Aday adayı olduğum temsilcilik.
Avrupa bankalarından 2026’da 12 ortaklı euro stablecoin hamlesi
Avrupa’nın önde gelen on iki bankasının oluşturduğu Qivalis konsorsiyumu, euro teminatlı yeni bir stablecoin projesi başlattı. Amsterdam merkezli Qivalis üzerinden yürütülen ve Hollanda Merkez Bankası tarafından denetlenen bu yeni dijital varlık, doğrudan Avrupa Birliği’nin Kripto Varlık Piyasaları Yönetmeliği’ne (MiCAR) uyumlu olarak geliştiriliyor. Projenin arkasında Banca Sella, BBVA, BNP Paribas, CaixaBank, Danske Bank, DekaBank, DZ BANK, ING, KBC, Raiffeisen Bank International, SEB ve UniCredit gibi Avrupa finans sektörünün bilinen aktörleri bulunuyor. 2026 yılının ikinci yarısında piyasaya sürülmesi planlanan bu stablecoin, farklı bankaların bir araya gelerek oluşturduğu ender girişimlerden biri olarak öne çıkıyor. Qivalis konsorsiyumu ve proje ayrıntıları Qivalis konsorsiyumu, Avrupa’da dolar hâkimiyetine karşı güçlü bir alternatif sunmayı hedefliyor. Şu anki stablecoin piyasasının büyüklüğü 2026 Ocak itibarıyla 305 milyar dolara ulaşmış durumda; fakat piyasalarda büyük oranda dolar destekli varlıklar egemen. Euro’ya endeksli stablecoin’lerin toplam büyüklüğü ise 650 milyon dolar seviyesinde. Konsorsiyum bu dengesizliği azaltmayı ve euroyu dijital varlık dünyasında daha etkin kılmayı amaçlıyor. Avrupa’nın önde gelen bankalarını tek çatı altında toplayan bu birliktelik, hem altyapı güvenliği hem de regülasyon uyumu açısından yeni bir standart yaratmayı hedefliyor. Amsterdam’da yerleşik Qivalis, Hollanda Merkez Bankası’nın gözetiminde olacak. Ayrıca proje, AB’de kripto varlık piyasalarına yönelik yürürlüğe giren MiCAR düzenlemelerine eksiksiz uyum gösterecek şekilde şekillendirildi. Alt yapı ve güvenlik detayları Yeni euro stablecoin’in ihracı ve dağıtımında, dijital varlık saklama alanında uzman Fireblocks şirketi görev üstleniyor. Fireblocks, bankalarla uyumlu çalışarak kurumsal işlem hacimlerini karşılayabilecek ve geleneksel finans sistemine entegre olabilen bir teknik alt yapı sunacak. 2018 yılında kurulan ABD merkezli Fireblocks, şu anda dünya genelinde birçok büyük bankaya dijital varlık güvenliği ve saklama hizmeti veriyor. Qivalis’in, finans sektöründeki büyük kurumların yasal çerçeveye uygun, ölçeklenebilir ve tamamen entegre bir euro stablecoin geliştirme konusunda nasıl iş birliği yapabileceğini gösterdiği vurgulandı. Fireblocks CEO’su Michael Shaulov, MiCAR standartlarını karşılayan ve kurumsal işlem hacimlerine uygun üretime hazır bir altyapı sunacakları bilgisini paylaştı. Euro, dünya genelinde günlük ortalama 1,1 trilyon dolarlık işlem hacmiyle en çok kullanılan ikinci para birimi konumunda. Qivalis stablecoin projesiyle hedeflenen ise bu büyük hacimli finansal ekosistemi dijital çağda da desteklemek. Piyasa hedefi ve regülasyona uyum Konsorsiyumun odaklandığı en önemli noktalar arasında MiCAR gereksinimlerine tam uyum ve şeffaflık sağlanması yer alıyor. Standartlara uygun, güvenli ve Avrupa otoriteleri tarafından denetlenen bir stablecoin’in, geleneksel finans sektörü ile dijital varlık piyasaları arasında köprü görevi görmesi amaçlanıyor. Özellikle kurumlar arası büyük transferlerin dijital tabana taşınmasında Qivalis tarafından sunulacak çözüm örnek teşkil edebilir. Piyasa uzmanları, euro destekli dijital varlıkların finansal istikrar ve bölgesel kontrol açısından kritik rol oynayabileceğine dikkat çekiyor. 12 bankanın birlikte hareket etmesiyle oluşan bu sürecin, Avrupa’daki dijital finans yeniliklerinin öncüsü olması bekleniyor.
Shiba Inu’da 1 cent hayali büyük bariyerlerle karşı karşıya
Kripto para dünyasında Shiba Inu’nun 0,01 dolar hedefine ulaşması yönündeki beklentiler gündemde kalmaya devam ediyor. Fakat mevcut piyasa koşulları ve özellikle token’ın devasa arzı, bu hedefin gerçekçi olup olmadığı konusunda ciddi tartışmalar yaratıyor. Uzman isimler, projenin geleceğine dair iyimserliğe rağmen, teknik ve yapısal engellerin kolay aşılamayacağına dikkat çekiyor. Piyasa Değerindeki Engeller Shiba Inu şu an yaklaşık 589,16 trilyon token dolaşımda bulunduruyor. Yani fiyatın 1 cent seviyesine yükselmesi için toplam piyasa değerinin 5,89 trilyon dolara çıkması gerekiyor. Bu rakam, yalnızca Bitcoin ve Ethereum’u değil, genel küresel kripto piyasasını dahi geride bırakıyor. CryptoAppsy verilerine göre, yazı sırasında SHIB yaklaşık 0,000006060 dolardan işlem görüyor ve piyasa değeri 3,57 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Karşılaştırmak gerekirse, genel kripto para piyasasının toplam değeri 2,55 trilyon dolar civarında. Bitcoin ise bunun yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık kısmını oluşturuyor. Bu veriler, Shiba Inu’nun hedeflenen piyasa değerine ulaşmasını bugünkü koşullarda neredeyse imkansız kılıyor. Geçmişteki Yükseliş ve Topluluk Etkisi 2021’de Shiba Inu’nun hızlı çıkışı, 0,00008845 dolarlık rekor seviyeye kısa sürede ulaştırdı. Bu dönem, kripto para topluluğu içinde “1 cent” hedefinin yaygınlaşmasını sağladı. Ancak sert düşüş sonrası bu hedefle mevcut fiyat arasındaki makas giderek açıldı. Uzmanların aktardığına göre, Shiba Inu’nun en büyük avantajı, topluluğunun süregelen desteği. Geçmiş boğa piyasalarında ciddi değer artışları yaşayan token, halen büyük bir takipçi kitlesini elinde tutuyor. Ancak eski yatırımcıların yeni projelere yönelmesi ve artan sabırsızlık, ivmede zayıflama yaratıyor. Shiba Inu’nun önceki rallilerde büyük kazançlar elde ettiği bildirilirken, projenin son dönem performansında topluluğun bir kısmının motivasyonunu kaybetmeye başladığı ifade ediliyor. Yakım Oranları ve Gelecek Beklentileri Shiba Inu’nun tanınırlığında Ethereum’un kurucu isimlerinden Vitalik Buterin’in 2021’de yaptığı büyük token yakımı büyük rol oynamıştı. Bu hareket ve sonrasında gelen yüksek meblağlı bağışlar, kripto piyasasında dikkat çekmişti. Ancak güncel yakım oranları belirgin biçimde düşük seyrediyor ve fiyat üzerinde benzer bir etki yaratmıyor. Ekosistemdeki bazı isimler, projeyi yöneten ekibin anonim kalmaya devam etmesinin yatırımcılar açısından ekstra bir belirsizlik yarattığını da belirtiyor. Ayrıca SHIB’in farklı alanlara açılması ve yan projelerle genişleme çabaları, doğrudan ana token’a bir katkı sağlamadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Yine de, piyasa döngüleri ve genel kripto sektörünün hareketliliği göz önüne alındığında, Shiba Inu’nun ileride sürpriz yükselişler yaşaması ihtimal dışı görülmüyor. Fakat arzın büyüklüğü ve değerleme sorunları, 0,01 dolar hedefinin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor.
XRP fiyatı 1,44 dolarda sıkıştı yeni sıçrama mı geliyor?
Son dönemde XRP’deki fiyat hareketleri piyasa takipçileri arasında ikiye bölünmüş değerlendirmelere yol açtı. Bazı analistler, bu durgun sürecin hareketlerin tamamen tıkandığı, durağan bir dönem olduğunu savunurken, diğerleri ise XRP’nin bir kırılma öncesi güç topladığını düşünüyor. Piyasada Durgunluk ve Potansiyel Kırılım Piyasa analisti Vlad, mevcut dönemi momentum açısından “ölü bölge” olarak yorumluyor. XRP fiyatı şu sıralar 1,40 dolar civarına sıkışmış durumda ve fiyat aralığı 1,30–1,45 dolar bandında kalmaya devam ediyor. İşlem hacmi de belirgin bir şekilde düşük; yön konusunda güçlü bir hikaye oluşmadığı dikkat çekiyor. Yüzeyde, piyasanın sıkıştığı ve yönünü bulamadığı; sessiz ve durgun bir tablo çiziliyor. Ancak görünenin aksine, fiyat hareketinin altında volatilite verileri farklı bir tablo sunuyor. XRP’nin 30 günlük Gerçekleşen Volatilite Endeksi 0,42 ile son bir yılın en düşük seviyesine geriledi. Tarihsel olarak bu tip baskılı dönemler uzun sürmüyor. Teknik Seviyeler ve Hacim Analizi CryptoAppsy verilerine göre, XRP 1,44 dolar seviyesinde işlem görüyor ve bu fiyat son haftalardaki sıkışma aralığının üst sınırına oldukça yakın. Fiyatın şu anda 100 günlük hareketli ortalamanın (EMA) hemen karşısında olması, yeni bir direnç noktasında bulunduğuna işaret ediyor. Bu seviyedeki hareketler, piyasada yüzeyden görünmeyen yeni bir atılımın başlayabileceğine dair beklentileri güçlendiriyor. Volatilitenin böylesine sıkışık olduğu dönemlerde genellikle fiyat, bir süre daha yatay seyretmek yerine, baskının kırılmasıyla birlikte hızlı ve yönlü bir harekete geçebiliyor. Uzun Vadeli Beklentiler ve Ekosistem Gelişimi Kısa vadede piyasanın temkinli olması öne çıkarken, uzun süreli sıkışmanın ardından 2 dolar psikolojik ve teknik olarak bir sonraki önemli hedef olarak öne çıkıyor. Eğer alıcılar ivmeyi yerinde tutmayı başarırsa, yukarı yönlü ani bir fiyat hareketi gerçekleşebilir. İyimser taraftaki bazı analistler ise XRP’nin olası değerinin, gelişen Bifrost Bridge ekosisteminin etkisiyle 9–13 dolar aralığına ulaşabileceğini belirtiyor. Bu pozisyon, XRP’nin çapraz zincir uyumluluğu arttıkça ödeme ve likidite alanındaki rolünün da güçlenebileceği varsayımına dayanıyor. Yatırımcılar ve takipçiler açısından XRP’de mevcut durum, kısa vadede işlem hacminin düşüklüğüne ve trendin zayıflığına karşılık, teknik göstergelerin uzun vadeli birikim sürecini desteklediği ikili bir yapı oluşturuyor. Yüzeyde hareketsiz ve belirsiz gözüken fiyatlama, aslında volatilitenin sıkışması, kritik hareketli ortalamalara baskı ve ekosistemdeki istikrarlı gelişmeler sayesinde daha çok birikime işaret ediyor. Piyasanın asıl takip ettiği soru ise, bu mevcut sıkışmanın yakın zamanda güçlü bir yükselişe mi döneceği, yoksa fiyatın bir süre daha yatay seyrini sürdüreceği. Bir sonraki net hareketin belirleyicisi, alıcıların direnç noktalarında kararlılık göstererek sessiz bekleyişi kalıcı bir çıkışa çevirip çeviremeyeceği olacak.
Güney Kore Merkez Bankası’ndan dijital para atağı: Yeni başkandan CBDC ve ödeme tokeni hamlesi
Bank of Korea’nın yeni başkanı Shin Hyun-song, göreve başlama konuşmasında blockchain tabanlı finansal inovasyonları destekleyeceğini açıkladı. Daha önce Bank for International Settlements (BIS) çatısı altında Para ve Ekonomi Departmanı’nı yöneten Shin, 4 yıllık görev süresine 23 Nisan’da Seul’deki merkezde başladı. Dijital para ve ödeme sistemlerinde yenilik vurgusu Shin Hyun-song, konuşmasında, merkez bankasının fiyat istikrarını sağlama hedefine bağlı kalacağını ve son dönemde Orta Doğu’dan kaynaklı arz şoklarına yanıt vermeye odaklanacağını belirtti. Bunun yanı sıra ülke ekonomisinin yapısal reform sürecinde de aktif rol oynayacaklarını vurguladı. Yeni başkan, dijitalleşen finansal ekosistemde ödemeler ve takas altyapısının güvenliğine öncelik vereceklerini söyledi. Ayrıca, ulusal para biriminin küresel dolaşımını artırmaya yönelik adımlar atacaklarının altını çizdi. Özellikle yeni para sistemlerine hazırlanmak ve merkez bankası dijital parasının (CBDC) kullanımı yaygınlaştırmak için Project Hangang’ın ikinci aşamasında CBDC ve “deposit token” uygulamalarının genişletileceğini açıkladı. Merkez bankası ayrıca uluslararası platformlardaki işbirliğini artıracak. BIS liderliğindeki Project Agora gibi girişimlerle Kore wonunun küresel ödeme sistemlerindeki pozisyonunu güçlendirmeyi hedefliyor. Shin Hyun-song, “Güvenli ve yenilikçi bir finansal altyapı oluşturmak için hem ulusal hem uluslararası projelerle birlikte çalışılacak ve yeni dönemde dijital paranın önemi artacak” açıklamasında bulundu. Stablecoin’ler gündem dışı bırakıldı Yeni başkan, konuşmasında Kore wonuna endeksli stablecoin’lere değinmemeyi tercih etti. Oysa bu tür varlıklar, ülkede dijital dönüşümün temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’un desteğiyle, Güney Koreli milletvekilleri Dijital Varlık Temel Yasası kapsamında stablecoin’ler için hukuki düzenlemeler hazırlamaya devam ediyor. Yakın dönemde önde gelen finans kuruluşları da stablecoin ve dijital varlık tabanlı ödeme sistemlerine yatırımını artırıyor. Ancak ilgili yasa tasarısı, bölgesel seçimler sonrası tekrar gündeme alınmak üzere ertelendi. 3 Haziran’daki seçim sonrası stablecoin düzenlemelerine ilişkin adımların hızlanması bekleniyor. Geçtiğimiz yıl Bank of Korea, stablecoin piyasasındaki hızlı büyümenin ardından CBDC projesine bir süreliğine ara vermişti. Ancak Shin Hyun-song’un göreve gelmesiyle merkez bankasının odağını yeniden CBDC ve ödeme tokenlerine çevirmesi bekleniyor. Yeni başkanın stablecoin yaklaşımındaki değişim Shin Hyun-song, BIS’de görev yaptığı dönemde kaleme aldığı bir raporda, stablecoin’lerin mevcut para birimlerinin yerini alamayacağını belirtmiş ve farklı stablecoin platformları arasındaki parçalanmaya dikkat çekmişti. Ancak son dönemde görüşlerinde değişiklik olduğu aktarılıyor. Shin’in, won tabanlı stablecoin’lerin oluşturulması ve CBDC’lerle birlikte çalışabilmesi gerektiğini dile getirdiği ifade ediliyor. Bu süreçte, başkanlığını üstlendiği merkez bankası, küresel gelişmeler ışığında hem dijital para birimlerinin hem de varlık tabanlı ödeme sistemlerinin yaygınlaşması için çalışmalarına hız verecek gibi görünüyor. Kurumun son açıklamaları, dijital finans altyapısı için uluslararası işbirliğine ve uyumlu regülasyonlara ihtiyaç olduğuna işaret ediyor.
Arbitrum 71 milyon dolarlık rsETH saldırı fonunu dondurdu, sorumluluk tartışması kızıştı
Arbitrum üzerindeki Güvenlik Konseyi, 30.766 adet ETH’yi, yaklaşık 71 milyon dolara denk gelen bir meblağı, pazartesi gecesi dondurarak geçtiğimiz günlerde KelpDAO’nun desteklediği rsETH saldırısıyla bağlantılı adreslerden kurtarmış oldu. Bu miktar, saldırıda ele geçirilen paranın önemli bir kısmını teşkil ediyor; kalan fonların ise ancak Arbitrum topluluk yönetiminin ek bir kararıyla hareket ettirilebilmesi mümkün hale geldi. Alınan bu önemli karar, saldırıyı gerçekleştiren kişinin kimliği konusunda yetkili makamlardan alınan bilgiler sonrası hayata geçirildi. Güvenlik Konseyi, söz konusu adımı atarken hiçbir Arbitrum kullanıcısı ya da uygulamasının etkilenmediğini de belirtti. Saldırının detayları ve kurtarılan varlıklar 20 Nisan Cumartesi günü, KelpDAO’nun LayerZero altyapılı köprüsünde gerçekleşen saldırıda tam 116.500 rsETH çalındı. rsETH, KelpDAO tarafından ihraç edilen ve kullanıcıların yeniden stake edilen ether pozisyonunu temsil eden likit bir token. Saldırganlar, köprüdeki doğrulayıcı altyapının zafiyetinden faydalanarak söz konusu varlıkları elde etti. Olayın hemen ardından yapılan ilk analizlerde, saldırının ardında Kuzey Kore merkezli Lazarus Grubu’nun olabileceği öne sürüldü. KelpDAO, Ethereum ekosisteminde restaking alanında faaliyet gösteriyor ve ekosistemin merkeziyetsiz yapısı içinde güvenliğe önem verdiğini sıkça vurguluyor. Arbitrum Güvenlik Konseyi’nin müdahalesiyle kurtarılan ETH miktarı, toplamda çalınan tutarın yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor. Arbitrum ise, ana Ethereum zinciri üzerinde işlem ücretlerini düşüren ve hızlı onaylar sunan bir ikinci katman blokzinciri olarak biliniyor. Güvenlik Konseyi; acil durumlarda kullanıcı fonlarını korumak üzere seçilmiş kişilerden oluşuyor, ancak doğrudan kullanıcı varlıklarına müdahale oldukça tartışmalı bir uygulama olarak görülüyor. Süreç nasıl ilerliyor ve yeni tartışma alanları Dondurma kararının ardından çalınan fonlar, artık saldırganın doğrudan erişiminden çıktı. Geriye kalan varlıklar ise hâlâ zincir üzerinde dağınık şekilde bulunuyor. Bundan sonraki adımlar, saldırganın başka hangi blokzincirlere veya türev varlıklara ne kadar fon taşıdığına ve ilgili blokzincirlerin benzer müdahale yapıp yapmayacağına bağlı görünüyor. Arbitrum Konseyi’nin acil müdahalesi, KelpDAO ile LayerZero şirketi arasındaki sorumluluk tartışmasını da yeni bir aşamaya taşıdı. Saldırı sonrasında kayıpların topluluk arasında nasıl paylaşılacağı; sigorta, hazineden katkı ya da hukuki çözüm yollarının ne şekilde işleyeceği belirsizliğini koruyor. Dondurulan 71 milyon dolarlık fon, bu süreçte telafi edilebilecek zararlar açısından önemli bir denge noktası olarak öne çıkıyor. Şu ana kadar LayerZero tarafından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Güvenlik Konseyi, kolluk kuvvetlerinden gelen bilgiler doğrultusunda adım atıldığını ve bu sürecin Arbitrum’daki hiçbir kullanıcıyı veya uygulamayı etkilemediğini vurguladı. Kurtarma fonu ihtimali ve topluluk hamleleri KelpDAO, saldırının ardından ekosistem ortakları ile bir kurtarma fonu üzerinde çalıştığını ve zarar gören kullanıcıların kayıplarının karşılanması için çeşitli seçenekleri değerlendirdiklerini söyledi. Ayrıca işlemleri dondurmanın yanı sıra, sürecin yeniden başlatılması, kayıpların paylaşılması ve hukuki adımlar hakkında da planlamalar yapılıyor. Uzmanlara göre, saldırganın elinde kalan rsETH tokenlerin başka zincirlere aktarılıp aktarılmadığı ve merkeziyetsiz yapıdaki acil durum müdahaleleri, sürecin seyrini belirleyecek. Benzeri bir adımı diğer zincirlerdeki yönetim organlarının da atıp atmayacağı ise önümüzdeki günlerde belli olacak. Bir bütün olarak bakıldığında, merkeziyetsiz finans ekosistemlerinde böylesi müdahalelerin hem gerekliliği hem de beraberinde getirdiği çekinceler yeniden gündeme taşınmış oldu.
Ripple’dan XRP için 2028’e kadar quantum saldırıya karşı dört aşamalı yol haritası
Kuantum bilgisayarlar henüz pratik olarak blokzincirlere büyük bir tehdit oluşturmasa da, bazı projeler şimdiden bu ihtimale karşı adım atmaya başladı. Kripto para dünyasının önde gelen şirketlerinden Ripple, XRP Ledger’ı (XRPL) kuantum saldırılarına karşı dayanıklı hâle getirmek için dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Şirket, XRPL’nin yerel varlığı olan XRP’yi 2028 yılına kadar tamamen kuantum güvenli hâle getirmeyi hedefliyor. Bilindiği gibi Ripple, blockchain tabanlı finansal çözümler sunarken XRP Ledger altyapısını ve XRP token’ını etkin biçimde kullanıyor. Kuantum bilgisayar tehdidi ve XRP Ledger’ın riski Google’ın kısa süre önce yaptığı uyarılara göre, kuantum bilgisayarlar düşünüldüğünden daha az işlem gücüyle Bitcoin gibi büyük blokzincirlere saldırı düzenleyebilir. Buna karşılık geliştiriciler 2029’u, yani “Q-günü” olarak adlandırılan ve savunmaların tamamlanması gereken tarih olarak öne çıkardı. Bitcoin tarafında bu risklere karşı önlemler alınırken, benzer endişeler XRP Ledger için de geçerliliğini koruyor. Kuantum bilgisayarların XRPL üzerinde oluşturduğu temel riskler üç başlıkta toplanıyor. Öncelikle, XRPL kullanıcılarının işlemlerinde açık anahtarlar zincir üzerinde görünüyor. Normalde bu bilgiler güvenliği tehdit etmese de, kuantum bilgisayarlar sayesinde özel anahtara ulaşılması mümkün hale gelebilir ve bu da varlıkların ele geçirilmesiyle sonuçlanabilir. Ayrıca, uzun zamandır blokzincirde varlık tutan hesapların tehlikeye girme olasılığı artarken, sistem çapında alınacak önlemlerin teknik olduğu kadar operasyonel açıdan da büyük düzenleme gerektirdiği vurgulanıyor. Ripple’ın dört adımlı güvenlik planı Ripple, XRPL güvenliğini dört ana aşamada geliştirmeyi planlıyor. İlk adım acil müdahaleye dayalı. Burada kuantum bilgisayarlar beklenenden hızlı devreye girerse, klasik imzaların kabul edilmeyeceği ve tüm fonların kuantum güvenli hesaplara aktarılacağı bir düzenleme öngörülüyor. Bununla birlikte, “sıfır bilgi ispatı” teknikleriyle hesap sahiplerinin varlıklarını tehlike anında da koruyabilmesi için yeni çözümler araştırılıyor. İkinci aşama halihazırda başlamış durumda ve 2026’nın ilk yarısında sonlanması planlanıyor. Bu dönemde Ripple’ın kriptografi ekibi, XRPL’deki tüm kuantum açıklıklarını tespit etmek ve ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nün öngördüğü savunma tekniklerini test etmekle görevli. Fakat bu çözümler Ledger’a ek yük getiriyor; çünkü kuantum sonrası kriptografi daha büyük anahtarlar ve imzalar gerektiriyor. Ripple, sistemde ne tür değişiklikler yapılması gerektiğini de değerlendiriyor. Bu süreçte, kuantum güvenliği alanında çalışan Project Eleven firmasıyla iş birliğine gidildi. Şirket, doğrulayıcı testleri, geliştirici karşılaştırmaları ve yeni cüzdan prototipleriyle ilgili destek sağlıyor. Üçüncü aşama ise 2026’nın ikinci yarısında hayata geçecek. Burada Ripple, geliştirici test ağı üzerinde hem mevcut hem de kuantum güvenli imzaların birlikte kullanılmasına olanak tanıyacak. Bu yöntem, canlı sistemin ve kullanıcıların etkilenmemesi için geçiş sürecini kademeli hale getiriyor. “Bu aşama, sistem tasarımıyla deneme sürecinin buluştuğu nokta olacak. Sadece kriptografik olarak neyin çalıştığını değil, XRPL ölçüğünde neyin işlevsel olduğunu da sorguluyoruz,” ifadesiyle ekip sürecin önemini aktarıyor. Son ve dördüncü adım ise denemelerden tam kullanıma geçişi kapsıyor. Ripple ekibi, XRPL için yeni bir değişiklik önererek kuantum sonrası kriptografik imzaların tüm ağda kullanılmasını ve kitlesel ölçekte geçişin başlamasını planlıyor. Bu adımın 2028’de tamamlanması hedefleniyor. Bütün bu dört aşamalı plan, Q-günü yaklaşırken XRPL kullanıcılarının olası tehditlere daha az sıkıntıyla geçiş yapabilmesini amaçlıyor. Ripple’ın yol haritası, endüstride öne çıkan güvenlik çözümlerine öncülük etme potansiyeli taşıyor.
Bitcoin 75.000 doları aştı, Trump’ın ateşkes kararı piyasaları hareketlendirdi
Bitcoin, son 24 saatte %1,5 yükselerek 75.000 doların üzerine çıktı. Bu artışta, İran’ın Pakistan’a yeni bir ateşkes görüşmesi heyeti göndereceğini açıklaması etkili oldu. Piyasalardaki genel iyimserliğe rağmen kripto paraların performansı farklılık gösterdi. Ethereum fiyatı 2.310 dolara, XRP ise 1,43 dolara yükseldi. Binance Coin’de de %1,5’lik artışla 630 dolara ulaşıldı. Ancak Solana, %0,9’luk sınırlı yükselişle listenin gerisinde kaldı ve haftalık bazda ise değer kaybetti. Piyasalarda diplomasinin etkisi Dünya genelindeki risk iştahı artmaya başladı. MSCI Tüm Ülkeler Dünya Endeksi, Asya hisseleri öncülüğünde %0,1 yükseldi ve bölgesel teknoloji hisselerinde %2,4’lük bir artış görüldü. Buna karşın, Brent petrolün varil fiyatı %0,7 düştü ve 94,81 dolara geriledi. Altın fiyatı yaklaşık %0,6 kayıpla 4.800 dolara, gümüş ise %1’lik gerilemeyle 78,90 dolara indi. Amerikan tahvilleri ve dolar ise önemli bir değişim göstermedi. Öte yandan, İran’ın Pakistan’la ikinci tur ateşkes görüşmeleri için heyet göndereceğini açıklaması bölgede tansiyonun azaldığına dair iyimserliği artırdı. Ancak taraflar arasında ateşkesin geçen süresi Çarşamba akşamı doluyor. Eski ABD başkanı Donald Trump, yeni bir uzatmaya gitmeyeceği sinyalini verdi ve bu tarihin piyasalar açısından belirleyici olacağı düşünülüyor. Bitcoin hâlâ hisse senetlerinin gerisinde Kripto paralardaki toparlanma, küresel hisselerle kıyaslandığında daha yavaş ilerliyor. MSCI endeksi, çatışma sürecinin yatışmaya başlamasından bu yana 11 gündür neredeyse kesintisiz yükselirken, Bitcoin son iki hafta boyunca yeniden 75.000 dolar seviyesinin üzerine çıkmaya çalıştı. Bloomberg verilerine göre, Bitcoin vadeli işlem kontratlarındaki fonlama oranları yaklaşık 46 gündür negatif seyrediyor; bu, 2022’nin sonlarına uzanan en uzun negatif dönem olarak kayıtlara geçti. Geçen hafta spot Bitcoin ETF ürünlerine toplamda 996,4 milyon dolarlık net giriş oldu. Ethereum odaklı ETF’lere ise 275,8 milyon dolarlık para girişi gerçekleşti. Araştırma şirketi Kaiko, hafta sonunda paylaştığı notta Bitcoin’in 76.000 doların üzerine çıkmasının 85.000 dolar yolunu açacağını belirtti. Madenciler tarihi satış yapıyor Madencilik tarafında ise dikkate değer gelişmeler yaşandı. TheEnergyMag’e göre halka açık madencilik şirketleri ilk çeyrekte toplam 32.000 Bitcoin sattı. Bu miktar, 2025 yılının tamamından ve 2022’nin ikinci çeyreğinde Terra çöküşü sonrası piyasaya sürülen 20.000 Bitcoin’den fazla. En son yapılan zorluk ayarlamasında Bitcoin’in madencilik zorluğu %2,43 azalarak 135,59 trilyona düştü. Ağa ait toplam işlem gücü ise bu ay 978 exahash/saniye seviyesinden 992 EH/s’ye yükseldi. Kısa vadeye odaklanan yatırımcılar, Çarşamba akşamı ateşkes süresinin dolmasına ve Trump’ın açıklamalarına bağlı olarak Bitcoin’in 76.000 dolar sınırını geçip geçmeyeceğini, olası bir yeni yükseliş dalgası olup olmayacağını yakından izliyor. Eğer uzlaşı sağlanamaz ve fiyat yeniden 74.000 doların altına çekilirse, satış baskısının artabileceği öngörülüyor. Madencilerin rekor hızla satış yapması ve zorluk oranındaki düşüş, fiyat toparlanmasına rağmen madencilik gelirlerinin pek artmadığına işaret ediyor. Kalıcı bir yükseliş için fiyatların 80.000 doların üzerinde tutunması ve madencilerin satış baskısının dengelenmesi gerekiyor.
Altın fiyatı rekor kırdı: Merkez bankalarının alımı ve tokenizasyon piyasaya yön veriyor
Merkez bankaları, son 16 yıldır düzenli şekilde altın almaya devam ediyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında yıllık alımlar 1.000 tonun üzerindeyken, 2025’te toplam alım 863 tona ulaştı. Bu rakam, 2010–2021 arasındaki 473 tonluk yıllık ortalamanın hayli üzerinde ve alım iştahındaki artışın sürdüğünün göstergesi. Söz konusu eğilimin 2026’da da güçlenerek devam ettiği görülüyor. Küresel rezerv stratejisinde altının yeri Merkez bankalarının altın stoğunu hızla artırmasının temelinde, özellikle 2022’de yaşanan rezerv krizi başta olmak üzere çeşitli jeopolitik ve ekonomik riskler yer alıyor. O yıl G7, Avrupa Birliği ve Avustralya’nın Rusya Merkez Bankası’na ait yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervi dondurması, uluslararası portföylerde çeşitlendirme ihtiyacını belirginleştirdi. Bu olayla birlikte, döviz cinsinden Batılı saklama kurumlarında tutulan rezervlerin siyasi kararla bloke edilebileceği gerçeği tüm merkez bankaları için önemli bir risk unsuru haline geldi. Fiziki altın ise, kendi ülkesinde depolandığında yabancı kurumlardan bağımsız ve karşı taraf riskinden arınmış bir değer deposu olarak öne çıkıyor. Dünya Altın Konseyi’nin 2025 anketine göre, rezerv yöneticilerinin büyük çoğunluğu önümüzdeki yıl altın rezervlerinin artmasını bekliyor. Ankete katılanların yüzde 95’i küresel ölçekte altın varlıklarının yükseleceğini öngörürken, hiçbiri düşüş beklemiyor. Ayrıca, yöneticilerin yüzde 76’sı, altının beş yıl içinde rezervlerdeki payının daha da yükseleceğinden emin. Rekor talep ve fiyat artışı 2025’te toplam altın talebi, tarihte ilk kez 5.000 tonu aşarken, bunun değeri 555 milyar doları geçti. Aynı yıl ortalama altın fiyatı ons başına 3.431 dolar ile tüm zamanların zirvesindeydi ve yıl boyunca 53 yeni rekor kaydedildi. 2026 Ocak ayında fiyat ons başına 5.000 doların üzerine tırmandı. En fazla altın alımı yapan ülkeler arasında Polonya Merkez Bankası iki yıldır liderliği korurken, Kazakistan, Brezilya, Türkiye, Çin ve Çekya da liste başında. Özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 28 ay üst üste net alım gerçekleştirdi. Çin Merkez Bankası ise, 17 aylık kesintisiz alımla 2.306 tonluk resmi altın rezervine ulaştı. Bunun yanında, Dünya Altın Konseyi 2025’te merkez bankalarının toplam alımının resmi rakamlardan yüzde 57 daha fazla olabileceğini tahmin ediyor; bu da gerçek talebin duyurulanın hayli ötesinde olduğu anlamına geliyor. “Fiziki altın, başka hiçbir varlıkta olmayan bir özelliğe sahip: Yurt içinde tutulan altın, yabancı kurumlara bağlı değil, siyasi yaptırıma uğrayamaz ve karşı taraf riskine maruz kalmaz. 2025 anketinde, merkez bankalarının altın tercihlerindeki en önemli kriterler kriz dönemlerindeki performansı, çeşitlendirme, enflasyona karşı koruma, değer saklama ve karşı taraf riskinin bulunmaması olarak öne çıktı.” Tokenize altın ve yeni yatırım imkanları Fiziki altın arzında ve küresel dağıtımında yaşanan stresleri aşmak için dijital, blokzincir tabanlı çözümler hızla yaygınlaşıyor. Tokenize altın, yani blokzincir üzerinden alınıp satılabilen, tam rezervle desteklenen ve düzenli olarak denetlenen dijital altın, geleneksel piyasalarda sadece kurumsal yatırımcılara açık olan bu stratejik varlığa DeFi ekosistemi içindeki bireysel kullanıcıların da erişimini sağlıyor. Yeni Zelanda merkezli dijital varlık ihraççısı Techemynt’in GoldNZ ürünü, bu alanda öne çıkıyor. GoldNZ, yatırımcılara karşı taraf riski düşük, OECD üyesi bir ülkenin ortak hukuk sistemine tabii bir yasal altyapı sunarken; ürünün her bir token’ı, Yeni Zelanda’daki Commonwealth Vault tesislerinde tutulan ve bağımsız şekilde denetlenen bir ons altını temsil ediyor. Tokenler; Ethereum, Polygon ve Base platformlarında sorunsuz şekilde kullanılabiliyor. Tokenize altın piyasası 2025’te yüzde 360 oranında büyüdü. Dünya Altın Konseyi ve Boston Consulting Group, bu alanda altyapı geliştirme çalışmalarını hızlandırırken, GoldNZ gibi ürünler geleneksel altının avantajlarını, kripto dünyasının esnekliğiyle birleştiriyor. Böylece yatırımcılar, fiziksel altına sahip olmadan, saklama ve taşımayla uğraşmadan, blokzincir üzerinden şeffaf biçimde işlem yapabiliyor. Son dönemde hazırlanan çok sayıda rapor, tokenize edilen gerçek dünya varlıklarının 2033 yılına kadar 18,9 trilyon dolarlık bir piyasa büyüklüğüne ulaşabileceğine işaret ediyor. McKinsey gibi bazı şirketler ise 2030 için daha temkinli şekilde, 2 trilyon dolarlık bir tokenizasyon pazarı öngörüyor. Tüm tahminler mevcut pazarın defalarca katlanacağına işaret ediyor. Techemynt ayrıca, Yeni Zelanda Doları’na endekslenen NZDS stabilcoini ve SilverNZ üzerinden gümüş varlık da sunuyor. Böylece yatırımcılar, aynı ekosistem içinde altın, gümüş ve stablecoin arasında hızlı geçiş yapabiliyor. Şirket, ülkede Finansal Hizmet Sağlayıcı olarak kayıtlı ve sıkı yasal denetimlerden geçiyor.
Arbitrum 30.766 ETH’yi ani hamleyle dondurdu, Kelp DAO saldırısında Lazarus iddiası öne çıktı
Hafta sonu yaşanan ve kripto para ekosisteminde geniş yankı bulan siber saldırının ardından, Arbitrum Security Council yaklaşık 71,1 milyon dolar değerindeki 30.766 ETH’yi dondurdu. Bu miktar, Arbitrum One üzerindeki bir adreste tespit edildi ve 292 milyon dolarlık Kelp DAO saldırısıyla ilişkili olduğu açıklandı. Fonlar güvence altına alınırken kullanıcılar etkilenmedi Arbitrum ekibi, Salı günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, güvenlik konseyinin söz konusu fonları dondurulmuş bir aracı cüzdana aktardığını duyurdu. Bu hamlenin yalnızca ilgili fonlarla sınırlı kaldığı ve platformun genel durumu ya da kullanıcılar üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmadığı özellikle vurgulandı. Fonların akıbeti için nihai kararın Arbitrum topluluğunun yönetim süreçlerine bırakıldığı belirtildi. Oylama ya da farklı bir yönetim kararı alınmazsa, bu ETH varlıklar dondurulmuş şekilde kalmaya devam edecek. Arbitrum tarafından paylaşılan duyuruda, “Güvenlik Konseyi, kötü niyetli saldırganın kimliği konusunda kolluk kuvvetlerinden gelen bilgiler doğrultusunda harekete geçti ve Arbitrum topluluğunun bütünlüğünden ödün vermemeye özen gösterildi” ifadelerine yer verildi. Kelp DAO saldırısı büyük kayıpla sonuçlandı Bu güvenlik önlemi, Kelp DAO’nun hafta sonunda yaşadığı ve sektörde büyük infial yaratan büyük çaplı saldırının hemen ardından geldi. Cross-chain köprüleriyle bilinen ve LayerZero altyapısını kullanan Kelp DAO’da gerçekleşen açık sonucu, platformdan toplamda 116.500 rsETH token’ı çalındı. Bu miktarın değerinin yaklaşık 292 milyon dolar seviyesinde olduğu kaydedildi ki bu tür saldırılar açısından rekor seviyelerden biri olarak yorumlandı. Araştırmaların ilk bulguları, saldırının kaynağının Kuzey Kore merkezli ünlü hacker grubu Lazarus ile bağlantılı olabileceğini gündeme taşıdı. LayerZero ekibi tarafından yapılan değerlendirmede, yaşanan olayın ardındaki izlerin daha önceki hacker saldırılarıyla benzerlik gösterdiği belirtildi. Sistem açığı ve taraflar arasındaki tartışma LayerZero yetkilileri, Kelp DAO’nun kullandığı 1’e 1 kanıtlayıcıya sahip merkeziyetsiz doğrulama yapılandırmasını eleştirerek bu sistemin bağımsız kontrol mekanizmasından yoksun olduğunu ve bu açığın dolandırıcılık amacıyla kullanılabilecek bir zafiyet yarattığını iddia etti. Konuya dair Kelp DAO yönetimi ise yapılan eleştirilere karşılık olarak, eleştirilen bu doğrulama altyapısının LayerZero tarafından varsayılan olarak sunulduğunu hatırlattı. Böylece, sorumluluğun tamamen kendilerine atılamayacağı yönünde bir duruş sergiledi. Taraflar arasındaki tartışmanın, köprü protokollerindeki güvenlik mimarisi ve kripto varlıkların korunmasına yönelik standartların gözden geçirilmesini gündeme getirdiği gözlendi. Bu gelişmeler, merkeziyetsiz finans ekosisteminde zincirler arası fon taşıma altyapılarında güvenlik tartışmalarını bir kez daha öne çıkardı. Olayın yankıları sürerken, saldırının sorumluları ve çalınan fonların geri kazanılmasına dair süreçler ise topluluk ve yetkililer tarafından yakından izleniyor.
Kelp DAO saldırısıyla DeFi’de 292 milyon dolarlık rekor kayıp, Aave’yi de etkiledi
DeFi ekosistemi hafta sonu yaşanan büyük bir siber saldırıyla sarsıldı. Köprü protokolü Kelp DAO, 116.500 rsETH’nin ele geçirilmesiyle toplam 292 milyon dolarlık kayba uğradı. Bu olay, yılın şimdiye kadarki en büyük merkeziyetsiz finans saldırısı olarak kayıtlara geçti. Kelp DAO, farklı blokzincirler arasında varlık transferini sağlayan bir köprü protokolü olarak özellikle Ethereum tabanlı projelerde etkin rol oynuyor ve önde gelen LayerZero altyapısını kullanıyor. Saldırı nasıl gerçekleşti? Olayın 18 Nisan’da meydana geldiği bildirildi. LayerZero tarafından yapılan teknik açıklamaya göre, saldırganlar LayerZero Labs’in merkeziyetsiz doğrulama ağında (DVN) kullanılan RPC düğümlerinin listesini ele geçirdi. Bu düğümlerden ikisini zehirleyerek bir hizmet engelleme saldırısı düzenlendi ve sahte bir çapraz zincir mesajı, sistem tarafından gerçek olarak kabul edildi. Sonuç olarak ağ, yetkisiz bir işlemi imzalayarak 116.500 rsETH tokeninin kaybına yol açtı. Bu teknik zafiyetin, DVN’de çoklu doğrulama mekanizması yerine tekil bir yapı kullanılmasıyla doğrudan ilişkili olduğu belirtildi. “LayerZero ve diğer dış taraflar, DVN çeşitlendirmesiyle ilgili en iyi uygulamaları Kelp DAO ekibine daha önce iletti. Ancak tüm bu uyarılara rağmen Kelp DAO, 1/1 DVN yapılandırmasına devam etti.” Kritik yapılandırma tartışması LayerZero hazırladığı raporda, Kelp DAO’nun yalnızca tek bir doğrulayıcıya bağlı DVN yapılandırmasının sistemde zafiyet yarattığını vurguladı. Raporda, bağımsız denetimi devre dışı bırakan bu yöntemin, saldırıya açık tek bir zayıf nokta oluşturduğu savunuldu. Kelp DAO ise iddialara yanıt olarak; kullanılan yapılandırmanın LayerZero’nun belgelerinde varsayılan olarak yer aldığını ve bu tercihin, protokolle yaptıkları iletişimde uygun görülerek onaylandığını ifade etti. Kelp DAO ayrıca, ocak ayından bu yana LayerZero altyapısını kullanarak faaliyette olduklarını ve ekipler arasında sürekli iletişim kurduklarını açıkladı. Şirketten yapılan açıklamada, kapsamlı bir inceleme yürütülerek suçluların cüzdanlarının kara listeye alındığı ve ilgili akıllı sözleşmelerin askıya alındığı, sürecin kontrol altına alınmasında bu erken müdahalenin önemli rol oynadığı belirtildi. Protokolün yeniden başlatılması için yaşananların dikkatle değerlendirildiği aktarıldı. Aave protokolüne sıçrayan riskler Kelp DAO saldırısının kripto ekosisteminde zincirleme bir etkiye neden olduğu görülüyor. Saldırgan, ele geçirdiği rsETH’lerin önemli bir bölümünü Aave V3 protokolüne yatırarak teminat olarak kullandı ve karşılığında 82.650 WETH ile 821 wstETH borçlandı. Bu durum, Aave’de kötü borç oluşma ihtimalini güçlendirdi. Aave’nin hazırladığı son rapora göre, saldırgan Aave’ye toplam 89.567 rsETH (yaklaşık 221 milyon dolar) teminat gösterip büyük hacimli borçlanmaya gitti. Protokol yönetimi, Kelp DAO’nun zararların kullanıcılar arasında nasıl dağıtılacağı ve geri kazanımıyla ilgili net bir plan açıklamamasından dolayı iki olası senaryo üzerinde durdu. Birinci senaryoda, zararın tüm zincirlere orantılı yansıtılması halinde, rsETH arzında yüzde 15,12’lik değer kaybı ve Aave üzerinde yaklaşık 123,7 milyon dolarlık kötü borç oluşması öngörülüyor. Burada Ethereum ana ağında 91,8 milyon dolarlık en büyük kayıp yaşanabilirken, rezervlerin görece derinliği nedeniyle oransal açık düşük kalıyor. Mantle gibi daha düşük rezervli platformlarda ise oransal kayıp yüzde 9,54’e kadar çıkabiliyor. İkinci senaryoda ise sadece L2 zincirlerindeki rsETH’nin zarar görmesi ve Ethereum ana ağındaki varlıkların tamamen teminatlandırılmış kalması durumda, L2 varlıklarına yüzde 73,54’lük ciddi bir kesinti uygulanacak ve bu da 230,1 milyon dolarlık kötü borca yol açacak. Bu tabloda, Aave’nin “WETH Umbrella” adlı 54 milyon dolarlık sigorta fonu yalnızca birinci senaryoda devreye girebiliyor. Hangi senaryonun gerçekleşeceği ise büyük ölçüde Kelp DAO’nun muhasebe ve LRTOracle oran güncellemelerine bağlı olacak. Aave yönetimi ise, kasasında 181 milyon dolar değerinde varlık bulunduğunu ve olası kötü borçlara karşı topluluk üyelerinden ilave destek taahhütleri aldığını açıkladı.
Kripto yasa tasarısında kritik oy tarihi ertelendi, sektör tepki gösterdi
Kripto para piyasasında yeni düzenlemeler için bekleyiş sürerken, ABD Senatosu’ndaki Kripto Piyasa Yapısı Yasa Tasarısı’nın komitede görüşülmesiyle ilgili takvimde belirsizlik devam ediyor. Senato Bankacılık Komitesi’nin önemli isimlerinden Cumhuriyetçi Thom Tillis, yasa tasarısının Nisan ayında komitede oylanması veya değiştirilmesi için bir oturum düzenlenmesini beklemediğini açıkladı. Komite içinde sürecin kilitlendiği ve kripto sektöründeki tansiyonun yükseldiği belirtiliyor. Stablecoin tartışmasında yeni düzenleme çıkmazı Son dönemde, Senatör Tillis ile Maryland’li Demokrat Angela Alsobrooks stabilcoin ödülleriyle ilgili yaşanan çıkmazı çözmek için yürüttükleri müzakerelerle öne çıktı. Stabilcoin alanındaki düzenlemelere ilişkin tartışmalar, özellikle ödül (yield/reward) sistemleri üzerinde yoğunlaşıyor. Temmuz’da onaylanan GENIUS stablecoin tasarısı, stabilcoin ihraççılarının doğrudan faiz ödemesini yasaklasa da, Coinbase gibi dış platformların ödül sunmasını engellemiyor. Bankacılık sektörü temsilcileri ise bu uygulamanın bankalardan mevduat çekilmesine ve yerel finans kurumlarının zayıflamasına yol açabileceğini savunuyor. Kripto para şirketleri ise ödül sistemlerine getirilecek kısıtlamaların inovasyonu sekteye uğratacağı görüşünde birleşiyor. Komiteye yakın kaynaklar, son taslak metinde faaliyetsiz (idle) stabilcoin bakiyelerinde ödül verilmesinin yasaklanmasına, ancak işlem (activity) temelli getirilerin korunmasına yönelik ifadelerin yer aldığını aktardı. Ayrıca, metindeki bu kısımlarda artık ciddi bir değişiklik yapılmasının zor olduğu iddia ediliyor. Kripto mevzuatındaki düğümlü konuların başında stabilcoin ödülleri geliyor. Sektör temsilcileri, “Bu ödüllerin yasaklanması inovasyonu durdurur” derken, bankacılık lobileri bunun geleneksel finans sistemi için risk oluşturduğu görüşünü savunuyor. Senato’daki süreç ve karar takvimi Yasa tasarısında işlerin yavaşlaması senatoda ve kripto topluluğunda baskının artmasına yol açtı. Tasarının bir versiyonu neredeyse bir yıl önce Temsilciler Meclisi’nden geçmiş, tarım komitesinde de partiler arası farklılıklarla ilerlemişti. Fakat nihai düzenlemenin yasalaşabilmesi için bankacılık komitesinin onayının ardından iki versiyonun birleştirilmesi gerekiyor. Mart ayında Senatör Cynthia Lummis, Washington’daki Blockchain Zirvesi’nde komitenin bir Nisan oylaması hedeflediğini açıklamıştı. Ancak, Senatör Bernie Moreno kısa sürede yasa tasarısı ilerlemezse dijital varlıklarla ilgili kanunun yakın gelecekte çıkamayacağı uyarısında bulundu. Komitenin başkanı Tim Scott’a göre ise mevzuatın Mayıs ayında tekrar gündeme gelmesi olasılığı var. Taslak düzenleme, hangi dijital varlıkların menkul kıymet veya emtia sayılacağı, denetim yetkisinin hangi kuruma verileceği ve şeffaflık yükümlülüklerinin kapsamı konusunda netlik getirmeyi amaçlıyor. Geçen yıl boyunca, tasarı üzerindeki tartışmalar ve lobi faaliyetleri komitenin ilerlemesini güçleştirdi. Sektörün baskısı artıyor Geçen hafta bankacılık sektörü temsilcilerinin son düzenleme metnindeki endişelerini komitedeki diğer senatörlere taşıdığı belirtildi. Öte yandan, bu hafta komitenin odağı, ABD Merkez Bankası başkan adaylarından Kevin Warsh’ın onay sürecine çevrildiği için kripto yasa tasarısındaki hareketlilik bir süreliğine arka planda kaldı. Ayrıca, The Digital Chamber CEO’su Cody Carbone da Senato’daki üst düzey isimlere gönderdiği mektupta, dijital varlık pazarları için yasal çerçevenin bir an önce oluşturulmasının ABD’deki yenilikçi finans sektörünün liderliğini korumak açısından kritik olduğunu vurguladı. Carbone, piyasalarda dijital varlıkları benimseyen milyonlarca kişinin net mevzuat beklentisi içinde olduğunu belirtti. “Yasal netlik sağlanması, dijital varlıkları tercih eden 70 milyon Amerikalı için önemli olduğu kadar, ABD’nin gelecek nesil finans teknolojisinde liderliğini güçlendirmek adına da gereklidir.”
Solana kısa vadede kritik destek alanını test ediyor, yükseliş için belirleyici seviye $78.81
Solana son saatlerde yaşanan geri çekilmeyle birlikte kısa vadede önem taşıyan bir destek bölgesine yaklaşırken, piyasadaki yön arayışı da netleşmeye başladı. Kripto para analistleri, Solana fiyatının güç kaybederek mikro destek bandını test ettiğini, ancak daha geniş bir yükseliş senaryosunun hâlâ masada olduğunu belirtiyor. Kısa Vadede Kritik Düzeyler Teknik analizlere göre Solana, kısa süre önce yaşadığı zirveden sonra dolar karşısında 83,53 seviyelerinde işlem görmeye başladı. Bu düzeylerin ardından fiyat, ilk güçlü destek alanı olarak öne çıkan 81,75 ile 80,53 bandına yöneldi. Uzmanlar bu bölgenin, grafikte öne çıkan birkaç geri çekilme seviyesine denk geldiğini ifade ediyor. Analistler, mevcut düşüşü bir düzeltme dalgasının parçası olarak yorumluyor. Eğer alıcıların destek bölgesinde güçlü kalmayı başarır ve fiyat 78,81 dolar üzerinde tutunursa, mevcut yükseliş beklentisinin korunduğu belirtiliyor. Çünkü grafikte bu seviye, yükseliş yönlü yorumun derin iptal noktası olarak işaretli durumda. Destek bölgesinin korunması hâlinde, düzeltmenin ardından yeni bir yükseliş hareketi için alan oluşabileceği kaydedildi. Fakat fiyat 78,81 doların altına sarkarsa, mevcut tablo zayıflayacak ve geri çekilme eğilimi belirginleşecek. Sert Düşüşten Sonra Konsolidasyon Dönemi BitGuru adlı analist, Solana’nın yakın geçmişteki keskin düşüşü ardından toparlanma yapısına geçtiğine dikkat çekiyor. Analizlere göre 93,45 dolardan başlayan son düşüş kısa süreli panik yaratmıştı. Ardından gelen toparlanma ile fiyat, orta vadeli bir bantta sıkıştı ve yükselişe zemin hazırladı. Yakın zamanda, Solana fiyatı 90,95 dolar civarındaki dirençten reddedildikten sonra 85 dolara geriledi. Buna karşın grafikte gösterilen 82 dolar yakınındaki dönüş bölgesi hâlâ korunuyor. Analistler, bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece düşüş yerine bir yükseliş trendinin hâkim olduğunu düşünüyor. Piyasa Yönünde Belirleyici Faktör: Destek Bölgesi Solana’daki kısa vadeli destek bölgesinin korunup korunmadığı, önümüzdeki hareketi belirleyecek en önemli kriter hâline geldi. Boğalar bu bölgeyi başarıyla savunursa, çıkışın ardından yeni tepe denemeleri gündeme gelebilir. Ancak destek hattının altında kalınması durumunda, mevcut yükseliş senaryosu ciddi şekilde zayıflayacak. Analistler, son geri çekilmeye rağmen yapının halen pozitif olmaya devam ettiğini ifade ediyor. Özellikle son dönemde fiyatın daha yüksek dipler oluşturması, piyasa katılımcılarının satış baskısına karşı direnç gösterdiği şeklinde okunuyor. Solana son geri çekilmeye rağmen 82 dolar üzerindeki dönüş alanını koruyor. Yükselişin sürmesi, tamamen bu bölgedeki fiyat hareketine bağlı olacak. Satış baskısı artarsa, yükseliş senaryosu gözden geçirilmek zorunda kalabilir. Kısa vadede Solana yatırımcıları, mevcut destek hattını ve 78,81 seviyesini yakından izlemeye devam ediyor. Her iki durumda da önümüzdeki günlerde piyasanın yönü bu kritik seviyeler ışığında şekillenecek gibi görünüyor.
Bitcoin 76.000 doların üzerine döndü, Orta Doğu gerilimiyle volatilite arttı
Bitcoin, hafta sonu ABD ile İran arasında yaşanan gelişmelerin ardından 20 Nisan’da yeniden 76.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Son günlerde görülen dalgalanmalarda, jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki yükselişin etkili olduğu gözlendi. Kripto para piyasasında işlem görenler, özellikle diplomasiye dair belirsizliklerin ve Orta Doğu’daki ateşkesin akıbetinin piyasalar üzerinde yarattığı baskıyı yakından takip ediyor. Jeopolitik risk ve petrol fiyatları baskı kurdu Orta Doğu’da tırmanan gerilim, küresel finans piyasalarında temkinli bir hava yarattı. Hafta sonuna girilirken, Hürmüz Boğazı çevresindeki hareketlilik ve ABD ile İran arasındaki karşılıklı mesajlar, petrolün varil fiyatını 90 dolar seviyesine yaklaştırdı. Enerji maliyetlerindeki bu artış, enflasyon kaygılarını güçlendirirken, makroekonomik risklere duyarlı olan Bitcoin gibi varlıklarda da sert fiyat hareketlerine yol açtı. Piyasa oyuncuları, mevcut gelişmelerin özellikle türev piyasalarında hevesli ve temkinli işlemleri tetiklediğine dikkat çekiyor. Yatırımcılar hafta başında 78.000 dolara yakın seviyelerden gelen satışlarla risklerini azaltırken, hafta sonu gelen toparlanmada araçsallaşan temel etkenin yeniden yükselen petrol fiyatları ve diplomatik belirsizlikler olduğu belirtiliyor. Trump’ın açıklamaları ve yeni anlaşma beklentisi 20 Nisan’da ABD Başkanı Donald Trump, “İran ile ABD arasında şu an müzakere edilen anlaşma, 2015 tarihli nükleer uzlaşmadan daha iyi olacak” mesajını verdi. 2018’de ABD’nin çekildiği bu eski nükleer anlaşmanın yerine daha kapsamlı bir mutabakat gündeme gelirken, Demokratlar ve bazı nükleer uzmanlar hızlı bir çözüme ulaşmanın zor olacağını savundu. Trump’ın yaptığı son açıklamalar, halihazırda petrol arzı ve ateşkes riskine odaklanan bir piyasada diplomasi başlığını da öne çıkardı. Donald Trump’ın İran’la sürdürülen müzakerelerin, önceki anlaşmalardan daha etkili olacağına işaret eden sözleri, piyasalarda diplomatik gelişmelere dair beklentileri yeniden şekillendirdi. Öte yandan Pakistan’da devam etmesi planlanan görüşmelere dair net bir takvim ortaya çıkmadı. İki haftalık ateşkesin sonlarına yaklaşılırken, sonraki diplomatik adımların zamanlaması belirsizliğini koruyor. Teknik seviyeler, volatilite ve önümüzdeki süreç Piyasa analizleri, Bitcoin fiyatının cuma günü 78.000 dolarda tepe oluşturarak, kısa süreli bir geri çekilme yaşadığını gösterdi. Yatırımcıların yeniden artan jeopolitik risk nedeniyle daha temkinli bir strateji izlediği, açık pozisyonlarda dalgalanmaların likidasyonları beraberinde getirdiği gözlendi. Teknik açıdan üst direnç 79.000 dolar civarında bulunurken, destek noktası 73.000 ile 75.000 dolar aralığında izleniyor. Reuters’ın haberine göre, Hürmüz Boğazı’na ilişkin çıkan yeni gelişmeler ve enerji piyasasında artan belirsizlik, Brent ve WTI türü petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, özellikle ABD Merkez Bankası’nın para politikası beklentileri açısından önemli olurken, kripto para piyasasında da fiyat oynaklığını artırmaya devam ediyor. CryptoAppsy verilerine göre Bitcoin, bu gelişmelerin ardından 76.000 doların biraz üzerinde işlem gördü. Teknik görünüm ve türev piyasasındaki açık pozisyonlar ise, önümüzdeki dönemde dalgalanmanın yüksek kalabileceğine işaret ediyor.
Bitcoin haftaya yeni CME gap ve sert baskı ile başladı
Bitcoin’in yeni haftaya, özellikle kısa vadeli ve uzun vadeli grafiklerde devam eden baskı altında girdiği görülüyor. Fiyatın, düşen bir direnç çizgisinin altında işlem görmeye devam etmesi teknik baskının sürdüğünü işaret ediyor. Analistler, mevcut seviyenin üstündeki yeni CME gap’ine odaklanırken, yatırımcıların asıl sorusu Bitcoin’in toparlanıp toparlanamayacağı ya da kritik dirençlerin gölgesinde kalacağı yönünde şekilleniyor. Teknik görünüm: Düşüş trendi ve geçmiş döngüler Kripto para piyasasında takip edilen önemli analistlerden Ted Pillows, Bitcoin’in hala düşüş trendinde olduğunu savunuyor ve son yükseliş hareketinin bir boğa tuzağı olabileceğine dikkat çekiyor. Pillows’un paylaştığı grafik, kısa vadede zayıflığın sürmesine rağmen, fiyatın geçmiş piyasa döngülerinde de görülen bir yapıyı tekrar ettiğini gösteriyor. Bitcoin, her döngüde tepe gördükten sonra, düşen bir trend çizgisinin altına iniyor; ardından bu çizgiyi kırıp önemli bir seviyeyi tekrar test ediyor ve yukarı yönlü bir hareket başlatıyor. Grafik üzerinde işaretlenen daireler de bu yeniden test edilen seviyelere işaret ediyor. Öte yandan son bölüm, piyasadaki negatif beklentileri canlı tutuyor. Fiyat, grafiğin sağ tarafında yer alan direnç çizgisinin üstüne çıkamıyor. Bu yapının yukarı yönlü kırılması gerçekleşmediği sürece, kısa vadeli düşüş senaryosu teknik olarak geçerliliğini koruyor. Grafikte kısa vadeli toparlanmanın zayıf kaldığı, fiyatın hala düşen trendin baskısı altında hareket ettiği gözleniyor. Genel görünüme bakıldığında ise mevcut teknik yapı, kesin bir trend bozulmasından ziyade, uzun vadeli yükseliş eğilimi içinde bir düzeltmeye işaret ediyor. Yeni CME gap ve volatilite beklentisi Kripto piyasasında yakından takip edilen uzmanlardan Daan Crypto Trades ise hafta sonu yaşanan hareketlerin ardından CME vadeli işlemlerinde oluşan yeni bir “gap”e dikkat çekiyor. CME Bitcoin vadeli kontratlarının, cuma günkü kapanışın oldukça altında, yaklaşık 74.400 dolarda yeniden işleme açıldığı belirtiliyor. Bu açılış, 74.900 dolar ile 77.500 dolar arasında işlem görmemiş bir alan oluşturarak piyasada yeni bir teknik boşluk yarattı. Bu tür CME gap’lerinin, kısa vadede yatırımcılar için kritik referans noktaları haline geldiği biliniyor. Piyasa oyuncuları tarafından yakından izlenen bu bölgeler, fiyat hareketinde bir mıknatıs etkisi oluşturabilir. Şu anda fiyatlar gap aralığının oldukça altında seyrediyor, bu da piyasadaki zayıf toparlanmanın altını çiziyor. Eğer hareketlilik artarsa, yatırımcılar fiyatın bu gap bölgesine yaklaşıp yaklaşmayacağını takip edecek. Tersi durumda, düşük açılış seviyesi kısa vadede piyasanın tonunu belirleme potansiyeline sahip. Makro baskılar ve haftalık gündem Bitcoin haftaya, bir yandan küresel piyasalardaki dalgalanma ve emtia fiyatlarındaki yükselişle şekillenen makro baskıların etkisi altında giriyor. Vadeli piyasada oluşan denge bozukluğuna ek olarak, yatırımcıların dikkati hem teknik göstergelerde hem de gündemdeki gelişmelerde olacak. Önümüzdeki günlerde volatilitenin artması ve kritik direnç-baskı bölgelerinin test edilmesi bekleniyor.
Ethereum’da 1 yıl sonra ilk kez SuperTrend pozitif sinyal verdi, 8.000 dolar hedefi gündemde
Ethereum’da dikkat çeken iki teknik sinyal yatırımcıların odağında yer alıyor. Bir yılı aşkın sürenin ardından ilk kez SuperTrend göstergesi pozitife dönerken, ETH fiyatı da uzun vadeli destek eğrisinin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Her iki gelişme de piyasada kalıcı bir toparlanma ihtimalini artırıyor. SuperTrend sinyali: Uzun süre sonra ilk pozitif dönüş Kripto para analizlerinde sıklıkla kullanılan SuperTrend göstergesi, Ethereum için uzun bir aranın ardından yükseliş yönünde sinyal verdi. Analist Ali Charts, ETH’nin şu anda 2.312 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü, yeni alım sinyalinin ise 1.675 dolar civarında oluştuğunu gösteren grafiği paylaştı. Ali Charts’ın aktardığına göre, “Ethereum’da bir yılı aşkın sürenin ardından ilk defa SuperTrend göstergesi yükselişe geçti. Bu sinyal, uzun vadeli yön değişimini göstermesi sebebiyle geçmişte de önemli fiyat hareketlerini tetiklemişti.” SuperTrend, genellikle genel piyasa yönünü ortaya koyan bir araç olarak biliniyor. Son yükselişin ardından Ethereum’un fiyatı daha önce 4.000–5.000 dolar aralığına kadar ilerlemişti. Göstergenin tekrar negatif dönmesiyle ise uzun süren düşüş ve dalgalanma dönemi başlamıştı. Göstergenin şimdi bir kez daha pozitife dönmesi, büyük bir çıkışın kesin işareti olmasa da orta ve uzun vadede güçlü bir toparlanma ihtimaline işaret ediyor. Özellikle fiyat bu yeni destek bölgesinin üzerinde tutundukça, kısa süreli yükselişlerden ziyade kalıcı bir iyileşme senaryosu öne çıkıyor. 8.000 dolarlık hedef: Destek trendi korunuyor Bir diğer dikkat çeken analiz ise James tarafından paylaşılan haftalık grafik oldu. Burada Ethereum’un 2016’dan bu yana etkisini koruyan uzun vadeli yükselen trend çizgisine tutunduğu görülüyor. Bu trend çizgisi, geçmişte birçok önemli döngüde piyasanın yeniden güç kazanmasını sağlamıştı. James’e göre, “Ethereum’da 8.000 dolar seviyesi hâlâ uzun vadeli hedef olarak masada. Ancak bu senaryonun geçerli olabilmesi için fiyatın mevcut trend desteğini kaybetmemesi ve yeniden yukarı yönlü ivme yakalaması gerekiyor.” Ethereum’un 3.000 dolar üzerindeki seviyelerde kalmayı başaramamasının ardından trend çizgisine geri döndüğü görülüyor. Şu an için yapısal bir bozulma yoğun biçimde hissedilmese de, fiyatın mevcut destek eğrisinde kalıp kalmayacağı kritik önem taşıyor. 8.000 dolar hedefi kısa vadede ulaşılacak bir seviye olarak değil, uzun vadede izlenen bir üst sınır olarak yorumlanıyor. Bu hedefin gerçekleşmesi için öncelikle mevcut destek bölgesinin korunması ve ardından istikrarlı bir toparlanmanın başlaması gerekiyor. Aksi durumda, destek seviyelerinin açık şekilde kırılması, Ethereum’daki uzun vadeli olumlu tablonun zayıflamasına neden olabileceği; bu da mevcut döngünün momentumunu önemli ölçüde azaltabilir.
Kadim bir ekşi sözlük başlığı burada da dursun.
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Hayatına neyi katsaydın ya da neyi başarsaydın kendini tamamlanmış olarak addedersin?
Yazarların başlık altında duyulmamış bir bilgi bıraktığı başlık. Bismillah fora
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
"İngiltere kraliçesi Elizabeth ve kocası kral Charles'ın pasaportu yoktu."
Geleneğine, görenegine bağlı kimseye verilen isim.
