir fiat para birimi cinsinden size sunulur. Örneğin, portföyünüzdeki BTC’yi dolar üzerinden, ETH’yi TL üzerinden almış olsanız bile uygulama anlık kurlarla hepsini tek bir potada toplar ve dilerseniz Türk Lirası, USD veya EUR gibi istediğiniz birimde toplam değeri gösterir. Bu çoklu para birimi desteği, benzer uygulamalarda pek rastlanmayan büyük bir kolaylık sağlıyor. Portföyünüze Özel Haber Akışı Bilgi, kripto dünyasında en az sermaye kadar değerli. Ancak haber kirliliğinin yoğun olduğu bu ortamda, doğru haberi doğru zamanda yakalamak zor olabiliyor. CryptoAppsy, entegre Haber sekmesiyle bu sorunu çözüyor. Uygulamayı hangi dilde kullanıyorsanız (Türkçe, İngilizce veya İspanyolca), o dilde güncel haber özetlerini karşınıza getiriyor. Üstelik bu haberler, deneyimli editörler tarafından onlarca güvenilir kaynaktan süzülerek, yalın ve anlaşılır özetler halinde sunuluyor. En güzel tarafı, haber akışınızı dilerseniz sadece portföyünüzdeki kripto paralara özel olarak filtreleyebilmeniz. Yukarıdaki görselde görebileceğiniz gibi Portföyüm filtresini aktifleştirdiğinizde, uygulama sadece kendi yatırımlarınızla ilgili en son haberleri listeler, tek bir kez filtre butonuna basmanız yeterli uygulamayı her açtığınızda hep en son kaydettiğiniz şekilde görürsünüz. İsterseniz belli başlı coin’lere göre (örneğin sadece BTC, sadece ETH gibi) de haberleri filtreleyebilir, tek dokunuşla ilgili gelişmenin orijinal kaynağına ulaşabilirsiniz. Dahası, Haber sekmesinde yer alan Canlı yayın sayesinde en son gelişmeleri tek ekrandan anında izleyebilirsiniz, ayrıca Haftanın önemli gelişmelerinin sıralandığı kısımda da o haftanın tüm önemli gelişmelerinin hangi gün hangi saatte olduğuna dair bilgilere direkt olarak ulaşabilirsiniz. Böylece sosyal medya söylentileriyle zaman kaybetmeden, piyasayı etkileyebilecek kritik gelişmeleri doğrudan ve ilk elden siz öğrenirsiniz. Kısacası CryptoAppsy ile ilgilendiğiniz haberi bilgi yığınından ayıklamak için ekstra çaba harcamanıza gerek kalmıyor. Yeni Çıkan Coin’leri Anında CryptoApps’de Keşfet! Uygulamanın Endeks sekmesinde kripto piyasa verileri ve yeni listelenen kripto paralar yer alıyor. Borsalarda yeni listelenen kripto paralar anında endeks sekmesinde listelenir. Böylelikle yeni çıkan bir coin’in fiyatını, çıkış zamanını, hacim, piyasa değeri gibi bilgilerin yanı sıra hangi blockchain üzerinde basıldığı gibi bilgilere ilk elden sahip olursunuz. Henüz daha erken aşamada yeni coin’ler keşfedip, fiyat henüz tavan yapmamışken en dipten alım yaparak avantaj sağlayarak fırsatları yakalayabilirsiniz. Ayrıca kripto piyasa verilerine dair gelişmiş grafik görünümü sayesinde ise geçmiş verileri birkaç dokunuşla net bir şekilde inceleyebilir, piyasa trendlerini kolayca analiz edebilirsiniz. En Önemli Makroekonomik Veriler Uygulamanın Endeksler sekmesinde ayrıca Makro veriler kartı bulunuyor. Bu kartta kripto para piyasalarını yakından ilgilendiren en önemli veriler yer alıyor. Yaklaşan Fed toplantı tarihleri, Fed faiz beklentileri, ABD 10 yıllık tahvil oranları, DXY endeksi ve ABD işsizlik oranları gibi kripto dünyasının yakından takip ettiği verileri anlık izleme fırsatı sunuluyor. Her bir veriye tıklandığında geçmişe yönelik grafiklere de ulaşmak mümkün. Akıllı Fiyat Alarmları Kripto piyasasında her an her şey olabilir ve sürekli ekran başında kalmak mümkün olmayabilir. CryptoAppsy bunun için gelişmiş 🔔akıllı fiyat alarmları özelliğini sunuyor. Belirlediğiniz bir kripto para, hedeflediğiniz fiyat seviyesine ulaştığında uygulama size anında push bildirimi gönderiyor. Böylece telefonunuza gelen bir bildirim ile önemli bir yükselişten veya düşüşten anında haberdar olursunuz. Gece yarısı derin uykuda olsanız bile, kurduğunuz alarm sayesinde büyük bir fırsatı kaçırma ihtimaliniz kalmıyor. Bu özellik, kullanıcıların duygusal kararlar vermesinin önüne geçerken önceden belirlenmiş stratejilerine bağlı kalmasını kolaylaştırıyor. CryptoAppsy açık olmasa bile arka planda piyasayı sizin yerinize gözetleyerek adeta nöbet tutuyor, böylece gözünüz arkada kalmıyor. Kullanıcıların Söyledikleri: 5,0/5 Puanla Onaylanan Deneyim Kullanıcı geri bildirimleri CryptoAppsy’nin sunduğu değeri net biçimde doğruluyor. App Store’da ⭐5,0 ve Google Play’de ⭐4,5 ortalama puana sahip uygulama için kullanıcı yorumlarında özellikle “yeni başlayanlar için çok uygun”, “haber özetleri harika”, “göz yormayan şık tasarım” ve “başka bir programa ihtiyaç bırakmıyor” vurguları öne çıkarken, kullanıcılar hızlı bildirimler sayesinde fırsatları kaçırmadan hareket edebildiklerini belirtiyor. Bu yüksek memnuniyet, CryptoAppsy’nin hem ilk adımını atanlar hem de aktif trader’lar için güvenilir ve pratik bir çözüm olduğunu gösteriyor. CryptoAppsy ile uygulamayı ilk kez açan bir kullanıcı bile “şimdi ne yapacağım?” diye düşünmeden sezgisel bir şekilde menüler arasında gezinebilir. Arayüz tasarımı, kriptoya yeni adım atanlar için anlaşılır ve sade tutulurken, deneyimli trader’lar için de hız ve performans odaklıdır. Hafif yapısı sayesinde uygulama eski model telefonlarda dahi akıcı çalışır, cihazınızı yormaz. CryptoAppsy sizden e-posta doğrulaması veya kayıt formları istemez; mağazadan indirip birkaç saniye içinde piyasayı takip etmeye başlayabilirsiniz. Bu sayede kripto dünyasına adım atmak isteyen acemi yatırımcılar bile korkmadan keşfe çıkabilir, profesyoneller ise milisaniyelerin önemli olduğu işlemlerde ihtiyaç duydukları hızı yakalar. Sonuç olarak, ister ilk kez kripto yatırımı yapmaya hazırlanan bir meraklı olun, ister günlük trade ile uğraşan tecrübeli bir yatırımcı; CryptoAppsy, kripto para piyasasındaki karmaşayı düzene sokmak ve size zaman kazandırmak için ideal bir yardımcıdır. Anlık fiyatlar, kişiselleştirilmiş portföy takibi, akıllı alarmlar, canlı ve temiz haber akışı, yeni listelenenleri keşfetme gibi özellikleriyle rakiplerinden ayrışan bu uygulama, kripto dünyasında bir adım önde olmanızı sağlar. CryptoAppsy uygulamasını hemen şimdi App Store veya Google Play üzerinden indirerek kripto piyasasının kontrolünü elinize alın ve fırsatları yakalamaya başlayın!
Sıcak Gelişme: Müzakere olmayacak açıklaması ve kripto paralar
Kripto para yatırımcıları için son zamanlarda ABD-İran savaşı kadar karmaşık bir gündem olmadı. Barış lehine bir açıklama gelirken Bitcoin yükseliyor ve kripto paralar onu izliyor. Dakikalar geçtikten sonra tam tersi yönde beyanlar görüyoruz ve kazançlar tersine dönüyor. Kimin blöf yaptığı, yalan söylediği belli olmadığından süreç yatırımcıları için daha da zorlayıcı oluyor. Müzakere görüşmeleri olmayacak Kripto paralar için müzakere görüşmelerinin olmaması son derece negatif. Çarşamba gününün ilk dakikalarında ateşkes sona erecek ve eğer bu süreç uzatılmazsa veya anlaşma olmazsa petrol hızla yükselirken artık daha uzun vadeli faiz artış senaryoları fiyatlanmaya başlayacak. Bu da kripto paralar, altın ve hisse senetleri için düşüş demek. Beyaz Saray yetkilisine göre, ABD Başkan Yardımcısı Vance, Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran ile görüşmek üzere Pakistan’a yola çıkacak. Bu duyurudan birkaç saat sonra IRNA İran, ABD ile yapılacak ikinci tur görüşmelere katılmayı reddetti diyerek müzakere umutlarını suya düşürdü. Tasnim’e göre, deniz ablukası devam ettiği sürece İran’ın müzakere heyeti göndermeyecek. Trump ise ne olursa olsun abluka devam edecek diyor. Üstelik Cuma günü Trump “uranyumu bize verecekler” derken hafta sonu bu yalanlandı. Trump’ın yaptığı açıklamalar Cuma günü iştahı önemli ölçüde artırmıştı ve bu denli aşırı iyimser açıklamaların kripto paraları yukarı çektiğini gördük ancak yakında yalanlanabileceğinin de altını çizmiştik. Nitekim öyle de oldu. Peki ama neden? Burada ana faktör barış iki tarafın da lehine olsa da iç siyaset faktörü. İran binlerce can kaybıyla hele ki Hamaney’in ölümüyle masadan eli güçlü kalkmak istiyor. Üst düzey İranlı yetkililerinin ölümünün üzerine Trump Cuma günkü tonda yaptığı açıklamalar İran’ın dini lider ve ona bağlı askeri kanadı sert açıklamalar yapmaya zorluyor. Arakçi ve Meclis Başkanı ise çok daha yapıcı ve ılımlı. Yani İran da 2 farklı yönetim, 2 farklı yüz var gibi düşünebiliriz. Askeri gücü arkasına alan dini liderlik iç siyaseti şekillendirirken görünürdeki siyasetçiler müzakere pazarlığı yapıyor. Bu aşamada askeri kanat görüşme olmayacak diyor. Arakçi’nin ekibi görüşmelere hazır ve Trump da bölgeye heyetini gönderecek. Ne olduğunu ise sadece zaman gösterecek. Kripto paralar bu oyunun ortasında zigzag çizmeye devam edecek. Şimdilik BTC 75.700 dolardaki kanal direncini kaybetti ve görüşmelerin gerçekten olmadığı senaryoda %10’u aşan kayıpla 68 bin doları test etmesi şaşırtıcı olmaz.
Stablecoinde yeni dönem: Paxos Labs 12 milyon dolarlık fonlamayla atağa geçti
Stablecoin piyasası uzun süredir hızlı ve düşük maliyetli para transferlerine odaklanmıştı. Ancak son dönemde sektör temsilcileri, bu dijital dolarların daha geniş kapsamlı kullanım alanları olabileceğini tartışmaya başladı. Bu değişimin öncülerinden biri olarak kabul edilen Paxos Labs’ın kurucu ortaklarından Chunda McCain, sektörün alt yapıdan öteye geçmiş durumda olduğunu ve artık gerçek iş modellerine yönelindiğini belirterek bu dönüşüme dikkat çekti. Paxos Labs’ın yeni hedefi: İş dünyasına dijital çözümler Geçtiğimiz hafta Paxos Labs, Blockchain Capital’in liderliğinde gerçekleşen yatırım turunda 12 milyon dolarlık yeni bir fon sağladı. Finansman turuna Robot Ventures, Maelstrom ve Uniswap gibi önemli isimler de katıldı. 2012’de ABD’nin New York kentinde kurulan Paxos, kripto varlık piyasasında özellikle Paypal’ın PYUSD ve Global Dollar gibi stabilcoinleriyle biliniyor. Paxos Labs ise şirketin daha çok inovasyon ve iş odaklı birimi konumunda yer alıyor. Şirket, bu yeni kaynakla birlikte digital varlıkların ticari ürünlere dönüştürülmesini sağlayacak “finansal çözüm katmanı” üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yakın zamanda tanıtılan Amplify Suite adlı ürün paketi üç temel aracı tek platformda bir araya getiriyor: Earn ile kripto varlıklar üzerinden gelir elde etmek mümkün hale gelirken, Borrow şirketlere teminat karşılığı dijital varlık üzerinden kredi sunuyor, Mint ise markalara özel stabilcoin ihracını destekliyor. Bu sayede kurumlar, farklı işlevleri zaman içinde kendi süreçlerine entegre edebiliyor. İşletmelere yeni fırsatlar: Daha düşük maliyet, anlık ödeme ve kredi Yıllar boyunca kurumsal kripto adaptasyonunun ön planda olan başlıkları dijital varlık alım-satım işlemleri, saklama ve stabilcoin ihraç süreçleri oldu. Buna rağmen, çoğu firma bu adımlardan doğrudan ekonomik fayda sağlayamadı. McCain, bu süreci “Stablecoinler uzun süre zararına kullanılmak zorunda kaldı.” ifadesiyle değerlendirdi. Özellikle ödeme işlemlerinde stablecoinlerin sunduğu avantajlar dikkat çekiyor. Geleneksel yöntemlerle yapılan ödemelerde işletmeler genellikle yüzde 2 ila 3 arasındaki işlem ücretlerini üstleniyor. Ancak stabilcoin transferleriyle bu bedeller ciddi oranda azalıyor; üstelik zincir üzerinde tutulan bakiyelerden de ek gelir elde edilebiliyor. Daha yenilikçi kullanım modelleri de pazarda ilgi görüyor. McCain’e göre, ödeme sağlayıcıları artık işletmelerin gelir akışlarını takip edip bunları kredi notu oluşturmak için kullanabilir. Bu, işletmelerin gerçek zamanlı ödeme performansına göre finansman bulmasını ve uluslararası düzeyde hızlı işlemler yapmasını sağlayabilecek bir model sunuyor. Söz konusu modeller henüz emekleme aşamasında olsa da, ekosistemin temel taşları oluşturulmaya başlanmış durumda. Her kurum kendi token’ına ihtiyaç duymayabilir Piyasada firmalar kendi token’larını çıkartıp ödeme süreçlerini kontrol altında tutmak veya kârlılıklarını artırmak istiyor. Ancak yeni bir stabilcoinin hayata geçirilmesi likidite sağlama, uyum süreçleri ve geniş dağıtım altyapısı gibi zorlukları beraberinde getiriyor. Bu noktada, çoğu şirketin kendi dijital parasına sahip olmasına gerek yok. Mevcut stabilcoinlerin kolayca entegre edilmesi sayesinde, düşük işlem maliyetleri ve ek kazanç imkanları oluşturulabiliyor. McCain, “Eğer sadece ekonomik faydayı istiyorsanız, mutlaka kendi token’inizi ihraç etmeniz gerekmiyor” görüşünde. Sektör oyuncuları bu yaklaşımı benimserken, kamuoyunda ses getiren büyük ölçekli duyuruların eksikliği zaman zaman heyecanı gölgede bırakabiliyor. Öte yandan, stablecoin teknolojisinin işletme süreçlerinde marjları dönüştürmeye, yeni kredi modellerinin kapısını aralamaya ve parasal hareketliliği hızlandırmaya başladığı görülüyor. Özellikle geleneksel ödeme altyapılarının maliyetli veya yavaş kaldığı bölgelerde stablecoin çözümlerinin cazibesi giderek artıyor. “Kulağa çok heyecanlı gelmeyebilir ama işin matematiği tam olarak burada” diyen McCain, sektördeki dönüşümün arka planda sessizce ilerlediğine vurgu yaptı.
Shiba Inu’da arz düşerken rekor seviyede 410 trilyonluk token yakımı dikkat çekti
Shiba Inu, toplam arzı azaltmak için oluşturduğu token yakma uygulamasını kararlı şekilde devam ettiriyor. Platformun güncel verilerine göre, yakma işlemleriyle dolaşımdaki SHIB miktarında gözle görülür bir azalma yaşandı. Bu uygulama, Shiba Inu’nun uzun vadeli arz politikası ve ekosistemindeki token değerini destekleme çabalarının merkezinde yer alıyor. Yakma işlemlerinde son durum Veriler, Shiba Inu tarafından bugüne kadar 20.696 yakma işlemi gerçekleştirildiğini gösteriyor. Tüm bu işlemler sonucu toplamda 410 trilyon 839 milyar 848 milyon 304 bin 549 SHIB dolaşımdan çıkarıldı. Yakılan token’ların mevcut tahmini değeri 7,35 milyar dolar seviyesinde. Bu miktar, Shiba Inu’nun ilk piyasaya arz edilen toplam arzının yaklaşık yüzde 41’ine denk geliyor. Shiba Inu, piyasaya sürülürken toplam bir katrilyon adet SHIB oluşturmuştu. Token yakmaları sayesinde toplam token sayısı bugün itibarıyla 589 trilyon 160 milyar 151 milyon 695 bin 451 adede kadar geriledi. Bu değişim, binlerce işlemle yıllar içinde kademeli şekilde gerçekleşti. Kısa vadeli hareketlilik ve piyasa etkileri Kısa dönemli veriler, token yakmalarında zaman zaman önemli dalgalanmalar yaşandığına işaret ediyor. Son 24 saat içinde, 1 milyon 591 bin 370 adet SHIB yok edildi. Bu sayı, bir önceki güne kıyasla yüzde 81,28’lik ciddi bir düşüşe işaret ediyor. Değerlerdeki bu gerileme, 15 Nisan’da görülen kısa süreli artış sonrası yaşandı. Haftalık verilere bakıldığında, son yedi günde 59 milyon 338 bin 197 SHIB kalıcı olarak devre dışı bırakıldı. Ayrıca, son 30 günde piyasada 196 milyon 822 bin 452 SHIB satın alındı. Uzmanlar, alım ve yakım işlemlerinin her zaman birbirine paralel ilerlemediğine dikkat çekiyor. Vitalik Buterin’in tarihi işlemi ve yakma rekoru Mayıs 2021’de Ethereum kurucularından Vitalik Buterin, sahip olduğu SHIB’lerin yüzde 90’ını yakarak 410 trilyondan fazla tokenden tek işlemde kurtulmuştu. O dönem bu yakımın değeri yaklaşık 7 milyar dolara yaklaşıyordu. Buterin, SHIB ekosisteminden önceden izin almaksızın toplam arzın yarısını kendi cüzdanında bulmuş ve bunların büyük bölümünü ölü adrese göndermeyi tercih etmişti. Kalan SHIB’lerin yüzde 10’unu ise farklı yardım kuruluşlarına aktardı. Uzmanlar, bu işlemin kripto dünyasında bugüne dek yapılmış en büyük yakma işlemlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bu ölçekte bir yakmanın başka bir örneği bulunmadığı vurgulanıyor. “410 trilyon SHIB token’ın yok edilmesi, yakma işlemi olarak benzeri olmayan bir örnek oluşturuyor. 7 milyar dolarlık tutarıyla kripto para tarihinin en büyük işlemleri arasında yer almaya devam ediyor ve SHIB arz dinamiklerini kökten etkiliyor.” Shiba Inu’nun arz azaltma mekanizması hala ekosistemin ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Bir yandan yeni yakma işlemleriyle arz kademeli olarak düşerken, öte yandan Vitalik Buterin’in rekor yakımı uzun vadede SHIB’in yapısında belirleyici rol oynuyor. An itibarıyla Shiba Inu, 0,000000609 dolar seviyesinde işlem görüyor ve son 24 saatte yüzde 6,01’lik bir artış kaydetti. CryptoAppsy verilerine göre, SHIB’in güncel fiyatındaki yükseliş, arzı azaltmaya yönelik bu istikrarlı yakım faaliyetlerinin piyasada yankı bulduğuna işaret ediyor.
RAVE’de büyük çöküş: 48 saatte 5,7 milyar dolar eridi, Binance ve Bitget olaya el attı
Kripto para piyasasında geçtiğimiz hafta hızla değer kazanan RAVE adlı token, son 48 saatte yatırımcılar için ciddi kayıplara yol açtı. Yalnızca üç cüzdana ait büyük miktardaki hareketler ve piyasa manipülasyonu iddialarının ardından RAVE, %90 oranında değer kaybetti. Toplam piyasa değeri ise 48 saat içinde 5,7 milyar dolar azaldı. Bir anda yükseldi, sonra çöktü RaveDAO’nun arz ettiği RAVE, geçtiğimiz hafta yaklaşık 0,25 dolardan başlayarak 9 gün içinde 27,33 dolara fırladı. Bu hızlı yükseliş sırasında token, %10.800 gibi rekor bir artış gösterdi. Özellikle kısa pozisyon alan yatırımcıları vuran bu hareket, Cuma günü RAVE işlemlerinde 44 milyon dolarlık likidasyon yarattı. Bu oran, bitcoin ve ether işlemlerinin hemen ardından üçüncü sırada yer aldı. Kısa süreli bu artışta, zincir üstü veri analistleri belirli cüzdanlardan borsalara yüklü miktarda token aktarımı gözlemledi. Bu işlemler, piyasada satış baskısı oluşacağı beklentisiyle birçok yatırımcıyı kısa pozisyon almaya yönlendirdi. Fakat transfer edilen tokenlar piyasadan çekilince fiyatlar yeniden yükseldi ve kısa pozisyonlar için ciddi zararlar ortaya çıktı. Sorular büyüdü, borsalar harekete geçti Tartışmalı fiyat hareketleri kripto para dünyasında yankı buldu. Bitget CEO’su Gracy Chen, X platformunda borsanın konuyu araştırmaya başladığını doğruladı. Binance yöneticisi Richard Teng ise benzer şekilde, piyasa manipülasyonu ihtimaline karşı ortaklaşa incelemeler yürüttüklerini belirtti. On-chain araştırmacı ZachXBT de bu olayda rolü olanların ortaya çıkması için 25 bin dolarlık bir ödül duyurusu yaptı. Gate.io borsasının da adı, araştırmacıların ilk iddialarında geçti. Özellikle toplam 1 milyar tokenin yaklaşık %90’ının yalnızca üç adet Gnosis Safe cüzdanında toplanmış olması ve takımın işlemleriyle bağlantısı soru işaretlerini artırdı. RaveDAO, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda ekibin son fiyat dalgalanmalarından sorumlu olmadığını ifade etti. Ancak, tartışmanın merkezindeki zincir üstü iddialara doğrudan yanıt verilmedi. RaveDAO kimdir, operasyonlar nasıl yürüyor? RaveDAO, kendisini Web3 altyapısı kullanan bir eğlence platformu olarak tanımlıyor. Özellikle elektronik müzik etkinlikleri için biletlerin zincir üzerinde satılmasını sağlıyor. Projenin ilk kökenleri, 2023 yılında İstanbul’da düzenlenen bir afterparti ile başlıyor. 2025 yılı için yaklaşık 3 milyon dolarlık gelir hedeflediklerini, Binance, OKX, Bitget ve Polygon gibi büyük isimlerle iş birlikleri bulunduğunu belirtiyorlar. Takım ayrıca, ihtiyaç durumunda kilidi açılmış tokenların bir kısmını operasyonlar ve pazarlama için satabileceğini açıkladı. Bunun yanında, takım teşviklerini ekosistemin büyümesine bağlayan ve fiyat ya da performans tetikleyicilere dayalı yeni lock mekanizmalarını keşfettiklerini duyurdu. Ancak, mevcut durumda yeni bir kilitleme yöntemi ya da zaman çizelgesiyle ilgili kesin bir taahhütte bulunulmadı. Yaşanan gelişmelerin ardından RAVE fiyatı hızla değer kaybederken, borsaların ortak inceleme başlatması ve zincir analistlerinin bulguları tartışmaları daha da derinleştirdi. Proje ekibinin dolaylı açıklamaları ise topluluğun güvenini yeniden tesis etmeye yetmiş görünmüyor.
Fransa’da kripto sahiplerine yönelik fiziki saldırılarda rekor artış: 41 adam kaçırma olayı kaydedildi
Fransa, son dönemde “wrench attack” olarak bilinen ve kripto para sahiplerini hedef alan fiziksel saldırıların en sık yaşandığı ülkelerden biri haline geldi. Bu tür saldırılar, kripto mülkiyetinin yaygınlaşmasıyla birlikte artış gösterirken, suçluların daha gözü kara ve organize hareket ettiği gözlendi. Kripto konferansında olağanüstü güvenlik Paris’te düzenlenen uluslararası blockchain ve kripto para konferansı sırasında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Versay Sarayı’nda etkinliğe katılan VIP misafirler polis eskortuyla taşınırken, konferansın gerçekleştiği Louver bölgesinde de giriş-çıkışlar sıkı şekilde denetlendi. Bu adımların, Fransa’da kısa süre içinde gerçekleşen çok sayıda kripto kaynaklı saldırının ardından atıldığı belirtildi. Yetkililer alarma geçti: 41 olay raporu İçişleri Bakanlığı’nda görevli Jean-Didier Berger, konuyla ilgili yeni önlemler hazırlığında olduklarını açıkladı. Fransa’da yalnızca bu yıl içinde, doğrudan kripto ile ilişkili en az 41 adam kaçırma ve ev baskını bildirildi; bu, ortalama her iki-üç günde bir saldırı gerçekleştiğini gösteriyor. Yetkililer binlerce kişinin önleyici platformlara kaydolduğunu aktardı, ancak vakalar devam ettikçe ek adımların gerekliliğine vurgu yapılıyor. Fransa’daki son gelişmelerin ardından, ülkenin küresel ölçekte kripto saldırılarının merkezi konumuna geldiği değerlendirmesi yapılıyor. Uzmanlar ve güvenlik araştırmacıları, dünya genelinde bu tür vakaların giderek daha şiddetli hale geldiğini, 2025’te önceki yıla göre yüzde 75 artışla toplam 72 doğrulanmış fiziksel baskı vakası kayda geçtiğini açıkladı. Ayrıca bir yıl içinde fiziksel şiddet içeren olayların yüzde 250 arttığı belirtiliyor. “Her yeni wrench attack vakası, kripto yatırımcılarının kolay hedef olduğunu dünyaya gösteriyor.” Hedef seçimi ve yöntemler değişti Wrench attack olarak bilinen saldırı biçiminde saldırganlar, dijital varlıklara erişim sağlayan tarafı fiziksel baskı veya tehdide maruz bırakıyor. Artık saldırganlar teknik açık aramak yerine, kurbanlarını sosyal medya paylaşımları ve sızan veriler üzerinden takip ediyor; rutinleri, kimlik açıklarını ve zayıf noktaları analiz ederek hedef belirliyor. Uzmanlar, özellikle gerçek kimlik ve günlük yaşamın dijitalde fazla görünür olmasının riski artırdığına işaret ediyor. Olaylar arasında, Fransız vergi memurlarının saldırganlara kişisel bilgi sızdırdığı gibi devlet içinden kaynaklanan veri sızıntıları da bulunuyor. Bu durum, içeriden gelen tehditlere ve kamuya açık bilgilerin organize suç şebekeleriyle nasıl paylaşılabildiğine dair endişeleri artırıyor. Vaka yelpazesi artık yalnızca büyük servet sahipleriyle sınırlı değil; orta ölçekli yatırımcılar ve aileler de saldırganların odak noktası haline geldi. Çocuklar dahi bazı planlarda risk unsuru olarak görülüyor. 2025’in Ocak ayında Ledger kurucu ortağı David Balland’ın Fransa’da kaçırılması olayında, fidye pazarlığı için vücudunun bir bölümünün gönderildiği de gündeme gelmişti. Benzer şekilde, Kanada ve ABD’de işkence içeren saldırılar, kaçırılan yatırımcılara yönelik riskin giderek arttığına işaret ediyor. Yalnızca tekil saldırıların değil, organize suç çetelerinin de aktif olduğu, saldırıların önceden planlandığı, takip ve ani ev baskınlarıyla gerçekleştirildiği bildiriliyor. Saldırganlar, elde edilen fonları hızla zincirler arası transfer edip stablecoinlere çevirerek takibi zorlaştırıyor. “Bu vakalar artık tekil soygunlar gibi değil, özellikle kripto portföyüne sahip kişilere odaklanmış organize ekiplerin işi görünümünde.” Sebep ve sonuçlar Uzmanlar, artan varlık değerlerinin tek bir saldırıdan elde edilebilecek kazancı yükselttiğini, buna karşın dijital güvenliğin de geliştiğini belirtiyor. Ancak fiziki baskı, teknik saldırılara göre çok daha etkili hale gelmiş durumda. Bu tür saldırıların birçoğunun, rapor edilirken sıradan soygun veya eve baskın olarak kayıtlara geçtiği, kripto bağlantısının ise çoğunlukla gizli tutulduğu ifade ediliyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bazı güvenlik uzmanları, çoklu imza doğrulama, para çekme limiti ve gecikmeli onay mekanizmalarının riski azaltabileceğini, ancak tehdidin tamamen ortadan kalkmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Kripto varlıkların bireysel saklama esasına dayalı sisteminin, yeni güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğu kaydediliyor.
Martinez: Stellar (XLM) 4’üncü kez aynı şeyi başarabilir
Kripto paralar için başka bir kötü gün daha. Hafta sonu beklenen müzakerelerin olmaması ve Kelp DAO hack olayı kripto paralarda havayı yeniden negatife çevirdi. Pazartesi büyük bir hareket bekleniyor ve Trump yine aynı şeyi yapabilir. Onun stratejisi her Pazartesi piyasa açılışını desteklemek için büyük manşetler paylaşmak. Çoğu kez İran onun manşetlerini yalanlasa bile bunu yapmaya devam ediyor. 20 Nisan kripto paralar İran savaşının başlamasından bu yana Trump için klasik haline gelen şey piyasalar için destekleyici büyük duyurular açıklamak oluyor. Muhtemelen yine aynı şey olacak. Trump’ın borsa açılışı sırasında veya öncesinde yaptığı büyük duyurularla bir miktar yükseliş göreceğiz ve ardından tersine dönüş. Piyasa böyle bir beklentiye girdiğinden eğer bu yönde adım gelmezse de satış tarafı güçlenebilir. Yeni haftanın ilk üç günü kritik. Pazartesi günü müzakerenin uzatılması için ikinci toplantının yapılması bekleniyor. Özetle volatilite kapıda ve bu bir ihtimal olmanın ötesinde kesin görünüyor sadece yön belli değil. Stellar (XLM) Martinez’in odağında XLM Coin var. 0.179 doların kilit nokta olduğundan bahseden analist Şubat ayından bugüne fiyatı sıkıştığı kanala dikkat çekti. Esasen birçok altcoin için benzer görünüm söz konusu ve BTC öncülüğünde Cuma günü bu kanallar kırılmaya başlanmıştı. Ancak hacimler gerilerken risk iştahı düştü ve istenen sonuçlar alınamadı. Analist birçok kez direnç noktası test edildiğinden 0.147 dolar hedefli açığa satış fırsatı arayanları bu sefer yanılabileceğini düşünüyor. ABD ve İran’ın yıllarca bu savaşı sürdürmesi mümkün değil, belki de tüm yalanlamalara rağmen bu hafta her şey çözülür ve beklenen direnç kırılmaları gerçekleşir? “Stellar, Şubat ayından bu yana net bir kanal içinde hareket ediyor. Aylardır senaryo aynı: 0,179 dolar seviyesinde bir reddedilme ve ardından 0,147 dolarlık desteğe geri çekilme. Şu anda 0,179 dolarlık dirence bir kez daha yaklaşıyoruz. Tarihsel olarak bu seviye bir “satış” bölgesi olmuştur, ancak bu bizim dördüncü ardışık yeniden testimizdir. Teknik analizde, bir seviye ne kadar çok test edilirse o kadar zayıflar. Günlük kapanışın 0,179 $’ın üzerinde olmasını bekliyorum. Burada net bir kırılma, bu tavandaki arzın nihayet tükendiğini işaret edecek ve muhtemelen 0,22 $’a doğru %20’lik bir yükselişi tetikleyecektir.” Eğer satışlar hızlanırsa düşüş, risk iştahı artarsa kırılmayla yükseliş hedefleri açık. Önümüzdeki günlerde XLM fiyatının 2 hedeften birine ulaşması olası.
Ethereum için alışılmadık durum, Tarihin ilkleri sizi buldu
Küresel piyasalar İran krizinin uzama potansiyeli nedeniyle tedirgin ve taraflar birbirini yalanlamaya devam ediyor. Önümüzdeki hafta volatilite son derece güçlü olacak. Peki Ethereum özelinde son durum ne? Neden bu anormallik? Trump tarihte ilk kez neyi başardı? Tarihte ilk defa oluyor Artık modern tarihin en büyük enerji tedarik kesintisini yaşıyoruz. 28 Şubat’ta başlayan İran Savaşı’ndan bu yana, küresel piyasadan 500 milyondan fazla varil ham petrol çıkarıldı. Üstelik körfez ülkeleri milyonlarca varil orta vadeli üretim kapasitesi kaybıyla karşı karşıya kaldı. TKL aşağıdaki grafiği paylaşarak şunları yazdı; “Küresel tedarik, İran Savaşı’nın yaklaşık 50 gün önce başladığı tarihten bu yana ~50 milyar dolar değerinde ham petrol üretimini kaybetti. Bu, dünya uluslararası nakliye sektörünü 4 ay boyunca çalıştırmak için gereken yakıt miktarına eşit. Dünya daha önce böyle bir şey görmedi.” Ve evet Trump bir ilki başarıp tarihe bir kez daha geçme fırsatı yakaladı. Eğer Çarşamba gününe kadar ateşkes uzamaz veya uzun vadeli anlaşma olmazsa bu arz sorunu gıda dahil birçok kalemde fiyatların artmasını sağlayıp küresel enflasyonu yeniden pandemi sonrası seviyelerine itebilir. Böylece Fed de tarihte ilk defa gevşeyemeden sıkılaşan ve yıllar süren politika yolculuğunu ansiklopedilere geçirebilir. Ethereum (ETH) Dünya Trump sayesinde ilkleri yaşamaya alıştı ancak kripto paralar kadar bundan etkilenen olmadı. Örneğin ABD borsaları tarifeler nedeniyle güçlü düşüşler yaşasa da sürekli olarak toparlandı. Veya İran gündemiyle yaşanan satışları telafi edebildi. Ancak Ethereum öncülüğünde altcoinlerin neredeyse tamamı devam eden süreçte adeta nefessiz kaldı. Bu döngü boyunca Ethereum, türev piyasalarında alışılmadık derecede yoğun satış baskısı gördük. Net alıcı hacmi, türev borsalarındaki emir defterinde alış ve satış piyasa emir hacimleri arasındaki farkı ölçen bir gösterge olarak, neredeyse sürekli olarak negatif kaldı. ETH’nin Aralık 2024’te 4.000 doların üzerinde yeni ATH seviyesine ulaştığı dönemde net alıcı hacmi -511 milyon dolara gerilemişti. ETH daha sonra 5.000 doların hemen altında tüm zamanların en yüksek seviyesini zorladığında -568 milyon doları görmüştük. O günden bu yana satıcılar çok uzun süre baskın kaldı. Ancak iyi haber şu ki Mart ayından beri alış tarafı hacimleri nihayet kontrolü ele aldı ve bugün +102 milyon dolar kaydedildi. Darkfost bunun artık alışılmadık derecede sıkıcı piyasaların ardından ETH için dönüşe işaret ettiğini söylüyor. En son 2022 yılında BTC bin doları zorlarken böyle bir tablo görmüştük. “Eğer bu eğilim devam ederse ve alıcılar satış baskısını absorbe etmeye devam ederse, bu Ethereum için daha güçlü bir yapısal toparlanmanın erken aşamalarını işaret edebilir.” – Darkfost
NEO’da 250 milyon dolarlık kritik yetki kavgası gündeme oturdu
Kripto para sektörü açısından dikkat çeken gelişmelerden biri, NEO projesinin iki kurucu isminin kamuoyuna yansıyan yetki ve varlık yönetimi anlaşmazlığı oldu. 2014’te kurulan ve blokzincir teknolojileriyle merkeziyetsiz uygulama geliştirilmesine olanak sağlayan NEO, özellikle Çin menşeli projeler arasında öne çıkıyor. Şirketin kurucularından Da Hongfei ve Erik Zhang arasındaki süregelen gerginlik, vakfın uzun süre tamamen kişisel cüzdanlar üzerinden yönetilmesiyle doruğa ulaştı. Yüz milyonlarca dolarlık tekil kontrol Da Hongfei’nin aktardığına göre, NEO hazinesinde bulunan yerel tokenler (NEO ve GAS), herhangi bir çoklu imza ya da kurumsal gözetim mekanizması olmadan büyük oranda Erik Zhang’ın kişisel cüzdanında tutuldu. Halen yaklaşık yüzde 85 oranında varlık tek imza ile Zhang’ın kontrolünde. Söz konusu NEO ve GAS tokenlerinin toplam değeri, Da’nın tahminine göre 200 ila 250 milyon dolar arasında değişiyor. Bu miktar, NEO’nun güncel 197 milyon dolarlık piyasa değerinin oldukça üzerinde seyrediyor. Buna karşılık diğer hazine varlıkları – bitcoin, ether, stabil paralar ve çeşitli fon yatırımları – Da Hongfei’nin yönettiği NGD birimi tarafından kontrol ediliyor. Son yıllarda BTC ve ETH gibi erken dönem yatırımların değer kazanmasıyla bu segmentin büyüklüğü de 200 milyon doların üzerine çıktı. Böylece NEO hazinesi ikiye bölünmüş durumda; bir yanda Zhang’ın neredeyse tamamını elinde tuttuğu yerel tokenler, diğer tarafta NGD’nin idaresindeki kripto fonlar yer alıyor. Kamuoyuna taşan anlaşmazlık Erik Zhang ile Da Hongfei arasındaki görüş ayrılıkları, Aralık ayından bu yana sosyal medya ve kamu platformlarında daha fazla gündeme gelmeye başladı. Zhang’ın, Da’yı vakfın geçmişteki varlık yönetimini yeterince şeffaf yapmamakla itham etmesine karşılık Da, bu suçlamaların temelsiz olduğunu savundu. Da Hongfei, yapılan yolsuzluk ve usulsüzlük suçlamaları için “Bunun çok keskin ve temelsiz bir itham olduğunu düşünüyorum, ortada herhangi bir yolsuzluk ya da fonların uygunsuz kullanımı yok” ifadelerini kullandı. Taraflar, bu süreçte Hong Kong’da sonuçsuz kalan bir uzlaşma görüşmesine de katıldı. 9 Nisan’da Da Hongfei, Neo Foundation’ın Singapur’dan Cayman Adaları’na taşınmasını, iki kurucunun yönetimden 24 ay uzak tutulmasını ve 66 milyon dolarlık kripto varlığın token sahiplerine dağıtılmasını öngören bir yeniden yapılanma teklifi yayınladı. Zhang ise Cayman Adaları’na taşınmaya karşı çıkıyor, yönetimde kalmayı ve vakfı Singapur merkezli sürdürmeyi öneriyor. Ayrıca, geçmiş varlık yönetiminin detaylı olarak incelenmesini ve kamu varlıklarının şeffaf bir şekilde yönetilmesini savunuyor. Çözüm arayışında kilit adım İki kurucu arasındaki anlaşmazlık, NEO hazinesinin nasıl yönetileceği konusundaki temel ayrılıklardan kaynaklanıyor. Da Hongfei’nin yeniden yapılanma planının hayata geçebilmesi için, Erik Zhang’ın kişisel cüzdanındaki NEO ve GAS varlıklarını çoklu imzalı kilitli bir adrese aktarması gerekiyor. Da, bu adımı atmaya hazır olduğunu belirtse de, Zhang’ın tutumunun net olmadığını dile getirdi. Yeniden yapılanmanın temel değişikliği olarak, “Bireysel kontrolümüzden fedakarlık etmemiz gerekiyor. Ben buna hazırım ancak Erik’in hazır olup olmadığını bilmiyorum,” değerlendirmesinde bulundu. Da Hongfei, topluluk üyelerinin, nihai kararın ne olması gerektiğini belirlemede önemli rol üstleneceğini de vurguladı. Ancak kritik aşama, tek imzalı cüzdandaki varlıkların merkeziyetsiz ve güvenli çoklu imzaya devredilmesini zorunlu kılıyor. Projenin mevcut durumunda, hazineye ait varlıkların yaklaşık yarısının birbirinden bağımsız iki kişinin kontrolünde olması, topluluk ve yatırımcı çevrelerinde kaygı oluşturuyor. NEO’nun piyasa değeri 2018’deki zirvesine kıyasla yüzde 98’lik bir düşüş göstermiş durumda. İlerleyen süreçte ise Da, yeni yapının önümüzdeki bir ila üç ay içinde kurulabileceğini, bunun gerçekleşmesinin ise tamamen Zhang’ın iş birliğine bağlı olduğunu ifade etti. Şu ana dek Zhang, konuya ilişkin herhangi bir kamuoyu açıklaması yapmadı.
Kadim bir ekşi sözlük başlığı burada da dursun.
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
Geleneğine, görenegine bağlı kimseye verilen isim.
